1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Akan Kana Bedel Biçenler - I
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Akan Kana Bedel Biçenler - I

A+A-
Türkiye’nin tepesine çullandı leş kargaları… Ne yapıp edip sözde Ermeni Soykırımı safsatasıyla Türkiye’yi mahkûm etmenin yollarını arıyorlar.
Sen misin reformlarla atağa kalkan?
Sen misin, diğer İslam ülkelerinin aksine demokratik gelişmelerle diğerlerine örnek olma cüreti gösteren?
Sen misin, elleriyle bezedikleri paralel örgütü yerle yeksan ederek, büyükçe bir tehdidi bertaraf eden?
Sen misin, Gezi Olaylarında ki çapulcuların ayaklanması karşısında dimdik durarak onları geri püskürten?
Sen misin, 3. Havalimanını yaparak Almanya denen kalleş ülkenin ipliğini pazara çıkarmaya çalışan?
Sen misin? Avrupa tel tel dökülürken ekonomik büyüme gösteren?
Sen misin, Ortadoğu’da akan kandan beslenen vampirlerin tuzak ve tehditleri karşısında diğer kardeşlerini uyandırmaya çalışan?
Sen misin, milli otomobil yapmak için girişimde bulunarak batılı emperyalistlerin akan musluklarını tıkamaya çalışan?
Sen misin, Türk Hava Yolları’nı inanılmaz büyütmek suretiyle uzakları yakın ederek halkları kaynaştıran?
Sen misin, ortaçağ karanlığında boğulup bugün medeniyet yaygaralarıyla aklınca dünyaya önder olduğunu sanan zavallı Avrupa’nın aslında sadece kendine medeni, diğer ülkelere karşı sadist olduğunu ortaya koyan?
Daha isterseniz devam edebilirim. Ama bu kadar yeter.
Ermeni soykırımı ayaklarıyla ülkemizi yüklü bir tazminata mahkûm ettirerek ekonomik anlamda bizi yıpratacağını zanneden ahmak devletler şunu bilsin ki güneş yüzünü göstermiştir. Sizin kirli balçıklarınız o yüzeyi asla kapatamaz.
Gelelim şimdi sizin sicilinize;
Hatırlarsınız 1990’lı yıllarda bu kadar yakın bir tarihte Avrupa’nın göbeğinde ki Sırp caniler tarafından Müslümanların vahşice katledildiği soykırıma…
Nisan 1992’de Srebrenitsa'nın hemen dışında bulunan Bratunac köyünde, 350 Bosnalı Müslüman, Sırp özel polis güçleri tarafından ölümcül işkenceye tabi tutularak katledildi. Burada yaşananlar hakkındaki bilgiler, ancak aylar sonra katliam sırasında çekilen görüntülerin yayınlanması ile ortaya çıktı.
Sırp zalimlerinin bu vahşet siyasetinin dünyada duyulması, düşünülenin aksine Bosnalı Boşnakların kurtulma ümitlerini arttırmadı. Aksine, BM ve NATO desteğinde özellikle Sırplar hedef alınarak bir ambargo başlatıldı. Fakat hem Sırpların eski müttefikleri olan Rusların yardımı, hem de coğrafi olarak daha iç kesimlerde bulunan Bosnalı Müslümanlara göre daha avantajlı olmaları sebebiyle, bu ambargodan Bosnalı Sırplar neredeyse hiç etkilenmediler. Elbette ki bunu bilinçli yapmışlardı. Olan zaten silah ve lojistik olarak çok zayıf olan Müslümanlara oldu. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip Yugoslavya'nın, bu gücünü Sırplar neredeyse sonuna kadar kullanmışlardır.
Kısa bir zaman zarfında Nasır Oriç isimli bir İslam yiğidi tarafından örgüt Sırp canilerine karşı savunmaya geçerek başarılar elde etmeye başladıktan sonra telaşa düşen BirLEŞmiş Milletler şebekesi bu durumu sonlandırmak için Dayton görüşmelerini başlattı. Sırplar, görüşmelerde avantaj elde etmek için iki stratejik kent olan Gorajde ve Srebrenitsa'yı ele geçirmek maksadıyla bütün güçleriyle bu iki kente saldırdılar. Tarihin gördüğü en büyük katliamlardan birini tüm dünyanın seyirci bakışları arasında sergilediler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edildikten iki yıl sonra Serenatsa, 1995 yılının yaz ayında II. Dünya Savaşı’ndan sonra meydana gelen en büyük toplu soykırıma uğradılar. Sırplar topladıkları ve günlerce sistematik işkenceden geçirdikleri Bosnalı Müslümanları, evlatlarının kardeşlerinin gözleri önünde öldürdükten sonra, cesetlerini yine onlara gömdürdüler. Bu yaşananlar her yıl yıldönümünde yaşlı gözlerle izlediğimiz Srebrenitsa Katliamı olarak biliniyor. O günleri hatırladıkça hala içimin daraldığını hissediyorum. Öğrencilik yıllarıma tekabül eden bu savaşta yaşananları düşündükçe insanoğlunun ne kadar vahşileşebileceğine inanmakta güçlük çekiyorum.
Dünyanın gözü önünde daha dün cereyan eden bu katliam için ses çıkarmayan batılı batakların 1915 yıllarında yaşandığını iddia ettikleri bir olay için niçin bas bas bağırmaktalar?
Enselerinde gelişen bu acı savaşta katledilen Müslüman toplumlar için sesini çıkarmayan batı dünyasının hedefi acaba neydi?
Avrupa’nın göbeğinde teşekkül edecek Müslüman Devletin varlığından duydukları endişe olabilir mi?
Evet, aynen öyledir. Avrupa toplumlarında İslam’a karşı içten içe yanan köz misali bir hınç vardır ve olmaya devam edecektir. Osmanlı döneminde el divan pençe durdukları Osmanlı sultasının onlar için nasıl bir yıkım olduğunu ve besledikleri kini hepimiz biliyoruz. Aşağılık kompleksine kapılan batılı emperyalistler, Osmanlı sonrasında akıtılan Müslüman kanlarından beslenmektedirler.
Üzülerek ifade etmeliyim ki bu durum orada yaşayan, içlerinde soydaşlarımızın da bulunduğu Müslüman toplumlara gelecek zaman içerisinde bir sindirme, korkutma ve kaçırma politikası olarak devam edecektir. Ama bugün ama yarın ama 10 yıl sonra… Avrupa topraklarında Müslümanlardan kurtulmak isteyecekler. Ne de olsa imar işleri sona erdi.
Devam edeceğim.
 
Bu yazı toplam 75 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.