1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Ak Parti’nin Başarısıyla İstikrarlı Yürüyüşe Devam
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Ak Parti’nin Başarısıyla İstikrarlı Yürüyüşe Devam

A+A-
Geçtiğimiz pazar günü merakla beklenen genel seçimler gerçekleşti. Sonuçlara bakıldığında AK Partinin ezici üstünlükle yeniden iktidara gelmesinin mutluluğunu milletçe yaşadık. Bu mutluluğu sadece kendi adımıza değil, geleceğimizi emanet edeceğimiz evlatlarımız adına yaşadık. Ülkemizin 2000 öncesi yıllarda yaşanagelen hep gerilim yüklü hep çatışmacı havada ki yıllarına dönme endişemi aklıma bile getirmek istemiyordum.
İyi olmadı mı sizce? Karanlık ve her anı karmaşa içinde geçen koalisyon dönemlerinden bıkan halkımız yeniden o yıllara dönüşe çok şükür ki vize vermedi. Haydi, bizler biliyoruz. Ama genç fidanlarımız o zamanın karanlık aşamalarını yeniden yaşayacaklardı. Koalisyon denen gerçeğin ne kadar zararlı ve işe yaramaz bir sistem olduğuna bizzat şahit olacaklardı. Bu yazımı bu sebeple büyük bir mutlulukla yazıyorum. Halkımızın zihnini bulandıran çevrelerin kendilerine çekidüzen vermesi ve içinde bulunduğumuz geminin su almasını engellemelerini beklerdim. Ama görüyorum ki seçim yenilgisinin yaşattığı bunalımla ağızlarına geleni savuruyorlar. Özellikle MHP liderinin yaptığı ilk yazılı açıklamaya bakınca ülkemiz adına kaosa giden her yolu zorladığını üzülerek görüyorum. Bundan sonrası için yapacakları ve kendilerinden beklenen sadece siyasi olgunluktur. O geçmişin koalisyonlu ve karanlık dönemlerini bizzat yaşayan bir kardeşiniz olarak geleceğe artık daha aydın gözlerle bakabiliriz. Önümüzde Allah’ın izniyle dört dörtlük geçeceğine inandığım bir dört yıl daha bizi bekliyor. En önemlisi de başlayan ve devam etmekte olan dev yatırımlar sürecek.
Malumunuz ülkemiz en son 2002 yılında yaşadığımız koalisyonlu karanlık yılların oyuncağı olmuştu. O zamanlar 31 yaşında bir kardeşinizdim. Şu anda 44 yaşındayım. Ömrümün büyük kısmı ANAP iktidarı dışında hep koalisyonlu yıllarla geçti. O yıllarda yaşanan çatışmaları ve partiler arası sürtüşmeleri, fikir ayrılıklarını hiç unutamadım. Bugün gelinen noktada; vatandaşımızın geçmişten ders aldığını görmek mutluluk verici. Bu ülkede koalisyonla yaşanıp ta ülke adına kendini paralayan bir siyasi oluşum olarak geçmişte sadece Refah Partisi’ni hatırlıyorum. Diğer siyasi oluşumların bütün mesaisi ve çabası üzülerek ifade etmek gerekirse hep kendi çıkarına bir şeyler elde etmek odaklı yani yandaşlarını devlet kadrolarına yerleştirmek olarak gerçekleşmişti. Bu dönemleri unutmuş olmak için tek parti iktidarına ihtiyaç vardı. İşte o iktidar dönemini 13 yıl boyunca AK Parti ile yaşadık. Şimdi önümüzde bir dört yıl daha var. Tek parti iktidarıyla ülkemizde istikrar yeniden yerleşmiş, geleceğe güvenle bakar hale geldik. Ama üzücü olan şudur ki, etrafımızdan birilerinin ülkeyi karanlık yıllara geri döndürmek ve Türkiye’mizin de beceriksiz Arap liderlerinin idare ettiği bir anlayışla yönetilmesi beklentisinin farkındayız. Şu anda buna götüren yolda başarısız olmaları halkımızın uyanışıyla açıklanabilir.
Açıkçası ülkem için ve geleceğimiz için oldukça ümitvarım. İlk başta el sıkışarak, gülüşerek başlayan koalisyon yılları belki 3 ay belki 5 ay içerisinde geçmişte yaşanan o karanlık ve çökmüş dönemleri yaşamayacak olmaktan ötürü mutluyum. Fikir çatışmaları halkın yaşamına yansıtılmıyor muydu? Herkes kendi ideolojisi doğrultusunda kararlar alınmasına zorlamıyor muydu? Birinin düzelttiğini diğeri bozmaya çabalamıyor muydu? Ana kriter memleketimizin felahı değil, parti menfaatlerinin ve çıkarlarının çatışması olmuyor muydu?
AK Partili yılların tamamen sütten çıkmış ak kaşık olduğunu elbette hiçbir zaman iddia etmedik. Bizler AK Partiyle taassuplarından kurtulmuş ve tek fikirle hareket eden yapımızı genelleştirmiştik.
Seçim öncesinde Kılıçdaroğlu’nun seçim meydanlarından haykırışını hatırlıyor musunuz? Hani İmam Hatip Okulları’yla alakalı ne kadar masum konuşuyordu? Ama onun dediği İmam Hatip Okulları anlayışı içerisinde belli kalıplara sığdırılmış ve sınırının dışına çıkamayan İmam Hatip Okulları idi. Geçmiş dönemlerinde kurulan İmam Hatip Okulları’nın amacı, ülkeye devlet adamı yetiştirmek değil, onların bakış açısına göre namaz memurları yetiştirecek, öldüklerinde cenazelerini yıkayıp, paklayacak nesillere olan ihtiyacın karşılanması idi.
Zaman İmam Hatip Liseleri’nde yetişen neslin gerçekten devletini seven ve ülke idaresine talip nesiller olduğunu gösterince CHP’nin bir oyunu daha bozulmuş oldu. Çıkıp meydanlardan savurdukları yalanlar, bizim geçmişimizin karanlık yıllarından gelen CHP’yi şirin gösterme çabasından öte bir çaba değildi.
MHP’mi? Onu ibretle ve üzüntüyle takip ediyorum. Ciddi bir çöküş ve devamında da yok olup gidişe giden bir süreç başladı. Gelecek seçimde bu kafayla devam ederlerse meclise de giremeyecekler. Şunu bilmeliler ki bu ülkede çok çeşitli etnik kökende yaşayan ırklar olduğu gerçeğini unutmadan İslami bir düşünceyle hareket etmesini ve ırkçılığın âlemlerin efendisi Hz. Muhammed Aleyhisselam tarafından yasaklanmış iğrenç bir saplantı olduğunu umarım akıllarına iyice kazırlar. Bir insan doğarken ırk seçimi kendisinden istenmemişti. Devlet Bahçeli’de doğarken kendisine Türk mü Kürt mü olacağında dair bir düşüncesi elbette sorulmadı. Bu gerçeğe istinaden umulur ki MHP’de yaptığı büyük yanlışın farkına varacak ve kendisine çeki düzen verecektir. Bakın seçim çalışmalarında bu vatanın bir köşesi olan doğu illerine giderek seçim çalışması bile yapamadı. Buradan şu çıkıyor ki MHP ola ki iktidar olsa ya da iktidar ortağı olsa doğu illeri beklentilerine kavuşamayacaktı. Geçmişte de öyle değil miydi? İktidar olma şansı yoktu ki olsa olsa koalisyon ortağı olma şansı elde edebiliyordu.
Tuğrul Türkeş ile Meral Akşener’in dışlanma sebebinin ardında yakın gelecekte MHP’ye genel başkan olmaları ihtimallerinden başka bir şey değildi. Peki, şimdi ne olacak?
HDP ile alakalı fazla bir şey karalamak istemiyorum. Her kim iktidara geçecekse bu oluşumu sistem içinde tutarken ileri giderek haddini aşanları hıyaneti vatan suçundan gerekirse haddini bilmeyenlerin dokunulmazlıklarının kaldırılarak mahkemeye sevk edilmesine yön verecek bir çalışma başlatılmalıdır. Bu ülke içerisinde vatana ihaneti destekleyen, bu vatanın bayrağıyla ve milli marşıyla sorun yaşayan, burada farklı kendi yandaşlarının yanında farklı hareket eden ve fikir atıp savuran bir oluşum kesinlikle terbiye edilmelidir. Birde bunları destekleyen sanatçı ve gazeteci artıklarının da bundan böyle dikkatle takip edilmesi sağlanmalıdır.
Kardeşlerim! Konu vatansa gerisi teferruattır.
O kadar…

 
Bu yazı toplam 65 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.