1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. ALLAH’IN RIZASI NEREDE SAKLI
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

ALLAH’IN RIZASI NEREDE SAKLI

A+A-

Vaktiyle bir padişah kendisine bir vezir bulmaya karar vermiş ve böyle kocaman bir kapı yaptırmış. Yaptırdığı kapının ortasına onlarca kilit yaptırmış. Kimisi sürgülü, kimisi halka kilit vesaire derken baştan aşağı her tarafa kilit yaptırmış. Ve ondan sonra vezir adaylarını bir bir buyur etmiş.

İlk giren adama demiş ki:

- “Sen benim vezirim olmak istiyorsun, değil mi?”

O da demiş:

- “Evet efendim.”

- “Eğer benim vezirim olmak istiyorsan, şu kapıyı anahtar kullanmadan, levye kullanmadan, hiç bir alet kullanmadan açmanı istiyorum” demiş.

Vezir adayı şöyle bir dönmüş kapıya, bakmış ve demiş ki:

- “Efendim bu mümkün değil, kaldı ki anahtar bile olsa bu kapıyı açmak saatler sürer.”

O da demiş ki:

- “Peki, sen git ötekisi gelsin.”

Öteki gelmiş, ona aynısını söylemiş, O demiş:

“Efendim mümkün değil anahtar bile olsa…”

Öteki gel, öteki gel falan derken, en son vezir adayı girmiş içeriye. Padişah demiş ki:

- “Sen vezir olmak istiyorsan, şu kapıyı anahtarsız, levyesiz, hiç bir alet edevat kullanmadan açmanı istiyorum.”

Adam şöyle bakmış kapıya, bakmış, dönmüş demiş ki padişaha:

- “Devletli Sultanım! Aslında aklım der ki: ‘Bu kapı böyle açmaya açılmaz.’ Lakin bize itmek düşer” demiş ve elini uzatıp o kapıyı şöylece ittiğinde kapının açılıverdiğini ve aslında kilitlerin hiç birinin kapalı olmadığını görmüş.

Cenab-ı ALLAH’IN rızası nerede saklı hiç birimiz bilmiyoruz…

Belki bir vakit namazda saklı…

Belki bir yetimin başını okşayacağız şefkatle…

Belki bir kediye su vereceğiz merhametle…

Belki yanımızdan geçen ve hiç tanımadığımız birine: ‘Esselamu aleyküm ve rahmetullah’ diyeceğiz,

Ve belki o da mukabele de bulunacak: ‘Ve aleyküm selam ve rahmetullah’ diyecek…

Bu yüzden Cenab-ı ALLAH’IN rızası hangi kapıda saklı diye, biz kullara itmek düşer..

Kapıları Açan ALLAH, Kapayan ALLAH’tır …

 

 

 

 

 

RIZIK YİYEN, RIZIK VEREMEZ!

 

"Belh’in meşhur velisi Hatem-i Esam, hacca gidiyordu.

 Hanımına teklifte bulundu:

 

Hanım, ne kadar nafaka bırakayım sana, ben gelinceye kadar?

 Tevekkül ve teslimiyet timsali hanımın cevabı ibretliydi:

-Ne kadar yaşayacaksam o kadar!

 

Hanım senin ne kadar yaşayacağını ben ne bileyim?..

 

Öyle ise dedi, benim nafakamı ne kadar yaşayacağımı bilene bırak.

 O beni şimdiye kadar hiç nafakasız bırakmadı, şimdiden sonra da bırakmaz. Sen harçlığını yanında tut, gurbette sana lazım olabilir.

 

Hatem-i Esam yola çıktıktan sonra mahalle hanımları ziyarete geldiler.

 

Allah kavuştursun beyiniz hacca gitti, dediler.

 Hemen arkasından da mahalli dille sormadan edemediler:

 

Beyin sana ne kadar rızık bıraktı gelinceye kadar?..

 

Benim beyim dedi, rızık veren değil rızık yiyendir.

 Rızık yiyen, rızık veremez.

 Ben rızkımı hep rızık verenden beklemişim şimdiye kadar.

 O beni hiç rızıksız bırakmamış, yine de bırakmayacağına inanıyorum.

 

Hanımlar bu cevaptan pek memnun olmadılar, dudaklarını büküp aleyhte konuşarak gittiler…

 

Bu yazı toplam 234 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar