1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi Konya İçin Nimet
Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi Konya İçin Nimet

Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi Konya İçin Nimet

Türkiye’de Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi’nin bulunduğu 3 ilden biri de Konya. Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Baral, şimdilik 24 hastaya hizmet verdiklerini belirterek, “Burası Konya için bir nimet, ancak Konyalı bu nimeti yiyem

A+A-

Türkiye Alzheimer Derneği Konya Şubesi olan Alzheimer Gündüz Yaşam Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Semra Baral, dünyada her 4 dakikada bir kişinin Alzheimer olduğunu ve Türkiye’nin üç riskli ülkeden biri olduğunu söyledi. Alzheimer hastalarının Türkiye’deki Konya’nın yüzdesinin en yüksek illerden birisi olduğunu kaydeden Baral, “Konya’nın Alzheimer hastalığında yüzdesi çok yüksek olmasına rağmen Gündüz Yaşam Merkezi’nden istediğimiz verimi alamadık ve sesimizi yeterince duyuramadık. Hamura dayalı beslenme, pasif yaşam vs. Konya’da ağırlıklı olduğu için Alzheimer hasta sayısı çok. Burası Konya için bir nimet. Konyalı bu nimeti yiyemiyor.” dedi.

TÜRKİYE’DE TEK
Semra Baral, Alzheimer Derneği’nin Türkiye’de 14 şubesi olduğunu ve gündüz yaşam evine sahip illerin sadece İstanbul, Mersin ve Konya olduğunu belirtti. Binasının özel planlama şeklinde gündüz yaşam evi için yapılan tek yerin Konya ‘da olduğunu, diğerlerinin normal bina kiralama şeklinde olduğunu ifade eden Baral, burada motor aktivitelerle hastalığın hızını durduklarını, hasta yakınlarının da kendilerine zaman ayırabildiklerini söyledi. Baral: “Burada toplam 7 kişi ile hizmet veriyoruz. 27 tane de hastamız var. Hizmetlerimizi; Necmettin Erbakan Üniversitesi, Karatay Belediyesi, Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği ile yaptığımız yardımlaşma protokolleri ile yürütüyoruz. Hastalar her gün sabah 9’da geliyor ikindi vakti 4 buçukta gidiyorlar. Böylece hasta yakınlarına kendine ayıracak zamanları kalıyor. Dinleniyor, faturalarını ödüyor, kendi ihtiyaçlarını gideriyor vs. böylece rahatlıyor ve kalan sürede hastasına daha verimli şekilde bakabiliyor. Ayrıca yapılan araştırmalar sonucunda her 4 hasta yakınından birinin terapiye ihtiyaç duyduğunu göstermiştir. Çünkü 24 saat hiç ara vermeksizin ona bakan insanların ruh sağlıkları bozuluyor. Sabırsızlaşıyorlar, karamsarlaşıyorlar. Bu yüzden hasta yakınları içinde hafta da 2 gün Çarşamba ve Perşembe günleri terapi seansları yapıyoruz. ” dedi.

BÜTÜN HİZMETLER ÜCRETSİZ
Hastalardan hiçbir şekilde ücret talep etmediklerinin altını çizen Semra Baral doktorların önerdiği şekilde hastaların motor aktiviteler yaptıklarını dile getirerek, “Bu hastalığın geri dönüşü olmadığı için burada yapılan müzik dinleme, el becerileri yapma, toplu sohbetlerde bulunma gibi faaliyetler hastalıklarının hızı azalıyor. Bu hız azaldığı zamanda hasta perişan hale yani yatağa bağımlı hale gelmeden ömrünü tamamlıyor.” ifadelerini kullandı.

Alzheimer Gündüz Yaşam Evi Müdürü Ayşe Ülker ise verdikleri hizmetlerden bahsederek şunları söyledi: “Sabah 9 ila10 arasından yakınlarından imza karşılığı teslim alıyoruz. Daha sonra hemşireler hafif bedensel hareketler yaptırıyor. Ve günde 2 kere Türk kahvesi ikram ediyoruz. Beyinlerinin dinginliği için doktorlar öneriyor. Canlı müzik dinliyorlar. Geçmişten, mevsimlerden, günlük olaylardan yani onları ilgilendiren konular hakkında soru cevap şeklinde konuşturuyoruz, sohbet ettiriyoruz. Halk eğitimden gelen rehber öğretmen ve hemşirelerle beraber el becerileri yapıyorlar. Bunlarla ilgilide 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde sergimiz olacak.”

PARMAK İZİ BİRİMİ OLUŞTURULACAK
Semra Baral Alzheimerlı hastaların bir çoğunun evden çıkıp gittiklerini ve bunlar içinde ailelerin çeşitli önlemler aldığını belirtti. Kola künye, boynuna kolye takmak ve dövme yaptırmak gibi yöntemlerden bahseden Baral, bunların bir işe yaramadığını vurguladı. Baral: “Künye ve kolyeyi çıkarıp atıyorlar. Dövme yapılmasını da doktorlar uygun bulmuyor. Onların haysiyetleriyle, onurlarıyla yaşamaları lazım diyerek numaralandırılmaları dövme yapılmaları hayvan değil diyerek karşı çıkıyorlar. Onun için Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü şekilde İstanbul’da genel merkezimizin başlattığı bir çalışma var. Emniyetle iş birliği yapılarak Alzheimer parmak izi birimi diye bir birim oluşturuluyor. Bu birimde hasta ve bir hasta yakını, telefon, adres gibi bilgilerini vererek parmak izi kaydediliyor. Hasta kaybolduğunda ve polis bulduğunda parmak izinden ailesi ve adresi çıkmış oluyor. Hastalarımız çoğaldığı zaman bizde emniyetle iş birliği yaparak hastaların kaybolmasını önleme çalışmasını yapacağız.” diye konuştu./Nagihan ÇAPKIN

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.