1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Asırlık Gafletten Uyanıyor muyuz
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Asırlık Gafletten Uyanıyor muyuz

A+A-

Asırlardır adeta kölesi olduğumuz Batının o çirkin yüzünü gördükçe, daha doğrusu gelişmeler batının katil, zalim, münafık, çıkarcı çehresini gizleyen perdeleri kaldırdıkça aklımız başımıza gelmeye başladı. Uzun yıllardır Dünyayı ve bizi “ilericilik, modernlik, adalet, hümanizm, eşitlik, hürriyet, demokrasi, hukukun üstünlüğü, evrensel hukuk…” Masalları ile kandıran Batı, son yıllarda meydana gelen siyasi sosyal gelişmelerle maskesini çıkarmak zorunda kaldı. Böylece onun o çirkin” o çıkarcı” o çifte standartlı yüzü kabak gibi ortaya çıktı. Bu sonucun ortaya çıkmasında elbette dünyadaki iletişim araçlarının sınır tanımaz gelişmesinin de rolü pek büyük. Dünya kamuoyunu, elinde bulundurduğu medya gücü ve haber ajansları ile istediği gibi yönlendiren Batının bu hegemonyasına sosyal medya az da olsa ket vurmayı başardı. Sınır tanımaz ve kontrol edilemez bir güç olan internet ve kişisel iletişim araçları Batının zayıflamasına neden oldu.

Batı, asırlardır savunduğu “demokrasi, yönetim ve idarenin meşruiyetinin temeli halkın tercihine dayanır” görüşleri Mısırda, Filistin’de çöktü. Bu iki ülkede Batı, halkın tercihleri ile seçilen yönetimlerin askeri güçlerle devrilmesine sadece göz yummadı aynı zamanda bu darbelerde başrol oynadı. Halkımız Batı’nın çirkin yüzünü en açık bir şekilde 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin ardında da gördü.

“Teröre, anarşiye karşıyız “diyen Batı, konu İslam ülkeleri ve kendi çıkarlarına uygun bir durum olunca terörü desteklemekte bir saniye tereddüt göstermiyor. Bunu en iyi gören ve yaşayan bizleriz. Türkiye’yi yerli işbirlikçilerle beraber IŞİD e yardım ediyor diye tefe koyup oynatan batıdır. Hâlbuki bu karanlık örgütten en fazla zarar gören, bu nedenle de bu örgütle en fazla mücadele eden Türkiye’dir. Batı denilen o habis ruh, ülkelerindeki kafası bozuk, ruhu dengesiz DAEŞ militanlarını Türkiye üzerinden Suriye’ye, Irak’a göndererek adeta safralarından kurtulmak isterken, bunları yakalayıp geri gönderen Türkiye’yi DAEŞE yardım etmekle suçlayarak yalancı ve düzenbaz yüzünü gizlemeye bile gerek duymuyor.

Kendi ülkelerinde en küçük bir hadisede olağan üstü hal ilan eden ve teröre, teröriste karşı milim taviz vermeyen Batı, Türkiye’nin PKK gibi, Daeş gibi, fetö gibi kanlı ve katil örgütlerle mücadele ederken olağanüstü hal ilan etmesine ölümüne karşı çıkıyor. PKK PYD gibi örgütlere binlerce TIR silah yardımını gizlemeden açıktan yapan ABD ve Batı, Türkiye’yi hiçbir delil ve belgeye dayanmadan teröre yardım etmekle suçluyor.

Filistin’de, Suriye’de, Afganistan’da, Myanmar’da… Yahudilerin, Hristiyanların, Budistlerin soykırım yapmasına gık demeyen ve bu etnik temizliği ya bizzat yapan veya yapanlara ses çıkarmayan Batı, İslam ülkelerinden herhangi biri kendisine yönelen iç veya dış tehdide karşı mücadele ettiğinde ise hemen o bitmeyen, o yalan, o sahte şarkılarını söylemeye başlıyor;” İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, evrensel değerler…” ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere, İsrail… Atom bombasına sahip olurlarsa normal, Füze denemeleri yapmaları pek tabi; lakin Kuzey Kore, füze denemsi yapınca çok anormal, İran, Atomla iştigal edince suç...

Bu ikiyüzlü, bu çifte standartlı yaklaşıma karşı çıkmak her namuslu ferdin, her dürüst milletin boynunun borcudur. Allaha şükür ki bu vazifeyi en üst düzeyde yine bizim halkımız, yine halkımızın seçtiği devletimizin yöneticileri yapıyor. ”Dünya 5 den büyüktür” diyerek “Ey Batı ve onların zulüm gölgesine sığınmış İslam ülkelerini yöneticileri! Myanmar’daki katliamı görmüyor musunuz? İsrail’in katliamlarına niye ses çıkarmıyorsunuz? Afganistan’da, Afrika’da, Irak’ta milyonlarca insan açlıktan ve savaştan öldü, halende ölmeye devam ediyor, neredesiniz…? Diye haykıran yöneticiler, Allaha şükür ki hala var. Ve bu kahramanlar bu milletin seçtiği insanların içinden çıkıyor. Bu sesten sadece yerli müstağripler ile asırlardır dünyayı kana bulayan, katliamcı, ikiyüzlü, yalancı, sahtekâr ecnebiler rahatsız olur.

Chopin gitti Segah Tekbiri geldi

Bu gelişmelerin tabi bir sonucu olmalıydı ve oldu. Rabbe şükür ki dün İçişleri bakanlığı bir genelge yayınladı, buna göre, “…Bundan sonra şehit cenazelerinde 'Tİ' işaretinin verilmeyecek, saygı duruşunda herhangi bir çalgı çalınmayacak, ihtiram yürüyüşü Itri'nin ''Segâh Tekbiri'' ile yapılacaktır…” Bu genelgenin anlamı şudur: “Askerimizi, korucumuzu, polisimizi şehit eden teröristlerin elindeki silahlar Batının silahlarıdır. Bu teröristlerin taşıdıkları hastalıklı düşünceler, habis fikirler batıdan gelmektedir. Bu zulme ortak olan, bu ölümleri teşvik eden batının değerleri bizim için artık saygı duyulacak, özenilecek değerler değildir. Bu yüzden de 1934 ten beri cenazelerde çalınan Chopin’n marşı yerine Itrinin Tekbiri çalınacaktır…”

Geç alınmış muhteşem bir karar. Milletimiz zaten cenazelerinde ya sessiz kalıyordu ya da tekbir getiriyordu. Bu karar halkımız için bir müjde bir övünçtür. Kutlu olsun!

 

Bu yazı toplam 278 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.