1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Anormal hayatlarımız artık normalleşecek mi?
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Anormal hayatlarımız artık normalleşecek mi?

A+A-

Normalleşme sonrası adımlara ilişkin yetkili ağızlardan çeşitli açıklamalar yapılıyor. Bu tanımı müsadenizle değiştirmek ve doğrusunu yazmak istiyorum. Bunu, anormalleşme sonrası normale yani işin gerçeği, aslımıza dönüş olarak tanımlamak istiyorum.

Normalleşmemiş, aksine günden güne daha da anormalleşmeye koşar adım yol almakta iken bir anda hızımızı kesen korona virüs kabusu, hayatımızda bazı değişikliklere gitmemiz gerektiğini tüm gücüyle körelen zihinlerimize haykırdı.

Sadece kendini kurtarma uğruna diğerlerini acıtan anlayışımız günden güne ivme kazanmakta, zulümle yol almanın adını kazanç ve büyüme olarak tanımlamaktaydık.

Zihin körelten dünyevi oyuncaklar artmaya başlamış, herkes en lüksüne en pahalısına koşmaya başlamıştı. Babadan okul harçlığı almaya muhtaç çocuklarımız bile ellerinde ki servet değerinde cep telefonlarıyla caka satarak hayatın anlamını olması gerekenden farklı bir alana doğru kaydırmışlardı.

Banka faizleriyle ödeme planlamalarına kalkışarak her yıl arabanın bir yeni modelini alıp kendini diğerlerinden farklı gören anlayış sahiplerinin hele bir de babadan atadan gelen birikimle sosyal refahı tavan yapmışsa yolunu farklı çizmeye başlamış bu sarhoşluğun içerisinde olması gereken ve üzerine farz olan vazifelerden birer birer uzaklaşarak kapitalist dünyanın materyalist oyuncaklarına dönüşmüşlerdi.

Ne eleştiri, ne öneri, ne de tepki görmeye tahammülü olmayan robotlaşmış bünyesinin tesiriyle bir gün her insan gibi eceli geldiği an ölüp gidivereceğini hiç hesaba katmaksızın yol çizerek takıldığı yanlışların, eninde sonunda ama dünya ama ahirette ayakbağı olacağı hiç hesaba katılmamıştı.

Yapılan yanlışların, uyulan hatalı yaşantı sonucu depreşen sancının dünyada ki aşamalarından birisiyle, korona virüs kabusuyla hayatımız bir anda değişiverdi.

Düşünsenize! Kendi elimizle kendi yüzümüzü kaşıyamaz hale geldik.

Ayakkabılarımızdan korkar hale geldik. Eve geldiğimizde ayakkabımızı kapıdan içeri alamaz olduk.

Hayatımızın rutini olan market poşetleri bile herbirimiz için tehdit unsuru oldu.

Pazarlara gittiğimizde elimizle seçerek aldığımız envai çeşit sebze ve meyveye çıplak elimizle dokunamaz haldeyiz.

Elimizde ki paranın nasıl bir tehdit olabileceğinin farkına vararak, bunların bizler için ölümcül banknotlara dönüşebileceğini hiç akıllarımıza getirmemiştik.

Haftalık sakal traşı olduğumuz berberimizin koltuğuna oturamaz durumdayız. Otursak beynimizi kemiren kurda nasıl mani olacağız? O eski candan sohbetlerimizi berberimizle nasıl yapacağız?

Bindiğimiz arabayı iyice havalandırmadan, silip temizlemeden kullanmanın risk olduğunu biliyoruz. Direksiyon tehdit, kapı kolu tehdit, vites kolu tehdit…..

Düne kadar oturup muhabbet ettiğimiz onca dosttan hiç biriyle kucaklaşıp, el sıkışamaz hale geldik.

Camilerimize giderek huşu içinde alnımızı secdeye koyup namazlarımızı eda edemez durumdayız. O kalem gibi minarelere sadece uzaktan bakabiliyoruz.

Hayatımıza imza atan basit duygu ve yaşantı tarzlarımızın, elimizin altından kayıp gittiğini fert fert yaşadık, yaşıyoruz.

Dünya hayatının kimsenin mülkiyetinde olmadığını, ister paralı ister parasız olsun herkesin tepeden tırnağa eşit haklara sahip olduğunu pekala öğrendik.

Diğer insanların hakkını hukukunu çiğnerken hiç bunun yanlış olduğunu ruhlarımıza kazımadık.

Sağlamken, el ve ayaklarımız tutarken yığınla mal mülk toplamalıydık değil mi?

İşçisinin alın terinden kırpan, ondan alacağı üç kuruşun hesabını kendi çıkarı için devindirmekten hiç sakınmayan dünya zengini kardeşim!

Tüm bunları yaparken hep yalan dünyan için debelendin.

Ahiretin için en ufak bir hissiyat içinde belirmedi mi? Ürperti hissedemedin mi?

Yaşayıp bırakacağın taş çatlasa 100 yıllık ömrün için sonsuzluk alemini heder etmenin mantıksız olduğunu anlayamadın mı?

Dağ gibi onca insanın başına musallat edilen kazalarla ya da vücudunun bir noktasından beliren iğne ucu kadar virüsle zaman içerisinde nasıl eriyip gittiğini görmüyor musun?

Bu hayatta sadece yaşlıların değil, Allah’ın takdiriyle çocukların, gençlerin, orta yaşlıların da ansızın ölüm gerçeğiyle yüzleşiverdiğini görmüyor musun?

Anormale dönen yaşamlarımız virüs tehdidinin asgariye inmesi yahut ta Allah’ın izniyle yokoluvermesi sonrası için nasıl bir planlama yaptınız ya da yapıyorsunuz?

Eski bilindik yaşamlarınıza dönmeyi mi tasavvur ediyorsunuz?

Yine devasa arsalar, büyük yatırımlar yaparak sadece dünya odaklı bir hayatın kollarına mı atacaksınız kendinizi?

Peki! Hiç islami gayeniz yok mu?

Hiç ebedi alem endişesi taşımıyor musunuz?

Sizi hakkı bulmaktan, hakka yönelmekten meneden şey nedir?

Vereceğiniz cevap; ahiretinizdir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.