1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. Anarşinin Kaynağı ve Desteği
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Anarşinin Kaynağı ve Desteği

A+A-
Yıllardan beri anarşi ile mücadele etmekteyiz. Mücadelemizi de yedi düvele karşı savaşını vermiş ve neticede onları dize getirmiş bir orduya sahip devlet ve bu orduyu oluşturan bir milletin askeri ve inzibat kuvvetleri ile yapmaktayız. Fakat ne yazık ki, hâlen bu konuda sükûna eren ve milletimize sükûnet veren bir neticeye ulaşabilmiş değiliz.
Bunun elbette birden fazla sebebi olabilir ve gerçekten de vardır. Her şeyden önce bu mücadeleyi canlarını verecek şekilde üstlenen güvenlik güçlerinin bir eksiğinden veya bir yanlışından mı kaynaklandığı konusu akla gelmektedir. Bu sebeple de güvenlik güçlerimize baktığımızda durumun onlardan kaynaklanmadığı ayan beyan ortada görünmektedir.
Çünkü konu ile ilgili, görevi bizzat üstlenen görevlilerde böyle bir eksiklik ve konuyu hafife almak gibi bir davranışı görmüyoruz. Eğer böyle olursa her şeyden önce kendilerinin zarar göreceği belli olan bir konuda ihmal ve teseyyüp yapmak bir insanın en son aklına gelebilecek bir konudur.
Bu arada istihbarat görevini üstlenen görevlilerin de aynı hesap ve dikkat içinde olduklarını sezebiliyoruz.
İkinci olarak da bu mücadeleyi veren güvenlik güçlerimizin ellerinde bulunan mücadele araçlarının yeterli olup olmadığı konusu akla gelmektedir ki, böyle bir şeyi düşünmek bile hatalıdır. Zira bu konuda bütün araç ve gereçlerin dışarıdan temin edildiği günler geride kaldı diye biliyoruz. Her ne kadar bazı mücadele araç ve gereçlerinin ikmali dışarıdan temin ediliyor olsa da pek çoğunun memleketimizde artık üretildiğini biliyoruz.
Bu durumda muvaffakiyetsizliğimizin başka sebebi veya sebepleri olmalıdır. Doğru olan da sebebin varlığıdır. Hem de bu tek bir sebep değil, birkaç veya birçoktur.
Bana göre bunun sebeplerinin başında herkesi, her millet ve devleti, düşmanımız da olsa, kendileriyle yapmış olduğumuz bir anlaşmanın kurallarına devamlı olarak uyacaklarını peşinen kabul etmiş olmamızdır. Bu kabule göre hareket etmek ise bizi daima yanılgıya düşürmüş ve hep umutlarımızın kırılmasına sebep olmuştur.
Geçmişten günümüze gelecek şekilde diğer devletlerle yaptığımız, genel nitelikli anlaşma ve sözleşmelere bir baktığımızda durum kendisini apaçık göstermektedir.
Kore savaşları bunun açık örneklerinden birisidir. Memleketimizden çok uzaklarda olan bu diyara en çok asker gönderenlerden biriyiz. Niçin? Çünkü Birleşmiş milletlerin ortak üyesiyiz ve en çok asker besleyen ülkelerin başında gelmekteyiz ve ortak anlaşmaya imza atmış bir devletiz.
Buna rağmen bizi daha sonraki yıllarda oluşturulan Avrupa Birliğine hâlen girememiş olmamız dostumuz gibi görünen ülkelerin samimiyetsizliğini göstermektedir.
Nato üyesi olmamıza rağmen hiçbir zaman zor günlerimizde bizim yanımızda Nato olarak veya onun bir üyesi olarak yer almayışları da gözümün önünde canlı olarak durmaktadır.
Konuyu genelleyecek olursak, biz imza attığımız her anlaşmanın sadık bir üyesi olarak, sözümüzde hep durduk ve üzerimize düşen görevi, hiç aksatmadan yerine getirdik. Şüphesiz bu bizim dinimizin bize öğrettiği dürüstlüğün bir eseridir.
Müslümanın, Müslüman olmayana da vermiş olduğu sözü tutması gerekir ama söylenen her söze, konuyu araştırmadan, inanması ve ona bağlanması da kendisinden beklenen bir davranış değildir.
Şüphesiz konu ile ilgili başka sebepler de vardır. Ancak onları da bir başka yazımızda ele alırız, inşaallah.
 
Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.