1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Anadolu’da Afsunlanmak: Büyülenmek 
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Anadolu’da Afsunlanmak: Büyülenmek 

A+A-

Büyü; doğa üstü varlıkların yardımıyla ya da doğada bulunan gizli güçlere söz geçirmek yoluyla birtakım doğal olmayan işler yaptıklarını ileri süren kimselerin başvurdukları işlem ve faaliyetlere verilen genel addır. Buna karşılık olarak halk arasında “afsun” ya da “sihir” kelimesi de kullanılır. İkinci bir anlam olarak ise bir şeyden çok etkilenmek manasına gelir. Bugün kullandığımız “efsun” kelimesi buradan gelir. Eski Türk dilinde büyü; “bügi, bügü” şeklinde yazılmakta ve sihirbaz anlamına gelmekteydi. Bu nedenle de büyü, bir güç ya da bilgiye sahip olduğuna inanılan bazı insanlara yaptırılırdı. Bunlar “büyücü, şaman, sihirbaz” gibi isimlerle anılırdı. Büyücü iyi ve kötü olmak üzere iki şekilde gücünü kullanır; araç olarak ruhlar, cinler, şeytanlar, canlı veya ölmüş bazı hayvanlar, cisimler, şekiller hatta isimlerden de faydalanırdı. Kur’an-ı Kerim’de geçen sihir kelimesi ise büyü anlamını taşımakla birlikte büyüden daha geniş kapsamlıdır. Öte yandan Türkçe’de de büyücü ile sihirbaz aynı anlama gelmemektedir. Sihirbazlıkta gözü aldatan hokkabazvarî uygulamalar (el çabukluğu, renk yanıltması) hâkim iken büyücü tılsımlı sözleri ya da duaları bilen ve bunu kullanan kimsedir. Tarih boyunca büyüye başvurulduğu gibi günümüzde de en gelişmiş toplumlarda bile ne yazık ki büyü yapanlara ilgi duyanlar vardır. Bugün sosyal medyada medyum adı altında bu işi ticarete dökmüş nice insanlar bulunmakla birlikte buna talep eden milyonlarca aciz insanın varlığı trajikomiktir. Kur’an-ı Kerim’in kesin bir dille yasakladığı büyü hakkında ise birçok ayet bulunmaktadır. Bunlardan biri şöyledir:"De ki: Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbim sığınırım."  (Felak 113/1-5). 
Eski Türklerde hastalıklar kişisel, çevresel ve doğaüstü sebeplere dayanmaktaydı. Bu problemler şamanların afsunlama, göçürme, alazlama gibi tedavi yöntemleri ile ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Hasta olan kişiden zararlı nesnenin çıkarılması esasına dayanan bu tedavi yöntemi ise kötü ruhların kovulmasını esas alırdı. Fakat eski Türklerdeki çoğu gelenek ve inançlar Anadolu’ya gelene kadar değişmiştir. Örneğin; Anadolu’da afsunlama sadece kötü ruhları kovmak için değil nazar isabet eden kişileri rahatlatmak için kullanılırdı. Bunun için ocak denilen kişilere gidilir, bu kişi nazara uğrayan kişiye yani; hastaya dualar okur ve aynı zamanda ağrıyan yerlerini sıvazlayarak işlemi sonlandırılırdı. Bunun sonucunda ise “ağırlık ya da arılık” denen bozuk para yere atılır ve sıvazlanan kişinin ağrılarının ocağa geçmesi engellenmiş olurdu. Benzer bir örnek Dede Kokut hikâyesinde babası tarafından öldürülmek istenen Boğaç Han’ın yarasının Hızır tarafından sıvazlanması ve iyileşmesi şeklinde anlatılır. Anadolu’da ise bu ve buna benzer örneklerin çeşitli varyantlarına rastlamak mümkündür.  

Bu yazı toplam 1190 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar