1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. AKIL+NAKİL+AKİL NOTLARINDAN!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

AKIL+NAKİL+AKİL NOTLARINDAN!

A+A-

Zaman zaman almış olduğum notlara göz gezdiririm. Neler not almışım neler….?...
Çumralı bir hemşerim Konya’da acil işi vardır Kayalı parkın kenarına arabasını durdurur bankaya girer. Parasını çeker arabasını park ettiği yere geldiğinde bir ne görsün? Arabası yok, kendi kendine söylenir;
--- Arabanın kontağı, anahtarı cebimdeydi arabayı nasıl çalıştırıp götürdüler?...Deyince hanımı;
---- Anahtarın sende olması önemli değil önemli olan nereye park ettiğin önemlidir. Arabayı trene bağlayıp aramanın manası yok. Bizim arabayı trafik çekmiş. Der hanımı.
Demek ki, arabayı her yere park edilmezmiş!
**
Öyle zaman oldu ki, “AKİL ADAMLAR” diye amcalar tanıttılar mıydı ne? Hayretler içinde algı çalgı arasında kaybolup gittiler….
Ancak, biz yine notlarımıza bakalım mı?
 İki şey akıl hafifliğini gösterir. Söyleyecek yerde susmak, susacak yerde söylemek. (Sadi)
Akıl yeryüzünden kalksa bile, hiç kimse akılsız olduğuna inanmaz.(Sadi)
 Arapça kökenli Akil’in sözlük anlamı “akıllı” demektir; akil “aklı eren” bağlamında da kullanılıyor. Kimi sözlüklerde daha geniş açıdan yaklaşılıyor; “Gerek deneyimi,  gerek bilgisi, gerek de yaşı itibariyle belirli bir alanda sözü dinlenen, otorite durumunda olan, yaklaşım ve çözüm önerilerine değer verilen, sayılıp, sevilen, uzman ya da duayen kavramından farklı olarak içinde "kamil insan" kavramını da barındıran kişidir.”
Akil adam kimilerine göre bilim adamları, sosyologlar, politikacılar, yazarlar, sanatçılar; bazılarına göre din adamları; yine kimilerine göre ses ve sahne sinema sanatçılarıdır.  Açıyı daha da genişletilebilir…
“Ne akilim ne divane
Gel gör beni aşk neyledi.”
 (Yunus Emre)
Akıl deyince anımsadım. Dünya tarihinde
Akıl çağı, diye bir değerlendirme vardır;
Felsefede, 17. yüzyılın ikinci yarısında başlayıp, 19. yüzyılın ilk yarısına dek uzanan ve her alanda aklı temele alan Aydınlanma çağına “ akıl çağı “ denilmektedir.
Bir yaya ile değil,  yolda karşılaşmışlar, yaya olan, eşeğe binmişe sormuş:
“Hemşerim, sen ne iş yaparsın?”
“Ben aklın gereği neyse onu yaparım!”
Neler yaptığını anlatınca yaya sormuş;
“Sen gerçekten akıllı mısın?”
“Kuşkun mu var?”
“Var ya, eğer akıllı adamsan, şu çuvalı eşeğin bir tarafına yüklemezsin!”
“Bu çuvalın içinde buğday var, değirmende öğütmeye gidiyorum, çuvala doldurdum, eşeğe yükledim.”
“Sen akıllı olsaydın, buğdayı ikiye böler, eşeğe öyle yüklerdin, dengeyi sağlardın!”
***
Konu ciddi olmasına ciddi, umutsuzluk bulutlarını dağıtmak için yazıya son noktayı bir öykü ile koyalım;
Bir adam telaşla Yeşilköy’den tam uçağa bineceği sırada aniden tok bir ses  kulağında yankılanmış;
“Binme, bu uçak düşecek!”
Uçağa binmekten vazgeçip tren bileti almak için Haydarpaşa’ya koşmuş; bu kez de yine aynı ses yankılanmış;
“Sakın trene binme Pendik’te raydan çıkacak!”
Hayırdır inşallah, deyip  son çare olarak otobüs bileti almak için yıldırım hızıyla Harem’e koşmuş koşmasına da yine aynı  sesin engellemesiyle karşılaşmış;  
 “Binme, frenleri patlayacak!”
Oradan oraya koşmaktan yorgun düşen adam öfkeyle geriye dönüp sormuş
“Kimsin sen?”
“Ben senin akıl meleğinim!”
Aldığı yanıt karşısında çılgına dönen yorgun argın adam adeta isyan etmiş;  “Ben siyasete atılırken nerelerdeydin?”
 

Bu yazı toplam 719 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.