1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. ARAKAN’DAN YÜKSELEN ÇIĞLIK!
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

ARAKAN’DAN YÜKSELEN ÇIĞLIK!

A+A-

Geçtiğimiz Kurban Bayramından bugüne Arakan’da yaşayan din kardeşlerimizin Budist zulmü karşısında çektikleri akıl almaz zulüm haberleri ve görüntüleri karşısında kahroluyoruz.

Aslında bu zulüm yeni değil. Ama arada bir durulur gibi oluyor ve belli aralıklarla tekerrür ediyordu. Bu zulme dair Mısır’da öğrenci olduğum 1990’lı yıllarda da sıkça haber ve makaleler okurduk. İşte aynı zulüm bir türlü bitmiyor. Arttıkça artıyor. Söz konusu Müslüman olduğu için insan kesme ve doğrama faaliyetlerini de rahatlıkla icra ediyor alçak zalimler. Aralarında sıkışıp kalmış belki de % 10’a bile tekabül etmeyen bir azınlığa azılı haydut devlet çeteleri tarafından yapılan korkunç işkenceler belli ki sürmeye devam edecek. Her zaman olduğu gibi böylesi bir zulüm karşısında içimizde ki özellikle sosyal demokrat menşeli sivri akıllıların paylaşım ve yorumlarını okudukça inceledikçe dünya gerçeklerinden ne kadar uzak olduklarının şaşkınlığını yaşıyoruz. Birkaç münferit hadiseyi baz alarak ülkemize sığınmış Suriyelileri ülkelerine gönderilmesi için olanca güçleriyle paylaşım yapan bu kesimin dünya gerçeklerinden ne kadar uzak olduklarının vahameti üzerinde zihin yormak istemiyorum. Her hadisede olduğu gibi bunda da olaya yüzeysel bakıp klavye yiğitliğine soyunuyorlar. Milleti etkilemek için de bizim vatanımızda böylesi bir iç savaş çıkması durumunda sığınacak kapımız olmadığı gibi bir safsatayı bahane ederek akıllarınca yalnız olduğumuz gibi bir duruma dikkat çekmek istiyorlar. Adamların empati yapısını sorgulamayacağım. Zaten zerre kadar empati yetenekleri olsa zulme uğrayan insanları dışlamanın değil kucaklamanın ne kadar hassas bir durum olduğunu anlayabilirlerdi.

Evet, saygıdeğer okurlarım Arakan Müslümanlarının acılarının ve uğradıkları zulmün İslam ümmetinin bir tek ümmet olduğu “İşte şu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin” ayeti kerimesi ve Allah Resulü’nün (sav) “ Müminlerin birbirine karşılıklı sevgi, şefkat ve merhametle muamelede bir tek beden gibi olduklarını görürsün. Bedenin bir uzvu rahatsız olduğunda, diğer organları uykusuz kalarak ve ateşlenerek onun acısını paylaşırlar.” Ve Müslümanların işleriyle ilgilenmeyen onlardan değildir” hadisi şeriflerini aklımızdan hiç çıkarmamamız gerekiyor.

Acı ve ıstırabı yüzünden okunan; gözleri yaşı kemale ermiş Arakanlı bir Müslüman: ‘Çocuklarımız aç! Susuz! Yıllardır eziliyoruz ve hala barıştan yoksunuz’ diyerek dünyaya sesini duyurmaya çalışıyor.

Peki, bu zulmün başlangıç noktası nedir? Dilerseniz biraz bunu sorgulayalım.

Arakanlı Müslümanlarının çektikleri acı ve zulüm; Burma’nın 1948’de bağımsızlığını kazanmasının hemen öncesinde Budistler, Burma Birliği Cumhuriyeti’nin isminin ‘Buda’dan türetildiğini ve Buda’nın da Budistleri ilgilendiren bir şahsiyet olduğunu, bunun için de Müslümanların eğer ülke topraklarında kalmak istiyorlarsa koyulan kanunları kabul etmelerinin gerektiğini söyleyerek ilk kıvılcımı ateşlenmiş oldu. İşte o gün başlayan vahşi zulüm katmer katmer büyüyerek bugünkü korkunç boyutuna ulaştı. Vatandaşlıkları dahi iptal edilen Arakan Müslümanlarının hiçbir sosyal hakları olmadığı gibi maalesef bir süredir vatanları da yok.  

Arakan halkının aşağılanması ve İslami köklerinden koparılması için getirilen kanunlar ise şöyle: ‘Kur’an-ı Kerim harflerinin Burma harfleriyle değiştirilmesi, eğitimde Budist kültürüne uygun Burma müfredatının uygulanması, Arakan camilerinde mevcut İslami külliyelerle okulların kapatılmasıyla İslami eğitimin kaldırılması, Budistler ve Müslümanlar arasında evliliğin zorunlu kılınması, İslami ve Arapça isimlerin kaldırılıp Müslümanların Budist isimlerle isimlendirilmesi, başörtü ve kurban kesme yasağı gibi dayatmacı bir yapı tarafından sürdürülen sistem, tamamen adaletten uzak bir yapı üzerine kurulu olduğu için bugünkü seviyeye ulaştı.  

Arakan’da Müslümanlara hayatlarının dini, toplumsal, siyasi, ekonomik; kısacası tüm alanlarında Budist hükümeti tarafından türlü çeşit zulümler yapılıyor. Yerlerinden yurtlarından ediliyorlar, sürekli zulme, hakarete, sözlü tacize maruz bırakılıyorlar. Aşağılanıyor, birçok sorun ve güçlükle karşı karşıya kalıyorlar. Aynı şekilde aralarında ahlaksızlık, uyuşturucu, alkol bilinçli olarak yayılıyor. Kışkırtma yoluyla aralarına adavet sokuluyor. İnsanlar topraklarından kovuluyor. Toprakları üzerine Budistler için kışla ve yerleşimler inşa ediliyor. Camileri yıkılıyor. Okulları ve eğitim kurumları kapatılıyor. Âlimleri, davetçileri, liderleri ve zekileri öldürülüyor. Kadınların namuslarına saldırılıyor, başörtülerini çıkarmaya zorlanıyorlar. Müslüman âlimler ve yaşlılar hiçbir suçları olmadığı halde belirsiz vakte kadar tutuklanıyor. Müslümanlar birey olma, ülke içinde ve dışında hareket özgürlüğünden mahrum bırakılıyor. Malları yağmalanıyor. Ekinleri ellerinden alınıyor, yurtdışı ile iletişim kurmaları, evlenmeleri engelleniyor. Evliliğin önünde şiddetli engeller konuyor…

Burma Müslümanları daha aklınıza gelemeyecek birçok haksızlık ve acılara maruz kalıyor. 21. Yüzyılda insan hakları nerede? Hani özgürlük ve demokrasi diye ortalığı ayağa kaldıranlar nerede? Korkunç bir sessizlik, dahası rıza, kabul, destek ve savunuculuk kendini gösteriyor. Çünkü akan Müslüman kanı! Arakan’da, Filistin’de, Keşmir’de, Çeçenistan’da ve tüm mekânlarda öldürülen Müslüman olduğu müddetçe kanı da ucuzdur.

İşte günümüzün en büyük sorunu budur. İslam ülke halkları üzerinde oynanan oyunlar ve onlara yaşatılan devlet terörleri sona erdirilmelidir. Bu da benim gibi üç beş satır karalamakla ya da nutuklarla olmuyor. Topyekûn uyanmak zorunda ve gördüğümüz kötülüğe elimizle son vermek zorundayız.

Bu yazı toplam 348 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.