1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

  3. Allah sonu gelen kullarından eylesin…
Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Allah sonu gelen kullarından eylesin…

A+A-
Halk arasında sıkça kullanılan bir tabirdir bu. Elbette herkes için cismanî bir son vardır. Burada sözü edilen “sonu gelmek” ise itikat, amel, ihlâs ve ahlâk açısından, hâl ve tavırların, istikametin sürekliliği ve son nefesteki durumu açısından kullara bir uyarı, Allah’a bir niyaz niteliğinde olmasından kaynaklanıyor. Bazen bizler çok iyi ve samimi niyetlerle yola koyulsak da zamanla nefis ve şeytanın, dünya ve içindekilerin, güç ve kudretin esiri olmak suretiyle yoldan çıkabiliyor, yolumuzu şaşırabiliyoruz. İşte o zaman bahsedilen “son”, arzu edilen “son” olamıyor maalesef.

Günümüzde, ülkemizde yaşananlar da özellikle bir kısım inananlar açısından çok da hoş olmayan bir sona doğru yol alışın, bir camianın adeta manen intihar etmesinin hikâyesini anlatıyor sanki. Dualarla, gözyaşlarıyla, son derece iyi niyetli himmet ve gayretlerle çıkılan ve maalesef inananların kahrı için beddualarla, bizden olan idarecilere başkaldırı ve diz çökertme faaliyetleri ile devam eden, sonunun nereye varacağı belli olmayan bir serencama şahit oluyor ve hem esef ediyor hem de teessürle olan biteni izliyoruz.

Halkın teveccühleri ile iktidara gelmiş, ekonomik açıdan dibe vurmuş bir ülkeyi uçurumun kenarından alıp bu günlere getirmiş, seksen yılda yapılan toplam yatırımların birkaç katını memlekete kazandırmış, zorla gasp edilen hak ve özgürlüklere milletini yeniden kavuşturmuş bir iktidara, bu iktidarın başında yer alan, dünyanın devlerine kafa tutma cesareti ve kararlılığındaki güçlü iradeye bu kadar zorluk yaşatan, devletin değişik birimlerindeki örgütlenmesiyle devlete bu kadar diz çöktürmeye yeltenen bir yapıya şayet bugün bu güçle engel olunamazsa, yarın hiç kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın ki bu güruh, kendilerinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımamacasına devletin tüm kurumlarına el koyar. Bugün onların yanında bilerek ve isteyerek yer alan, attıkları ufak kırıntılarla, kaset ve kayıtlarla muhalefet yapmaya çalışanlar da yine bu yapının elinde oyuncak olur ve bu oluşum, tüm zamanların tescilli darbe destekçileri olan ortakları ile birlikte onları serçe parmağında oynatır.

Özellikle dış politika açısından Türkiye; Yahudi sermayesinin, küresel güç odaklarının, İsrail’in şamar oğlanına döner ve milli ve insanî olan her türlü duruş ve davranış örselenir. Hiç kimse farklı bir şey olacağını düşünmemeli ve herkes aklını başına almalıdır. Bunun neticesinde etraf coğrafyalardaki mazlumlar çile çekmeye devam edeceği gibi, Bosna-Hersek gibi acılarını daha yeni yeni sarmaya başlayan memleketlerde de terör yeniden canlanır ve yine mazlumlar zalimlerin çizmeleri altında ezilir, taciz ve tecavüzlere maruz kalır, üstelik bu insanların tutunacak bir dalları da kalmamış olur. Bilhassa bu insanları İsrail’in ve küresel soytarıların insafına terk etmiş oluruz ki bunun vebali büyük, hesabı çetin olur.

Dolayısıyla bugün her kim devlete karşı yönetilen ve yönlendirilen bu operasyonun bir parçası olmaya gönüllü olursa ve yardım ederse, yarın bu zulümlerin de bir parçası olacaktır. İyi niyetli, saf ve samimi kardeşlerimi bir kez daha uyarıyorum; internet ve sosyal medya üzerinden yayılan bu ahlâksız ve kirli propagandanın ne bir unsuru ne de destekçisi olmayınız, “internet sazanları” durumuna düşmeyiniz, sanal dünyaya idrakini ihale etmiş yığınlar haline dönüşmeyiniz. Eğer bu oyun bugün bozulmazsa, eğer bu oyunu bozabilecek yegâne güçlü iradeye, devletin bekası adına sahip çıkılmazsa yarın hepimiz için, ülkemiz için, milletimiz için ve ümidini bize bağlamış milyonlarca mazlum için çok geç olabilir. “Efendim tarafsız kalalım, etliye sütlüye bulaşmayalım” demek en kolay yol gibi gözükse de aslında zavallı bir ruh halini ifade etmektedir. Dante’nin “Cehennemin en karanlık yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır” sözü bugünlerde sıkça akla gelmektedir.

Bunca zaman sorgusuzca birilerine gönül veren ve peşlerinden giden, destekleyen kardeşlerime sesleniyorum; lütfen içinizden iradelerini başka güç odaklarının emrine vermiş olan birilerinin de yönlendirmesiyle, camianızın şu sözlerin muhatabı haline gelmesine izin vermeyiniz; “Köleler, efendilerinden nefret etmektense, özgür ruhlu kölelerden nefret etmeyi tercih ederler. Böylesi daha güvenilirdir çünkü…”. Sizin bunca ihlâslı, samimi gayret ve çabalarınızın kendilerini sözüm ona “dünyanın efendisi” gibi görenlerin kirli çıkarlarına alet edilmesine, onların “efendi” olarak tanımlanmasına, sizlerin ve gayretlerinizin de bu güçlerin taşeronluğuna soyundurulmanıza asla müsaade etmeyiniz.

Tabii ki bugün iktidarda olan hükümet de yıllarca celladı ile yan yana olmanın, celladını “el bebek gül bebek” besleyip, büyütüp, semirtmenin, tabiri caizse “celladına gülümsemenin” bedellerini acı ve ağır bir biçimde ödemektedir. Hiçbir hükümetin, hiçbir gruba devleti teslim alacak güce erişmelerini sağlayacak kadar müsamaha göstermemesi, imkân hazırlamaması gerektiğini de bu acı tecrübeyle bir kez daha öğrenmiş bulunuyoruz. Bu ülkede her görüş, inanış ve düşünceden yetmiş altı milyon insan yaşıyor ve bu insanların istikbali, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan, gözü dönmüş, gönlü kararmış, her türlü kutsalı ayaklar altına almakta bir beis görmeyen makyevelist bir gruba teslim edilemez. Her birimiz bunun bilincinde olmalı ve bu şuurla hareket etmeliyiz. Diğer türlü davranmamız hâlinde ülkemiz ve milletimizin geleceği için ne kadar endişe etsek yeridir…
 
Bu yazı toplam 473 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.