1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Ak Parti’nin Gidişatında Üçüncü Dönem : Gerileme
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Ak Parti’nin Gidişatında Üçüncü Dönem : Gerileme

A+A-
Geçen ki yazımda verdiğim örnekler daha da artırılabilir. Ama ben burada kesmek ve üçüncü döneme yani içinde bulunduğumuz döneme işaret etmek istiyorum.
AK Parti’nin üçüncü döneminde önceki dönemden başlatılmış dev projelere kısacası, Kanalistanbul’a, Marmaray’ın devamına, üçüncü boğaz köprüsüne ve üçüncü havalimanına değinmeyeceğim. Bunları zaten takdir ediyoruz.
Bu dönemde memleketimizin genel durumuna bir göz atmakta yarar görüyorum. Son dönemde halkımızın önceki dönemlerden elde ettiği bazı avantajlarından geri adım atıldığına şahit oluyoruz. Özellikle de sağlık alanında birçok hizmet ilk iki dönemin aksine halkımızın cebine dokunmaya başlamıştır. Eczanelere giden halkımızın muayene ücreti adı altında alınan paradan rahatsızlığı aşikardır. Daha da ilginci kendisine verilen ilaçların normal bedelleri toplamı, doktora giderek eczaneden ilaç temin etmesi karşılığı ödeyeceği rakamın çok altındadır. Bu yüzden halkımız, kendi kendisinin doktoru olmuş ve gidip muayene olmaksızın kulaktan dolma bilgilerle ya da devamlı kullandığı ilaca kendi kendine karar vererek eczaneden ilacını temin eder hale gelmiştir. Hükümet bunu iyi bir düşünmeli ve halka hizmeti zulme dönüştürmemelidir.
Birçok alanda getirilen vergiler halkın belini bükmektedir Özellikle asgari ücretle geçimini sağlayan vatandaşlarımız burnundan solumaktadır. Her ay ödediği yüklü elektrik, su, doğalgaz ve telefon faturalarıyla maaşının yarısına yakınının devlete vergi olarak mahsup edilmesinden ciddi rahatsızlık duymaktadır. Devletin burada ki görüntüsünün anlamı kaşıkla verdiğini kepçeyle almaktır.
Petrol rakamlarında ki artış yüzünden dünyada liderliğe oynadığımız yüksek yakıt rakamlarında hükümetin girişimlerde bulunması elzemdir. Bunu dünya petrol rakamlarının tek bir merkezden idaresi gibi safsatalarla geçiştirilmemesi gerekir. Çünkü dünyanın birçok ülkesinde petrol rakamları bize nispeten çok düşüktür. Bu ülkelerin birçoğu da petrolde dışa bağımlıdır. Ama bizim devletimiz, petrolde uyguladığı yüksek vergi oranlarıyla halkın sırtına binmiş ve binmeye devam etmektedir.
Okullarda bedava kitap dağıtımı uygulaması delinmiştir. Çeşitli yayınevleri tarafından basılan kaynak kitaplardan velilerin temin etmesi istenmektedir. Hatta durum öyle bir konuma geldi ki devlet tarafından dağıtılan kitaplar neredeyse hiç el değmeden atıl vaziyete ulaşmıştır. Bu konuda devletin mevcut kitaplar gerçekten yetersiz ise, bunları gerçek anlamda muhteviyata büründürmesi ve çocuklarımıza ulaştırması gerekir.
Son yapılan zamlar, vatandaşın psikolojisini bozmaktadır. Hatta aile içi kavgalardan tutun birçok konuda tartışmalar ve huzursuzluklar yaratmaktadır.
Aşağıda size 2002 ile 2013 yılları arasında bazı kalemlerde gelen zamlara örnek vermek istiyorum.
Bir gram altın 12.50 TL’den 85 TL’ye, çeyrek altın 21 TL’den 145 TL’ye, Dolar 1.40 TL’den 2.25 TL’ye, Mutfak tüpü 12 TL’den 75 TL’ye, elektriğin kilovatı 11.5 kuruş’tan 40 kuruşa, doğalgazın metreküpü 0.23 kuruştan 100 kuruşa, benzinin litresi 1.48 TL’den 4.90 TL’ye, mazotun litresi 1.10 TL’den 4.50 TL’ye, üre gübrenin tonu 260 TL’den 1.200 TL’ye, % 33 nitrat gübrenin tonu 200 TL’den 860 TL’ye yükselmiştir.
Maaş zamları da aynı nispete binaen yükselirse buna kimsenin itirazı olmaz. Ama yapılan maaş artışıyla, ürünlere getirilen zam oranları arasında ki uçurum halkımızı büyük bir darboğaza doğru sürüklemektedir. Bunu sokağa yansıyan görüntüyle kıyaslamaya gerek yok. Bu içten içe kaynayan bir kazan olup, hemşehrimiz Ahmet Davutoğlu uhdesinde ki AK Parti iktidarının 2015 genel seçim sonuçlarıyla gerilemesi sürecine start verebilecek gelişmedir. İşte AK Parti’yi ANAP’laştıran bir sürecin başladığını görmekten ötürü şahsen ciddi rahatsızlık duymaktayım.
Diğer bir konuda iktidarın ikinci döneminde yakaladığı bölgede ki lider konumu ve dış politikada ki artı puanlarının yerini eksiye bıraktığına şahit olmaktayım. Halkın zihninde ki berrak görüntü yerini endişeye bırakmaktadır. Özellikle de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşanan gelişmeler sonrasında toparladığımız imaj yerini, komşularla ve diğer ülkelerle büyük sorun politikasına doğru kaydırmaktadır. Ülke olarak her zaman birleştirici ve barışı ilke edinen bir dış politika yaklaşımına elbette bir itirazımız olamaz. Ama denge siyaseti denen bir gerçeği de göz ardı etmememiz gerekir. Biz taraf olduğumuz uç noktalara odaklanarak ülkenin her ne kadar gerçekte legal olmasa da legalleştirilmiş yönetimleriyle savaş halinde olmamızın ülkemiz geleceğine dair etkilerini de düşünmemiz gerekir. Bugün Mısır’la, Irak’la, Suriye ile, İran’la fikri tezat yaşayan siyasetimiz yüzünden ülkemizin vatandaşlarına, ihracatçılarımıza, ithalatçılarımıza, borsamıza yansıyan reel yaptırımlar çok iyi düşünülmeli ve öyle adım atılmalıdır. İşin gerçeği görüntü oldukça bulanıktır.
Sonuç olarak;
Bilinmeli ki halkımızın modern yatırımlara itirazı yok ama zamlara da tahammülü yoktur.
Bilinmeli ki halkımızın süslü kelamlara itirazı yok ama içeride ve dışarıda ki kavgaya da tahammülü yoktur.
Bilinmeli ki halkımızın kardeşliğe itirazı yok ama kalleşlere tahammülü yoktur.
Bilinmeli ki halkımızın sanayileşmeye itirazı yok ama doğal yaşamın katledilmesine de tahammülü yoktur.
Bir sonraki yazımda devam edelim.

 
Bu yazı toplam 49 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.