1. YAZARLAR

  2. Yaman ADAM

  3. Ana-Babaya Hürmet
Yaman ADAM

Yaman ADAM

Yazarın Tüm Yazıları >

Ana-Babaya Hürmet

A+A-
Çok şükür ki; ana-babaya iyilik yapmanın ve ihsanda bulunmanın, evlâtlar üzerine farz kılındığı ve onlara isyan etmenin de haram kabul edildiği bir yüce dinin mensuplarıyız.
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber(sav)Efendimizin;
“Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur; fakat ana-babasını üzenler ve sılâ-ı rahmi terk edenler bunu duyamazlar.” uyarısının muhataplarıyız.
Ömrünün uzun, rızkının bereketli olmasını isteyenlere de, ana-babaya iyilik etmek ve sıla-ı rahimde bulunmak tavsiye edilmiştir Paygamber(sav)imizce…
Allah indinde en faziletli amelin, vaktinde kılınan namaz olduğunu, sonra da ana-babaya iyilik yapmak, ihsan ve ikramda bulunmak, onları hoş tutmak, “üf!” bile dememek olduğunu da biliyoruz.
Ana-babasından biri ya da her ikisi hayatta olup da, rızâlarını almayan, gönüllerini hoş etmeyen, onları küstürenlerin, Cehenneme gidecekleri anlamında Peygamber(sav) Efendimizden emir ve tavsiyeler var.
“Ashâb-ı kiramdan soruyorlar Peygamberimiz(sav)’e:
“Ya Resûlallah! Ana-baba, evlâtlarına zulmetseler de mi, rızâlarını alamayanlar yine Cehenneme gidecekler?
Peygamber(sav) Efendimiz üç defa; “Evet, zulmetseler de Cehenneme gidecekler...” buyuruyor.
Öyleyse ana-baba zâlim olsalar da, evlâtlarına zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, kırıp küstürmemeye azami dikkat edilmelidir.
Ana-baba kötü bile olsalar, yine de onlarla iyi geçinilmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selâm göndererek, onlar için hayır duada bulunarak, telefon edip hal-hatır sorarak, bu günahtan kurtulmalıdır! Çünkü onların elinde, Cennete girebilmemizin anahtarları vardır ve bu anahtarlar da annelerimizin ayaklarının altında ve geri çevrilmeyen babaların hayır dualarındadır.
Rabbimiz(cc)’in, kutsal bilinmesini istediği, İslâm devletinin sorumluluğu altına soktuğu beş kutsaldan birisi de neslin korunması ve temiz bir şekilde devam ettirilmesidir.
Canlıların nesillerini devam ettirebilmeleri birtakım güçlükleri aşmalarına bağlıdır. İnsanoğlu bu canlıların başında geliyor. Birçok canlı doğar doğmaz hayata tutunabilme kabiliyetine sahipken insanoğlu zayıf ve muhtaç durumdadır. Onun kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi yılları alır. Uzun yıllar bu ihtiyaçlarını, zorluklara göğüs gererek, sabır ve tevekkül içerisinde ana-babaları karşılar. Bir anne, yavrusunu dokuz ay gibi uzun bir süre karnında taşır, hamileliği boyunca pek çok meşakkat çeker, hayatî tehlikelere göğüs gerer ve çocuğunu dünyaya getirir. Muhtaç durumdaki bebeğini büyütmek için, uykusundan, istirahatından, sıhhatinden fedakârlık yapar. Baba da gerekli maddi-manevi ihtiyaçları karşılamak için çalışır çabalar. Neticede neslin devam edebilmesi için ana-baba elbirliği ile bütün zorlukların, engellerin üstesinden gelmek zorundadır. Yemeyip yedirirler, giymeyip giydirirler. Allah(cc)’ın bir lutûf olarak kendilerine bahşettiği göz aydınlığı yavrularının sağlığını, rahatını kendilerininkine tercih ederler. Bu fedakârlık, çocuklar ne kadar büyüseler de ömür boyu devam edip gider…
Yüce Yaratan(cc) hayat Kitabımızın Lokman suresinde; “Biz insanoğluna, ana-babasına güzelce itaat etmesini ve onlara her zaman iyi davranmasını emrettik. Fakat anasının yeri başkadır. Çünkü annesi nice sıkıntı ve meşakkatlere katlanarak onu dokuz ay karnında taşıdı; bununla da kalmadı, tam iki yıl boyunca onu emzirdi ve gece gündüz demeden uykusunu, rahatlığını terk ederek onun bakımıyla ilgilendi. Öyleyse ey insan; önce bana şükret, sonra da ana-babana teşekkür et! Unutma ki, sonunda dönüşün banadır.” buyurmaktadır.
Merhamet sahibi Yüce Allah(cc)’ın, ana-baba ve çocuklar arasında yarattığı sevgi ve saygıya dayanan, sonunda her iki tarafa da Cennet va’dedilen bu hak-görev ilişkisi, insan neslinin yozlaşmadan, sıhhatli ve sağlam bir şekilde devam edebilmesini vazgeçilmez kılar. Bu yüzden analarımıza ve babalarımıza hizmet, saygı, şefkat ve hürmetle muamele etmemiz gerekir. Aksini yapanlar sadece ana-babaya değil aynı zamanda Allah(cc) ve Rasulü(sav)’ne de kaşı gelmiş olurlar…
“Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil...” sözü de boşuna değil.
Bu yazı toplam 88 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.