1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Anadolu Selçuklularında: Çift Başlı Kartal 
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Anadolu Selçuklularında: Çift Başlı Kartal 

A+A-

Çift Başlı Kartal sembolü Türkler tarafından Orta Asya kültüründen göçler ve fetihler sayesinde tüm Dünya’ya taşınmıştır. Günümüzde Erzurum, Konya, Kayseri ve Sivas gibi Selçuklulara ev sahipliği yapmış birçok kentte kullanılan bu sembol aslında Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Kafkasya, İran, Avrupa hatta Amerika ve Uzak Doğu’da kurulmuş eski çağ medeniyetlerinden itibaren birçok devlette kullanılmış dünyanın en eski ikonografik öğelerinden biridir. 
Orta Asya Türk inancına göre; insanlara (şamanlara) gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden koruyucu varlıklar kuş şeklindedir. Yerin göbeğinden transla yükselen bazı Şamanların ulaşabileceği “göğün direği” veya “göbeği” sayılan bir yıldıza tünemiş bir Tanrı Elçisi olarak kabul edilen kartal; ayrıca Şamanlara yardım eden ayı, geyik, kurt, at, yılan, balık’tan sonra yedi yardımcı hayvan ruhu olarak kabul görmüştür. Yükseklik, ululuk timsali kartalın kutsal sayılması Altay kaya resimlerinde de kendine yer bulmuştur. Ayrıca; eski Türklerde “kartaldan türeme” inancı da oldukça yaygındır ve çeşitli efsanelerde karşımıza çıkmaktadır. Yakut Türklerinde rastladığımız bu efsane şamanın kartaldan türediğine dairdir. Tüm bunların yanı sıra kartal güç ve kudretin de sembolüdür. Bu figür, İslamiyet’in kabul edilmesinden sonra Karahanlı döneminde de yüklenmiş olduğu anlamları devam ettirmiştir. Dede Korkut hikâyelerinde ise iyiliğin, özgürlüğün ve yiğitliğin sembolü olmuştur.
Doğunun ve batının hâkimiyetini simgelemesi açısından Anadolu Selçuklularında çoğunlukla Hükümdarla özdeşleştirilmiştir. Özellikle, Selçuklulara başkentlik yapmış Konya’da sıkça karşımıza çıkar. Bugün İnce Minareli Medrese’de sergilenmekte olan Konya Kalesine ait mimari parçalarda, Beyşehir Kubadabad saray çinilerinde, 13. yy.’a tarihlenen halı, kilim, sikke vs. gibi günlük kullanım eşyalarında genişçe yer tutmuştur. Yine o döneme tarihlenen örneklerden birkaçını saymak gerekirse; Erzurum Çifte Minareli Medresesi’nin taç kapısının yanlarında, Nevşehir Hacı Bektaş Türbe’sinde, Akşehir Kileci Mescidi’nde, Kayseri Döner Kümbed’de ve daha sayamayacağımız birçok mimari eserde hâkimiyet timsali olarak yer almıştır. 

Bu yazı toplam 329 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar