1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Ak Parti’ye Alternatif Var. Buyurun Okuyun…
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Ak Parti’ye Alternatif Var. Buyurun Okuyun…

A+A-
Yeni bir yılın üçüncü gününde sizlerle ne paylaşmalıyım. Düşündüm taşındım ve hükümete alternatif buldum. Bunu paylaşayım istedim.
Şaşırdınız değil mi?
İnsan zihnini zorlayınca nelere ulaşıyor.
AK Parti aleyhine geçtiğimiz yılın son ayında oynanan çirkin oyunlardan sonra diyelim ki bunu isteyenler muvaffak oldular. Erken genel seçim kararı alındı. Düşük bir ihtimalde olsa AK Parti tek başına iktidar olacak kadar sandalye elde edemedi. Malum siyasi ve diğer kesimler, kıçlarına kına yaktıktan sonra hemen çözümü ortaya koyuyorlar: Yeni bir koalisyon hükümeti ile yola devam etme planları…
Mevcut şartlarda bu nasıl gerçekleşir? Görünen o ki meclise yine 4 parti girecek. O zaman hemen CHP ve MHP koalisyon hükümeti için girişimlere başlasınlar.
Biz bu filmi daha önce izledik diyenler! Az sabredin.
Fakat ortada sıkıntılı bir durum söz konusu, bu iki partinin aldığı oy oranı yani sandalye sayısı hükümet kurmaya yetmiyor.
Haydı, bu kısmını da göz ardı edelim ve iki parti yeterince sandalye alsınlar ve koalisyon hükümetini kursunlar.
Değerli halkımıza soruyorum. Siz bu oluşumdan ne bekliyorsunuz? Kan uyuşmazlığı ile aylarca süren bıktırıcı kavgalar sebebiyle AK Parti tarafından başlatılan birçok proje askıda kalacak. Askıda kalmasına razı olduk diyelim de askıdan külliyen indirilerek gözden kaybedilmesinden endişe duyuyorum.
Geçmiş zamanda ki bu tür oluşumlardan biliyorum. Aralarında rant ve kadro kavgaları baş gösterecek. İki parti kendilerinde kalan bakanlıklara kendi yandaşlarını yerleştirme gayretine girişecek. AK Parti dönemine olan hınç sebebiyle çok sayıda bürokrat ve üst düzey mağdur edilecek.
Daha kötüsünü söylemek istiyorum. AK Parti tarafından başlatılan demokratikleşme paketi bunların kavgacı üslubu ve MHP’nin dayatması yüzünden yerle yeksan olacak. PKK yeniden katliamlarına başlayacak. Yurdun dört bir köşesinden şehit cenazeleri gelmeye başlayacak. Avrupa Birliği ile olan tüm diyaloglarımız kesilme noktasına gelecek. AK Parti zamanında yeniden kazanılan haklar, birer birer iptal edilmeye başlanacak. Kamuda ve üniversitelerde başörtüsü yasağını yeniden hortlatacaklar. Geçmiş zamanda yaşadığımız iç karartıcı tarzda rektör ve dekanlar iş başına getirilecek. İkna odaları yeniden tesis edilecek. İmam Hatip Liseleri’nin önü yine tıkanacak. Hatta kapatılmaya başlanacak.
Mısır’da ki Zalim Sisi rejimine destek verilecek. Müslüman Kardeşler örgütüne sırt dönülecek. Bizde terör örgütü ilan edeceğiz.
Suriye’de Esed zalimine kucak açılacak. Mazlum halk büsbütün ortada kalacak. Onlara tek seçenek bırakılacak : Ölüp kurtulmak…
Bu örnekler daha da artırılabilir.
Bu ülke geçmişin karanlık günlerine dönmeyi asla hak etmiyor.
Vatandaşımız biliyor ki ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de Devlet Bahçeli bu ülkeyi yönetebilecek çapta kişiler değiller.
Bilinmelidir ki ancak birilerinin sırtından bir yerlere ulaşmayı gaye edinmiş elinde zerre kadar projesi bulunmayan ve sıfır birikimli bir yapıyla bu ülkeyi bunlara teslim edebilecek lüksümüz yoktur.
Bugüne kadar yapılan yatırımlarla şu an geldiğimiz mesafenin sekteye uğramaması için AK Parti’nin daha da güçlü gelmesi ve başarılı icraatlarını devam ettirmesi gerekiyor.
Bu yapılan hizmetlerin birçoğu, 2002 öncesi malum simalarla ya da devamıyla sürdürülmeye kalkışılırsa yol almamız imkansızdır.
İşte Amerika’nın ve Avrupa’nın istediği budur. Bölgede bir güç haline gelen Türkiye kendilerini fazlasıyla rahatsız etmeye yetmiştir. Büyüyen bu gücü birbirine kırdırarak hedef saptırmaya ve Türkiye’mizi eski karanlık günlerine taşımaya çalışıyorlar.
Ekonomik özgürlüğü sebebiyle IMF’ye de kafa tutabilen bir Türkiye’nin, kendi kendine yetmesi bir yana etrafına da destek olacak kadar büyük bir ekonomiye sahip olması batı dünyasının uykusunu kaçırmaktadır.
İstedikleri özetle şudur : İslam coğrafyasında hiçbir ülkenin ekonomik bağımsızlığı söz konusu bile olmamalıdır. Hepsi dışa bağımlı bir yapıda varlıklarını idame ettirmelidirler. İleride kendilerine tehdit olarak algıladıkları güçlü İslam ülkeleri kabusu ile uyanmaktan korkuyorlar. Güçlü ve dirayetli duruşuyla Türkiye’nin de diğer İslam devletleri gibi bir ikileme düşmesi ve dış güdümlü olarak varlığını sürdürmesi gerektiğine kendilerini şartlandırmışlar.
Peki şimdi soruyorum!
Bu oyunu milletçe bozacak mıyız?
Batı dünyasına ekonomik gücümüzle şamar indirecek miyiz?
İslam dünyasında oluk oluk akan kanın durması için kenetlenecek miyiz?
Zalimin değil,mazlumun yanında yer alacak mıyız?
Milyar dolarlarla ifade edilen dev yatırımların açılmasına şahitlik edecek miyiz?
Hepsine evet mi?
O halde sakın ha sakın! Kaostan beslenen partilere ve kaosa davet edenlerin oyunlarına gelmeyin.
Unutmayalım, dışarıda dostumuz yok, içimizde de münafıklar var. Bu çirkin oluşuma asla geçit vermeyelim.
 
Bu yazı toplam 42 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum