1. YAZARLAR

  2. Dilek Bülbül

  3. Aşk’ın Mabedi: Tahir İle Zühre Mescidi
Dilek Bülbül

Dilek Bülbül

Yazarın Tüm Yazıları >

Aşk’ın Mabedi: Tahir İle Zühre Mescidi

A+A-

Bugün Gazi Lisesi’nin kuzeyinde yer alan yapı, Konya Dış Kalesi’nin Çeşme Kapısı önünde inşa edilmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin veziri olan Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırıldığı için “Sahip Ata Mescidi” diye anılır. Fakat Dönbaba Tekkesi, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kanber Türbesi denildiği de bilinmektedir. Fakat halk arasında  iki aşığın kucak kucağa yattığı şeklinde efsaneleşen Tahir ile Zühre hikâyesi en yaygın olanır. 
Rivayete göre; Zühre bir sultan kızı, Tahir bir vezir oğludur. İkisi de anne ve babalarının yedikleri sihirli bir elmadan dünyaya gelmişler, birlikte oynamış birlikte büyümüşlerdir. Önceleri, bir hocanın rahlesi önünde diz çöküp okurlarken, sonra yaşlı bir Pir’in elinden içtikleri “Aşk Badesi” ile sarhoş olur, yüreklerini aşkın acımasızca yakan ateşine bırakırlar. Artık,  sazla-sözle deyişler söylemekte, birbirlerine olan aşklarını dile getirmektedirler. Bu böyle gitmeyecek, bir engel ortaya çıkacak, daha beşikteyken sözleri kesilen bu iki sevgiliyi birbirinden ayıracaktır. Çünkü, Hak âşıklarının alın yazısı böyledir. Bu çizgide kaderleri birliktir. Gün gelip çatmış, kader ağlarını örmüş, Tahir Konya’dan Mardin zindanına sürülmüş, Zühre de sarayın bir odasına kapatılmıştır. Zindanda 7 yıl kaldıktan sonra dışarıya çıkan Tahir, tam Zühre’ye kavuştum derken onun evleneceği haberini duyar. Zühre’ye ulaşıp bir şekilde kaçma planı yapar fakat sultana haber çoktan gitmiştir. Sultan bir öfkeyle Tahir’in kellesini alır; Zühre ise üzüntüsünden Tahir’in mezarının başında ölmüştür. Velhasılı ne diyordu Nazım Hikmet: 
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil…
İşte bir zamanlar sevgilisine kavuşamayanlar, “Kara Sevda”ya tutulanlar tarafından ziyaret edilerek adaklar adanan bir yer olmasının sebebi de budur. 
İşin aslına gelecek olursak hem türbe hem de mescit olarak kullanılan bu yapı 13. yy.’daki mescit türünün gelişmiş bir örneğidir. Mescidin doğusunda tuğla mozaiklerle küçük portale oradan çapraz kubbeli bir dehlize oradan da bir kapı ile mescide geçilmektedir. Türbenin alçı rölyeflerle süslü bir mihrabı vardır. Yapı mescit, türbe ve medhal olmak üzere üç bölümden meydana gelmektedir. Mescit ve türbe kubbe, dikdörtgen planlı medhal kısmı ise basık tonoz örtülüdür. Mescidin esas cephesi doğudadır. Buradaki büyük oranda tahrip olmuş, çini mozaik bordürlerle çevrili, sivri kemerli bir kapı ile medhal kısmına girilir. Bu mekânın güneyinde tahrip olmuş çini mozaik bir mihrap bulunur. Kuzey doğudaki türbeye mescidin içinden geçilir. Mescit kare planlı olup, üzeri Türk üçgenleriyle geçilen kubbe ile örtülmüştür. Mescidin en dikkate değer bölümleri mihrabı ile kubbe merkezindeki çini madalyonudur. Kubbe merkezindeki çini madalyonda kufi yazı ile Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali isimleri yazılıdır. Mihrap, alçı ve çiniden yapılmış olup, geometrik ve rumi motiflerle süslenmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar