1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Anadolu damak tadı ve tarhana!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Anadolu damak tadı ve tarhana!

A+A-

Televizyon kanallarında yemek pişirme yarışmaları düzenleniyor. Birkaç kez zoraki seyretmek zorunda kaldım. Şeflerin yarışmacılara karşı ukala ukala bağırmaları ve yarışmacılarında sümsük sümsük onlara tabi olmaları ise çok acayip buldum.

*

Ha pişirdikleri yemekler ise Anadolu Türk insanının damak tadına uygun yemekler de değil. Bizim analarımızın pişirdiği yemeklerin tadı bambaşkadır. Rahmetli anam genelde sabahları yarma yahut dövme buğday ile sütlü çorba pişirirdi. Çorbanın üzerine bol nane, karabiberli kızarmış tereyağı dökerdi. Anam rahmetli buyurun bismillahirrahmanirrahim demesiyle bizler hep beraber kardeşlerimle sesli olarak birlikte besmeleyi çeker çala kaşık sütlü çorbayı afiyetle yerdik. Bu sütlü çorba sıcaklığının yanı sıra karabiber ve nanenin katkısıyla sabahın mahmurluğundan silkinirdik. Nasıl iştahla yediğimiz hala unutamam.

Bu amcaların elinde çatal, bıçak, kaşık yemekleri delik deşik ediyorlar. Besmele yok şükür yok bol ukalalık ve bilgiçlik taslayan şefler karşısında daha önce de ifade ettiğim üzere ezik büzük yarışmacılar var.

Bazen anam damda buğday saplarının üzerinde kuruttuğu tarhanadan bol tereyağlı TARHANA ÇORBASI da pişirirdi. Allah razı olsun.

Tarhana Çorbası deyince bu çorbanın hikâyesini alıntı olarak paylaşmakta yarar var.  

Anadolu Türk İnsanı için Tarhana Çorbası olmazsa olmazımızdır.

Nitekim Egenin bir köyünden kadının birisinin kocası ölüyor. Kadın kocasının ölüsüne bakıp bakıp diyor ki "Baktın hava yağmur havası,ocakta darhana çorbası ne diye ölüvedin gözü kör olası!". 

Gelelim Tarhana Çorbasının hikayesine;

Soğuk ve karlı bir kış günüdür. Padişah ve veziri kimseye haber vermeden ava çıkmışlardır. Gezmişler, dolaşmışlar, avlanmışlar akşamı etmişlerdir. Geri döneceklerdir de bir türlü ormandan çıkamamışlardır. Artık karanlık çökmek üzere ve umutların tükendiği bir zamandır ki; bir kulübecik görürler. Kapıyı çalıp misafir olmak istediklerini söylerler kulübe sakinlerine. Kabul görürler, misafir olurlar haneye.

Ev sahibi erkek, misafirlerinin için için üşüdüklerini hissettiği an:

---Hanım, baksana nasıl da üşümüşler, çorba kaynatır mısın misafirlerimize?.. Der.

Ev sahibesi hanımefendi hemen kalkar ve toprak bir güvecin içinde çorba hazırlar.

Çorbalar içilince, içi ısınır misafirlerin, rahatlarlar; üstlerindeki abaları postları çıkarınca göz alıcı giysiler çıkar meydana. Az, biraz genç olanı:

-Ben padişahım der.

Hane halkı şaşırır, demek ki padişah fakirhanenin konuğudur.

Padişah devamla:

-Benim sarayımda da her gün kazanlar kaynar ama hiç böyle lezzetli çorba içmedim bugüne kadar, nedir bunun adı? Der.

Ev sahibesi hanım şaşırır; 

---“Çorbanın da adı mı olurmuş, adı üstünde, çorba işte…” diye geçirir aklından. Ancak padişah soran gözlerini kadının gözlerine dikmiş, gelecek cevabı beklemektedir. Ne desin kadın?.. “Fakir Ev” anlamına gelen:

-Darhane Çorbası, hünkârım… Deyiverir.

Geceyi o “Dar hane” de geçiren padişah ertesi gün ne yapmıştır bilinmez ama söyleyiş özellikleri nedeniyle günümüze “Tarhana” olarak taşınmıştır bu çorbanın adı.

Tarhana Çorbası, soğuk kış aylarının vazgeçilmezidir memleketimizin. Buram buram kokusu gelen; börülceli, acı kırmızıbiberli o tarhanadır. Yaz aylarından çıkmadan, kınalı ellerle hazırlanır da toprak boduçlara, kurutulmuş su kabaklarına doldurulup saklanırdı eskiden; ya da bembeyaz divitin keselere doldurulup asılırdı tavan çengellerine.

Selam olsun memleketimin tarhanasını yapan gelinine, kızına; selam olsun elleri nasırlı analara, bacılara; selam olsun apak saçlı ebelere, ninelere. Selam olsun tarhanayı soframıza getiren öpülesi ellerin sahiplerine. Gönül dolusu selam olsun, selam olsun…

Dedem Korkut duasıyla yazımızı bitirelim mi?

Dedem Korkut der ki;

Sırtını dayadığın kara dağların yıkılmasın,

Gölgesine oturduğun koca ağaçların kesilmesin,

Gümrah akan ırmaklarının suyu kurumasın,

Kolun kanadın kırılmasın,

Yüce Mevla seni namerde muhtaç etmesin.

Koşarken ak boz atın sürçmesin,

Çaldığında kara polat öz kılıcın kertilmesin,

Ala kargın ufalanmasın,

Allah'ın verdiği umudun kırılmasın,

Birliğiniz, dirliğiniz bozulmasın...

Amin!

tt.png

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.