1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Atatürk Ve Austin Bay
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Atatürk Ve Austin Bay

A+A-
Geçtiğimiz günlerde Atatürk’ü ölüm yıldönümünde andık. Tabi ki, kimisi bu olayı çok yavan, kimisi inanarak izledi ve anı.
Bir şeyi anmak için, bilmek anlamak gerekir. Körü körüne bağlanmak, körü körüne sevmek veya yermek doğru bir hareket değildir.
Bazı değerlerimizin kıymetini bilmeli, yaşadıklarımızı millet olarak unutmamalıyız. Yanlı, taraflı düşünceler benliğimizi kemirmemelidir.
İşte 1. Dünya Savaşının yaşanışının 100.yılı bazı yerlerde anlatılarak hatırlatılıyor.Allah bize bu günleri bir daha yaşatmasın.
Şimdi size kendisi de eski bir asker olan Amerikalı yazar Austin Bay’in ‘Dahi Generalden Liderlik Üzerine Dersler’ adlı kitabı Atatürk’ün askerî kariyerini inceliyor, bunu aktarmak istiyorum.
Andrew Mango’nun ‘Atatürk: Modern Türkiye’nin Kurucusu’ isimli eseri, H. C. Armstrong’un ‘Bozkurt’u, Lord Kinross’un ‘Atatürk: Bir Milletin Yeniden Doğuşu’ kitabı ya da Klaus Kreiser’in Atatürk biyografisi... Bunlar Atatürk hakkında batılı yazarların kaleme aldığı pek çok önemli eserin sadece bir kısmı. Ve bu literatüra yeni kitaplar eklenmeye devam ediyor. Amerikalı yazar, akademisyen ve emekli albay Austin Bay’in yazdığı ‘Atatürk: Dâhi Generalden Liderlik Üzerine Dersler’ de bunlardan biri. Son yıllarda Atatürk’ü tekrardan tartışıyor, yeniden yazıyor, olsaydı, olmasaydılar ciddi mesai ayırıyoruz. Arada kendi iç tartışmalarımızdan kafamızı kaldırıp konuya dışarıdan bakanların yorumlarına biraz göz atmak da faydalı olabilir. Örneğin Austin Bay, Atatürk’ü 20’nci yüzyılın en önemli liderlerinden biri olarak görüyor ve ondan alınması gereken ciddi liderlik dersleri olduğunu söylüyor. İşte o derslerden alıntıladığımız bazı örnekler:
Savaş kazanan bir başkan olarak Atatürk, doğduğu şehir Selanik’i geri almak için hiçbir arzu duymadı. Kazanan, barış için fedakârlıkta bulunmuştu. Bu, bir fatihin değil devlet adamının tavrıydı.
Savaş ve sıkıntılarla bilenen insan yeteneği, son derece yüksek bir manevi bağlılık, coğrafi avantaj, faal durumdaki askeri güç, son derece gelişmiş iletişim becerileriyle donanmış ileriyi düşünen, günün şartlarına uyum sağlayan bir liderlik. İşte Mustafa Kemal bu değerleri kullanarak dört yıl gibi kısa bir zamanda, Büyük Savaş’taki ağır yenilgiyle manevi olarak bozguna uğramış bir halkı, askerî ve diplomatik açıdan göz alıcı bir zafere yönlendirecekti.
Bir bütün olarak ele alındığında Kurtuluş Savaşı, Mustafa Kemal’in stratejik harekâtları dinamik bir biçimde birleştirme konusundaki dehasını göstermişti. O, ‘Belli bir zamanda mevcut olan bütün imkanları’ Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda var olan koşulların ‘niteliğini’ değiştirecek şekilde bir araya getirmişti.
Mustafa Kemal, orduyu dürbün ve haritayla yönetti. Rauf Orbay anılarında şöyle yazmıştı: “Yunan orduları Ankara’ya yürüyordu. Sabah erkenden Millet Meclisi’nde toplandık. O (Mustafa Kemal) bize bilgi verecekti. Bir Anadolu haritası isteyince getirdik. Kırmızı kalemle Sakarya’nın gerisinde uzunca bir çizgi çizip “Düşmanı burada yeneceğiz” dedi. Ona inandık. Neden inandık ve nasıl inandık hâlâ bilmiyorum.”
Atatürk akıl ve mantığın, bütün uluslar ve kültürlerin saygı duyup paylaşacağı ortak değerlerin temelini atacağına inanıyordu. Bu elbette büyük ve yapıcı bir idealdi.Tecrübeli bir savaş kahramanı olarak Atatürk, o zamanki ve gelecekteki dünyanın bu idealleri hoyratça harcayacağını iyi biliyordu. Buna rağmen Mango’nun belirttiği üzere “saygı uyandıran bir idealdi.”
Mustafa Kemal sözcüklerin, görüntülerin, simgelerin, simgesel davranışın gücünü kavradığı için subayların giyim kuşamına özen göstermesinde ısrar ediyordu. Kişisel duruş, disiplin ve entelektüel hazırlık başkalarının algısını etkiliyordu.
 
Bu yazı toplam 60 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.