1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. ATATÜRK VE FATİHA
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

ATATÜRK VE FATİHA

A+A-

Gündem öylesine çabuk değişiyor ki, inanın arkasından koşarak yetişemiyoruz. Bazı günlerde  ne yazsak diye konu ararken, bazı  günlerde de hangisini yazsak diye düşünüyorum.
Geçen Cuma günü camilerimizde Hutbelerde 30 Ağustos  Zafer bayramı anlatıldı. Şehitlere rahmet, gazilere  saygı ve sevgi sunuldu. Bunların olması gerekir ve çok doğal.
Ancak madalyonun diğer yüzü de var. İşte burası önemli. Türkiye Cumhuriyetini kuran, Kurtuluş Savaşının mimarı ve baş komutanı  Atatürk’ten  hiç bahsedilmemesi, bırakınız bahsi, isminin bile anılmaması bir çok kimsenin tepkisini aldı.
Ben bu ülkede Atatürk düşmanlarını anlamış değilim. Atatürk’ü kimse illa sevecek değil ama,  bizde bir söz vardır:
“Yiğidi öldür, hakkını kem etme”
Bu konuyla ilgili bir çok okurum, sokakta gördüğüm beni tanıyan kimseler bu duruma tepki gösterip, yazı yazmamı istediler.
Bende ancak bugünü uygun bulup yazmaya çalıştım.
SEÇİMLERDE "CUMA CEMAATİNDEN" OY KAYBEDEN AK PARTİ'NİN ZARAR GÖRMESİ İÇİN BİLE BİLE LADES YAPMAK İŞTE ANCAK BU OLSA GEREK!..
Artık; Öyle bir noktaya gelindi ki, yaşananlar toplumda infial yaratmaya başladı.
Malum.
AK Parti, İstanbul seçiminin ikisinde de kaybetti.
Bu durum AK Parti Genel Merkezi'nde şok yarattı.
Malum Konya yerel seçimlerde yüzde 71. Oy almasına karşın Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın katıldığı miting ortada…
Bir süre;
Bu mağlubiyetin nedenleri ve oy kaybının sebepleri araştırıldı.
Ortaya da pek çok neden çıktı.
AK Parti belediyelerindeki usulsüzlükler, israflar.
Adam kayırmalar.
Liyakatsız torpilli kadrolar.
Yandaş vakıflara gereksiz olarak giden milyonlar.
Kırmızı bültenle aranan kardeş Öcalan'ın TRT'ye çıkarılması.
Kürt seçmenin AK Parti'den uzaklaşması.
MHP seçmeninin, AK Parti adayına destek vermemesi.
Tetikçi haline dönüşüp rijit hale gelen yandaş medya.
Vs vs.
Bir sebep daha vardı ki, onu da AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş açıklamıştı.
Bu sütunlardan yazmıştık.
Neydi biliyor musunuz o neden?
Kurtulmuş'un ifadesiyle "cuma cemaati"
AK Parti'nin;ikinci adamına göre "cuma cemaati", AK Parti'den uzaklaşmaya başladı.
Doğru mu peki?
Tamamıyla.
İşte geçen cuma günü yaşanan ve kamuoyunda infiale yol açan rezalet.
Uzun yıllar sonra;
Bu yılki 30 Ağustos Zafer Bayramı, cuma gününe denk geldi.
Bu da 1 yıl önceden biliniyordu Diyanet İşleri Başkanlığı'nca.
Ama ne oldu;
O gün tüm camilerdeki cuma vaazında?
Ne;
Düşmanın yurttan temizlendiği 30 Ağustos Zaferi'nden bahsedildi.
Ne de;
Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ten.
Bu ülkenin en yetkili din mercii, tüm camilerdeki ortak vaazda böyle bir günden ve Atatürk'ten bahsettirmiyor.
Ondan sonra da;
Haliyle infial oluşuyor kamuoyunda.
Ondan sonra da;
AK Parti'nin ikinci adamı "bize cuma cemaatinden oy gelmedi" diyor.
İnsanlar ilk kez camide kavga etmeye başladılar.
Yazık günah olacak şey mi hiç?
O gün;sinagoglarda bile Atatürk anılırken camilerde Atatürk yok sayıldı.
Bu bir unutma değildir, bu bir kasıttır, bu bir rezalettir.
Çünkü bu Diyanet, 15 Mart'taki hutbede de, Çanakkale Zaferi'ne değinirken, Atatürk'ün A'sından bile bahsettirmemişti.
Oysa ki;
Bu rezaletin sahiplerinin oturdukları kurumu, Atatürk kurmuştu.
Bu ülkenin kurucusunu tanımayan Diyanet İşleri Başkanlığı insanların Atatürk hassasiyetine dikkat etmediği sürece camilerde daha çok kavga çıkar, AK Parti de bu işe müdahale etmediği sürece oy kaybetmeye devam eder.
Osmanlı İmparatorluğu'nda Meşihat (Mürşitlik-Şeyhlik) Makamlığı'nca Şeyhülislam eliyle yürütülen din işleri, 1920 yılında Ankara'da kurulan Meclis hükümetince "Meşihat, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti" adıyla Bakanlık statüsüne kavuşur.
3 Mart 1924 tarihinde Şer'iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine, 429 sayılı Kanun'la, Başvekâlet bütçesine dahil ve Başvekâlete bağlı Diyanet İşleri Reisliği, bugünkü adıyla Diyanet İşleri Başkanlığı kurulur. İlk Diyanet İşleri Başkanı, 1 Nisan 1924 tarihinde atanan eski Ankara Müftüsü Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi'dir.
Kanunun gerekçesi şöyledir:
"Din ve ordunun siyaset cereyanlarıyla alakadar olması birçok mehaziri da'idir (mahzurlan davet eder) Bu hakikat bütün medeni milletler ve hükümetler tarafından bir düstür-i esasi olarak kabul edilmiştir. Bu nokta-i nazardan yeni bir hayat varlığı temin etmek vazifesini deruhte eden Türkiye Cumhuriyeti teşkilat-ı siyasiyesinde zaten muhdes olan (sonradan ihdas edilen) Şer' iye ve Evkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye-i Umurniye Vekaleti'nin mevcut olması muvafık olamaz. Şer' iye ve Evkaf Vekaleti'nin ilgasına(ortadan kaldırılmasına) nazaran da bütün evkafın (vakıfların) millete intikal etmesi ve ona göre de idare edilmesi tabii bir neticedir."
Diyanet İşleri Başkanlığı 3 Mart 1924'de kurulduğu zaman Atatürk'ün isteği üzerine ilk defa Kur'an-ı Kerim'in Türkçe'ye çevirisini yaptırıp, basımını gerçekleştirir ve ücretsiz olarak dağıtır. Ardından Ahmed Naim ve Kamil Miras'a sahih(doğru) hadislerin Sahihi Buhari adıyla tercümesini yaptırarak ücretsiz dağıtımını 1932'de gerçekleştirir. Sonra da Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'a, "Hak Dini Kur'an Dili" tefsirini yazdırarak ücretsiz dağıtımını 1936'da sağlar.
Bu yapılanlar çok önemlidir. Hıristiyan dünyasında Luther yüzyıllar önce Latince olan İncil'i Almanca'ya çevirmişti. Bu olaya Vatikan büyük tepki gösterip, onu aforoz etmişti. Böylece Protestanlık doğmuştu. Burada Vatikan'ın karşı çıkış nedeni sadece Latinceyi bilen özel bir ruhban sınıfının yaşatılmasıydı. Bu hâlâ devam ediyor. Olayın özü basitti, İnsanın Allah'a ettiği duanın ne anlama geldiğini bilmesi önemliydi. Atatürk bunu yapmak istemişti. Özünde onu yok saymaya çalışan düşüncenin temelinde bu yatmaktadır.
Birçok bakanlıktan daha fazla bütçeye sahip Diyanet bu TÜR HATALAR YAPMASI BİLİNÇLİ İSE vefasızlık ,yapılanları inkar etmek, DEĞİLSE GAFLETTİR . 
Benden söylemesi…

Bu yazı toplam 494 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.