1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZYURT

  3. Allah Korkusu
Mustafa ÖZYURT

Mustafa ÖZYURT

mustafa özyurt
Yazarın Tüm Yazıları >

Allah Korkusu

A+A-
Cenâb-ı Hak, murâd-ı ilâhîsinin muktezâsı olarak insanları zâhirî istîdâdları gibi, mânevî istîdâdları itibâriyle de muhtelif seviyelerde yaratmıştır. Kullarından tâkat fazlasını istemediği gibi verdiği istîdâd nisbetinde de onları mes’ûl kılmıştır.
Rahmeti gazabından çok olan Allâh Teâlâ’nın nihâyetsiz merhameti, bütün mahlûkâta şâmildir. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, bütün insanlığın mükellef bulunduğu dînî teklîfleri takdir ve tâyin ederken asgarî seviyeyi esas almıştır. Yâni, en âciz ferdin dahî tâkat getirebileceği bir seviye ile tahdîd buyurmuştur. Konuyla alakalı olarak Hadimi, şöyle devam ediyor:
Rasülullah s.a.v. buyurdu ki: Allah (c.c.) den en çok korkanınız benim. Takvada en şiddetli olanınız ve taâtta ona en çok bulunanınız benim. Ve lakin ben, orucumu tutarım. İftarımı yaparım. Gece kalkar namazımı kılarım. Uyurum teheccüd için kalkar kılarım. Kadınlarla evlenirim” buyurmuşlar.
Taât nimete şükürdür. Taât da şükür en büyük nimettir. Bundan dolayı, Fahri kâinatımız s.a.v. ”Ben Allah’a şükreden kul olmayayımmı? buyurmuştur.
Denildi ki: Rasülullah Efendimiz, ehli cennet olduklarını haber verdi. Aşere-i mübeşşere gibi. Onların cehennemden ve sû’i akıbetten emin olduklarını haber verdiler. O halde onlar için, nasıl oluyor da korkuya kapılıyorlar. Mesela, Rasülullah s.a.v.”Allahtan en çok korkanınızım”, diğer bir hadisi şeriflerinde de: Allah Tealayı içiniz de en iyi bilen ve içinizde en çok korkanınızım” buyurmuştur.
Davud a.s. a Vahy’olundu ve dendi ki, Ya Davud, benden kork”.
Sıddıkı Ekber r.a. da: Bir defasında; Keşke ben şu ot, saman çöpü olsaydım”. Ebu Ubeyd ibni Cerrah r.a. da “Keşke ben sevimli bir koç olsaydım da, ehlim beni kesip etimi yeseydi” demiştir.
HZ. Aişe validemiz de: Keşke ben şu ağaçtan yapraklardan bir yaprak olsaydım” demiştir. Bu söze sahip olanlandan biri Ammar ibni Yasir’dir. Ve Küfe de, Minbere çıkarak, ben şehadet ederim ki, Ayşe r.a. Dünya ve Ahirette Rasülullahın hanımıdır, demiştir. Yani bunların hepsi korku haberleridir. O halde nasıl olur, onun açıklaması bir vecihdir?
Biz deriz ki: Korku iki kısımdır. 1. Akıbet korkusu. (kişinin sonu) 2. Hakkı Tazım ve İclal büyüklendirme korkusu. Enbiya ve Aşere-i Mübeşşere birinci korkudan emindirler. Amma iclal, Heybet ve tazım korkusu irfan üzere mebnidir. Kim irfan sahibi ise onun korkusu ekmel ve aladır. Bundan dolayı Rasülullah s.a.v. ”Ben en çok korkanınızım”, buyurmuştur. Ve her şeyden daha haşyet (korku) sahibi oldukları ortaya çıktığının ifadesidir.
Korkunun hakikatı kalbe elem verir (acı). O kalbin yanması, istikbalde vuku bulacak zorluklar sebebiyledir. Kast edilen zorluk üç kısımdır.
1. imanın küfre tebdiliyyeti (döndürülmesi) ki, bu akıbet korkusudur.
2. iman bakı kalmakla beraber cehenneme girme korkusuyla olur. Yani azap korkusu.
3. Rutbesinin en aşağı indirilmesi korkusu. Buda noksanlık korkusudur. Bu kısımlardan başka bir kısım daha vardır ki, her şeyin Alasıdır. O da İCLAL ve HEYBET korkusudur. Şu kısım Allahı hakkıyle bilmenin sıfatlarını bilmenin marifet meyvesidir.

İSLAMDA EVLENMENİN ÖNEMİ
Evlenmek, nikâh, itidalli bir haldir. Ve şefkatı artırır.
Fethul-Kadir de, İbni Mace’den bir hadisi şerif de: Buyuruluyor ki: Kim Allah Tealaya, temiz ve temizleyici olarak mülakı(kavuşmak) olmak isterse hür kadınlarla evlensin”. Bundan dolayı, Efendimizin zevceleri 11 e baliğ olmuştur.(Esas sebep, kadınlar vasıtası ile islamı yaymaktır. Zira Arablarda öyle bir adet vardı ki; hangi aileden kız alınırsa ona yakınlıkduyarlar ve onlara söz dinletmek daha kolay olurdu.)
Rasülullah Efendimizin 11 hanımı (Annelerimiz) Hz. Hadice. Hz. Ayşe. Hz. Hafsa. Hz.ümmü Habibe. Hz. Ümmü Seleme. Hz. Sevde. Hz. Zeynep binti Cahş. Hz. Zeyneb binti Huzeymetü’l-Aliye. Hz. Ümmü’l-Mesakin Cüveyriye. Bu birisi arap değildir. Beni İsrailden Nazıroğullarından Safiye binti Huvey Mariyei Kıptıye ve Sem’ûn kızı Rihane’dir. (Radıyallahü anhünne-ecmeîn). (b.s.165)

ZİYARET VE İHVANA MUHABBET
Kalbin itminâna ermesi, yâni huzûr, sükûn ve saâdete kavuşması mânen ulaştığı seviyeye bağlıdır. Bunun için de kulun mânevî bir terbiyeden geçmesi îcâb eder. Zîrâ kalbin ilim ve hikmetle dolması, dînin yüksek hakîkatlerine muttalî olması ve kulun mânen tekâmül edebilmesi, ancak birtakım ameliyeler netîcesinde mümkün olabilir. Kulun tekâmülüne vesile olan muhabbeti Hadimi k.s. hadisi Nebevilerle şöyle izah ediyor;
Hz. Selman r.a. Ebudderda r.a.ı ziyaret etti. Bu ziyaret Rasülullah Efendimizin, kendileri hakkında “Kardeşimdir” dediği için yapılmış bu manada Allah için, ihvan ve ehıbba (dostlar, sevgililer) arasında ziyaret mendup kılındı.
Mesabih de, Hz.Muaz’dan: “Rasülullah s.a.v buyurdular ki: Muhabbetim benim için sevenlere, meclisimde bulunanlara, benim için ziyaret edenler ve benim için kardeşlerine döşeyenlere vacib oldu”.
Yani sevmek onun sevmesine uygun, ziyaret onun sünnetine münasip, onun meclislerim dediği hadislerinin okunduğu, dininin öğretildiği ve sünnetinin öğretilip yaşatıldığı yerler, yaşandığı yerler ve kardeşinin ihtiyacı için, gücünün yettiği kadar yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını onun önüne döşemesi, hakiki manada Rasülullahın, Allahın sevgilisinin muhabbetini elde etmesinin göstergesidir. İlahi manzaradır.(b.s.175)

GECELERİ İHYA
Yüzyıllar, bin yıllar gelip geçer. Devirler, çağlar birbirini kovalar. Bin bir emekle yapılan planlar, programlar eskir. Müslümanların değişmeyen tek hedefi vardır: Dini Allah'ın istediği gibi yaşamak için Resûl-i Ekrem'in sünnetini canlı tutmak. Çünkü gerçek din Peygamber aleyhisselâm'ın getirdiği ve yaşayarak yorumladığı dindir. Buna binaen Hadimi merhum, gecelerin ihyasını şöyle açıklamaktadır;
İhya da: Her gecenin zamanı, mücerred kendini ibadete veren ve münacaattan lezzet alan selefin cümlesinin yoludur. Arifler demişler ki: Her geceyi kıyam, tabiînin çoğunun gittiği yoldur.
İşbah da İmamı Azam r.a. Efendimizin, yatsı abdesti ile sabah namazı kıldığı ve onun misli nice Meşayihin aynı vazıyette gecelerini ihya ile aynı hal üzere oldukları yazılmaktadır. Buda gösteriyor ki, geceleri ihya, dinde çok lazım olan bir haslettir. (b.s.177)

DİNİN KOLAYLIĞI
Onun tebliğ ve talimi hakikatler ihtiva eden ve insanların günlük hayattaki meselelerini çözmek için gerekli tam bir Hayat Kanu¬nudur. Bununla alakalı olarak Hadimi’nin aşağıda yaptığı nakillere bir göz atalım;
Buhari ve müslim de Ebu Hüreyre r.a dan rivayet edilen hadisi ş.de: “Rasülullah s.a.v. buyurdu ki, Şu din kolaylıktır. Elbette hiçbir kimse ona mugalâta (aslından sıptırmak) ve muhasama yapamaz (hasımlık). Öyle olunca, siz, birlikte kuvvet olunuz. Allah ve Rasülüne yaklaşınız. Birbirinize tebşir ediniz(müjdeleyiniz). Akşam sabah ve gecenin ahirin de birbirinizle yardımlaşınız”.
İzah: O, yüce din İslam dinidir. Kolaydır. Zor değildir. Çünkü Hz. Allah size kolaylık murat eder” mealin de ayet göndermiştir. Rasülullah s.a.v de:
“Ben size aydınlatıcı, iyi, temiz, kolaylaştırmakla, düştüğünüz kötülüklerden Hakka (Veya batıldan hakka) kavuşmanız için gönderildim” buyurmuştur. Öyle ise, dini İslama birlik ve beraberlik içinde kuvvetlice sahip çıkın. İfrat ve tefride girmeden doğru olanı yapın. Umuru diniyye(dinin emirlerinde) de noksanlık ve ziyadelikten kaçınıp itidallı bir yol takıp edin. Dine hizmette kalbi yakınlıkta olun.
Denilmektedir ki: Hz. Allaha ve rahmetine yakın olun. Dini ve dünyevi işleriniz de birbirinize akşam sabah, gecenin ahirine kadar yardımcı olun yardımlaşın.
Şerhi Mesabih de kasdedilen mana: Gündüz, sabahın ucunda, gecenin içinde amel edin, çalışın. Yani gündüz hem dini ve hem de dünyevi işlerinizi ihmal etmeyin, yapın. Geceleri ihya edin ki, diğer vakitlerde yani ahiret de istirahat edin denilmektedir.
Görülüyor ki, İslam hem dünya amelini ve hem de dini emirlerin işlemesini istiyor. Bir kısım dine hor bakanların dediği gibi Yan gel yat demiyor. İktisaddan maksat, haddı korumaktır. Dünya işi olsun, dini meseleler olsun emr edilenden ziyade ve noksanlık ve bu husus da ifrat ve tefride kaçmak asla caiz değildir.
Selmani Ebi’d-Derda (r.a.)”Ben uyurum ve işlerimi nizamla ayakta tutarım. İşlerimin düzenle ayakta durmasını hesapladığım, ecrimi umduğum sevabını umduğum gibi uykumu da hesaplarım. Ecrini de Allah Tealadan dilerim, buyurmuştur.(b.s.180)(Devam edecek)
 
Bu yazı toplam 134 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.