Murat KARAKOYUNLU

Murat KARAKOYUNLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Ambargo

A+A-
Devletler, uluslararası arenada muhataplarını, çıkarları doğrultusunda hareket etmeye zorlamak için doğrudan ya da dolaylı yöntemler kullanır. Bu yöntemler askeri, siyasi, sosyolojik, ekonomik v.s şeklindeki legal ya da illegal yöntemler olabilir.

Bunun en yakın örneğini Almanya ile son dönemde yaşadık. Almanya, Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’den istediğini alamayınca karşı bir hamle ile Ermeni tasarısını bir çırpıda parlamentodan geçirdi. Amacı Türkiye’yi sıkıştırmak ve liderliğini yaptığı AB ülkelerine karşı “bakın sözümü dinlemeyen Türkiye’ye ben de ders veriyorum” diyebilmekti.
Benzer şekilde Avrupa’nın artık alenileşen terör propagandasına destek girişimleri, Avusturya Havaalanındaki Türkiye aleyhtarı yalan haber ilanları ve Charlie Hebdo gibi dergilerde yayınlanan kara propaganda yöntemleri, bu şekilde bir dayatma/sıkıştırma şeklinde okunabilir.

Türkiye bu tarz sıkıştırmalara bu dönemden sonra artık daha fazla muhatap olacaktır.
Nitekim 15 Temmuz darbe girişiminin ardından pek çok aklıselim de, bu işin burada son bulmadığını, üst aklın yeni hamleler yapacağını ve Türkiye'yi sıkıştırmak için başka planlar içerisinde olduğunu söylüyor.

Bu noktada yeni planların neler olacağı üzerinde yoğunlaşmakta ve gelmeden kamuoyunu hazırlamakta yarar var.
Bildik bir hikâye olan AB’nin “bak üye olamazsın” tarzı zırvalarını saymayacağım. Malum Türkiye bu tavrı artık “yemiyor.” Ne var ki bunun dışında argümanlar geliştirmek de Batı açısından zor olmayacak görünüyor.

Suyu bulandıran koyun hesabı kurt bahane ararsa Türkiye’nin Yunanistan’la olan ve kara sularının 12 mil mi yoksa 6 mil mi olacağı hakkındaki bitmeyen konusunu gündeme getirebilir mesela. Sonra Kıbrıs açıklarındaki enerji kaynaklarını kimin çıkaracağı konusu bir oldubittiye getirilebilir. Yine Nükleer Santral yapma girişimlerinden bir sebep çıkar ya da Kanal İstanbul bahane edilerek boğazların statüsü yeniden gündeme getirilebilir. (Ki buradan Ruslara da ekmek çıkar ve Batı’nın Türk- Rus ilişkilerini bozmak için kullanacağı bir hamle olabilir.) Tek başına Kıbrıs, tek başına Ermenistan ve tek başına sınırları aşan su sorunu. Liste çok kabarık. Ama bunların dışında sanki daha yakın bir tehlike var: Ambargo.
Türkiye, soğuk savaşın en şiddetli olduğu bir anda Kıbrıs Harekâtı sebebiyle, 3 yıl boyunca müttefiki ABD’nin ambargosuna maruz kaldı. Yeni dönemde ilişkiler o günden daha sıkı değil. Tarafların Ortadoğu’daki çıkarlarının birbiriyle uyuşmadığı ortada.

Böyle bir ortamda Türkiye kamuoyunda da karşılığı olduğu düşünülen Rıza Zarrab dosyası, kara para ile mücadele kapsamında ve büyük ihtimalle de bir ambargo kılıfı altında pekâlâ gündeme gelebilecektir. Dünyanın krizle boğuştuğu bir dönemde Türkiye’nin İran ambargosuna karşı kendi menfaatleri korumak amacıyla uygulamaya koyduğu o yöntemi ABD yönetiminin hoş karşılamadığı malum. O sebeple yaklaşan bu yapay tehlikeye karşı tedbir almak önemlidir. Bağımsız Amerika mahkemeleri(!) Feto hakkında aleyhimize Rıza hakkında lehlerine kararı pekala verebilecektir.
Ak Parti hükümetlerinin bugüne kadar başarı ile yürüttüğü bir konudur gündemi önceden belirlemek. Bu noktada yakın tehlikeleri bertaraf edecek adımları atmak önemlidir. Zira bu saatten sonra Batının amacının üzüm yemek olmadığı aşikâr. Erdoğan’a sinir olan Batı, Erdoğan’ın yanında olan Türk halkından da nefret etmektedir. Ve hedefte artık sadece Erdoğan’a değil, topyekün Türk halkına diz çöktürmek vardır.
Bu yazı toplam 566 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.