1. HABERLER

  2. KÜLTÜR-YAŞAM

  3. Anadolu'yu Avrupalılar talan etti
Anadolu'yu Avrupalılar talan etti

Anadolu'yu Avrupalılar talan etti

Aydınlar Ocağı’nda Almanların Konya’daki Faaliyetleri’ni anlatan tarihçi Fatih Çolak, Almanların Konya’dan çok sayıda eser götürdüklerini ve bunlar arasında Beyhekim Mescidi mihrabının da bulunduğunu belirterek “Anadolu’yu, Avrupalılar talan etti” dedi.

A+A-
Almanya’nın kuruluşundaki sloganının “Doğuya yöneliş” olduğunu ve Osmanlı Devleti topraklarına da ham madde için iktisadi anlamda geldiğini belirterek konuşmasına başlayan Necmettin Erbakan Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Almanca Bölümü Okutmanlarından Fatih Çolak, 20. Yüzyılın başlarında Almanların Osmanlı’ya, Orta Asya’ya ve Çin’e kadar uzandığını vesikalara dayanarak ifade etti.
Konya İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen sohbette, Almanların daha çok Konya’daki faaliyetlerine değinerek hammadde sağlamak açısından demiryolu yaptığını ve Çukurova’dan 1 liraya aldığı pamuğu, Almanya’da işleyerek tekrar Osmanlı’ya 10 liraya sattığı kaydeden Fatih Çolak, “Almanların Osmanlı’daki demiryolları bir prestij meselesidir. Çünkü İngilizler ile Almanlar arasında rekabetten dolayı. Demiryolu yaptığınız zaman siz oraya nüfuz edebiliyorsunuz. Abdülhamid, hatıralarında şunu söylüyor: “Bizden her ülke faydalanmak istiyordu. Biz Almanları tercih ettik. Çünkü Almanlar bizden iktisaden faydalanmak istiyorlar. Buna karşın İngilizler ve Fransızlar toprak bütünlüğümüze göz dikiyorlar. O yüzden Almanları tercih ettim, diyor.” şeklinde konuştu.

BEYHEKİM MİHRABINI ALMANLAR GÖTÜRDÜ
18 Şubat 1893 tarihinde imtiyaz sözleşmesi imzalandıktan sonra 28 Temmuz 1896 tarihinde demiryolu hattının işletmeye açıldığını belirten Çolak, Haydarpaşa-İzmit hattından Afyon- Konya hattına gelinceye kadar toplam 1024 km. demiryolu hattı döşeyen Almanlar ile Osmanlı’nın, iç kesimlerde üretilen hububatın dışarıya satma konusunda da karşılıklı menfaatlerin bulunduğuna dikkati çekti. Bağdat Oteli ile lojmanları Almanların yaptığını kaydeden Çolak, demiryolundan ayrı olarak Beyşehir Gölü’nden Konya ovasına su getirme konusunda da çalışmalar yapılması için 1903 senesinde görevlendirilen bir Alman Su Mühendisi Waldorp’in, sulama projesi gerçekleştirildiğinde 580 bin dönüm arazinin sulanabileceği ve her biri 15 tonluk yaklaşık 20 bin vagonluk hububatın Konya’dan Haydarpaşa’ya sevkedileceğine, gelecekte burada önemli ölçüde hayvancılık ve ziraatla ilgili ürünler büyük talep göreceğine dair 1907’de bir rapor sunduğunu dile getirdi. Sulama projesinin 1913 yılında bitirildiğini ve 90 km. uzunluğunda su kanalları ile geçtiği yerlerde 30’a yakın köprü inşa edildiğini kaydeden Çolak, Bergama İlçesinde bulunan Bergama Anıtı’nın vagonlarla nasıl Berlin’e kaçırıldığına dair açıklamalar yaptı. Berlin’deki Bergama Müzesi’nde sergilenen eserlerin yüzde 99’unun Anadolu’dan gittiğini belirten ve bu eserler arasında 1907’de Konya’dan götürülen Beyhekim Mescidi’nin mihrabının da bulunduğunu ifade eden Çolak, 1903 senesinde Alâeddin Camisi’nden götürülen bir kilimi de sunumunda paylaştı.

ARKEOLOJİK ESERLER NASIL KAÇIRILIR?
Almanların, Konya’daki arkeolojik faaliyetlerinden de bahseden Çolak, Alman Konsolosu Dr. Julius Haryy Loytved’in 1906’da yazdığı ve 500 adet basılan “Konya – Selçuklu Yapıları Kitabeleri” adlı kitabında da 60’a yakın fotoğraf ile 42’si dini içerikli 98 kitabenin kronolojik olarak yer aldığını söyledi. Çolak Almanlara, Konya’da bulundukları sürece broşürler dağıtıldığını ve o broşürlerde; “Coğrafya, topografya ve arkeoloji alanında dikkat edilmesi gereken hususlar sıralanırken sadece kendi işinizi yapmayın. Boş zamanlarınızı değerlendirin. Atınıza binin etrafta gezinin ve arkeolojik bir kalıntı bulduğunuzda onu not edin. Hatta not etmeniz yetmez, yerli halktan birisini bulun ve o bölgeye ne ad vermişler onu not edin. Arkeolojik bir eser bulduğunuzda onu nasıl muhafaza edersiniz, nasıl kutularsınız, nasıl taşırsınız, nasıl kaçırırsınız” şeklinde talimatların yer aldığı o broşürleri mühendisler ve teknisyenlere verdiklerini kaydetti.

Alman gezginler, arkeologlar, gazeteciler ve diplomatlar tarafından Konya’nın köylerine varıncaya kadar yüzlerce ve binlerce yer altı ve yer üstü varlıklarının rapor edildiğine dikkati çeken Çolak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Almanlar Konya’da örnek çiftlikler de kuruyorlar. Çiftçilere ders veriyorlar. Vâdeli tarım aletleri satıyorlar. Konya’da 1911 yılında Alman şirketine ait 26 adet dükkân olduğu belgelendi. 12 Mart 1909 tarihli Hakimiyet gazetesinde Almanya’dan getirilen makinalarda örülen çorapların kalitesinden bahsediliyor. Hatta Almanlar, patatesin nasıl ekileceğini Konya çiftçisine öğretiyorlar.
Bütün büyük devletlerin (Almanya, İngiltere, Fransa) o zaman Osmanlı topraklarında gözü var. Almanlar bu işten biraz kârlı çıkıyorlar. Menfaatler karşılıklı. Kendileri çok sömürmüşler bizi. İngiliz ve Fransızlara bakarak birazcık da bizi ihya etmişler diye düşünüyorum.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.