1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. ATATÜRK’ÜN KONYA ZİYARETİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

ATATÜRK’ÜN KONYA ZİYARETİ

A+A-

Kim ne derse desin,

Kim ne düşünürse düşünsün,

Bazı meczupların saldırısına rağmen,   gerçekten Atatürk’ü okuyan, tanıyan biri Atatürk’ün değerini bilir. Onun büyük bir Türk devlet adamı ve Dünya’nın kabul ettiği bir lider olarak bilirler.

Eğer bugün Atatürk yaşasaydı, kendisine karşı yapılan birçok şeye güler, onun gölgesine sığınan ve bir sürü haltlar yiyen insanları da tepelerdi.

Neyse fazla uzatmayalım.

Atatürk dünyasını 1938 de değiştirmiştir. Yüce Yaratan’ına kavuşmuştur. Eğer bu ülke için, bu dünyada hayırlı işler yaptı ise hesabını Allah katında vermektedir.  Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği gibi :
Kim zerre kadar hayır işlerse mükâfatını,

Kim zerre kadar şer işlediyse cezasını çekecektir.

Kaldı ki, bazılarının söylediklerine katılmıyorum. Onu putlaştırmak isteyenlere de yuh diyorum. Onu kötü tanıtanlara da başka şeyler diyorum.

Atatürk hayatında söylediği sözlerden birisi de :
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” demiştir.

Bugün Atatürk’ün kurduğu bu kutsal ülkemizi parçalamak isteyenler var. Onlara ise bu millet ve bu gençlik izin vermeyecektir.

İşte son örnek 15 Temmuz.

Şimdi Atatürk’ün Konya’yı ilk ziyaretine dönelim.

Atatürk’ün Konya’ya Gelişi

Konya’da yayınlanan “Öğüt Gazetesi” 31 Temmuz 1920 günü, Atatürk’ün Konya’ya yapacağı ziyaretle ilgili bir havadis vermiştir.

Gerçekten de Atatürk, Konya’da Kuvâ-yi Milliye’ye karşı bazı olumsuz hadiselerin cereyan etmesi ve sık sık Milli Mücadele’ye karşı hareketlerin ve isyanların çıkması üzerine Konyalılarla ve Konya’daki zevatla görüşmek, halkı aydınlatmak amacıyla bir heyetle Konya’ya gelmeye karar vermişti.  Mustafa Kemal Paşa’nın beraberinde Milli Müdafaa Vekili Fevzi Paşa, 12. Kolordu Kumandanı Fahrettin Bey, Erkânı Harbiye Reisi Şemsettin Bey (Kolordu Erkânı Harbiyesi) ile bazı mebuslar olduğu halde şehir istasyonuna indi. Kendilerini Konya Valisi Haydar Bey, Mevkî Kumandanı Sabri Bey, Belediye Başkanı, Mevlana Dergâhı Postnişini ve Konya Mebusu Abdülhalim Çelebi, Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Konya Merkez Heyeti Başkanı Sivaslı Ali Kemâli Hoca ile askeri ve mülkî erkânın yanında şehrin ileri gelenleri ve kalabalık bir halk topluluğu karşıladı. Halk Mustafa Kemal Paşa’yı coşkun bir tezahüratla karşılamıştı.

Atatürk, trenden inince Sanayi Mektebi Bandosu, hazırlanan program gereğince “Selâm Marşı”nı çalar. Atatürk önce bando şefi Ali Baba’nın elini sıkarak halini ve hatırını sorar. Ali Baba Atatürk’ün elini öpmek ister. Ancak Atatürk bu yaşlı hocaya saygısından dolayı elini öptürtmez. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa, bugün Atatürk Müzesi olarak kullanılan Konyalıların kendisine hediye ettikleri köşke gitmiştir. Atatürk ve beraberindekiler daha sonra o tarihte Konya’da bulunan Şeyh Sunisi’yi ziyaret ederek memleket meselelerini görüşmüş 21 bilahare de Mevlâna Dergâhı’nı ziyaret etmiş ve öğle namazını da Sultan Selim Camii’nde kılmıştır.

Yrd. Doc.Dr. Osman Akandere bu konuda şunları yazmıştır.

Büyük Önder Atatürk; “Asırlardan beri tüten bir nurun ocağı ve Türk kültürünün esaslı kaynaklarından biri” olarak kabul ettiği Konya’ya birçok defa ziyaretler yapmıştır. Konya, Büyük Atatürk’ün İstanbul ve İzmir’den sonra en çok geldiği ve ziyaret ettiği mutlu şehirlerden biridir. Büyük Atatürk, Milli Mücadele’nin başlangıcından ölümüne kadar olan süre içerisinde Konya’ya 13 defa gelmiş ve bu gelişlerinde toplam 33 gününü Konya’da geçirmiştir.

1. Atatürk’ün Ziyaretleri Öncesi Konya 1920 yılı sonlarına kadar bir iç kargaşa ve Kuvay-ı Milliye aleyhtarı hareketlerin çokça görüldüğü ve yaşandığı bir vilayet olan Konya, 1920’den sonraki yıllarda Milli Mücadele’mizdeki mümtaz yerini alacaktır.

Coğrafi, manevi ve kültürel yapısı ile Orta Anadolu’nun önemli bir merkezi olan Konya’nın Milli Mücadele’mizin başlarından itibaren bu mücadele içerisinde faal bir rol oynayamaması bazı nedenlere dayanmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz;

 1- Öncelikle Milli Mücadele’nin ilk günlerinde Konya’nın başında vali olarak Cemal Bey adında bir zatın bulunmasıdır. “Artin Cemal” adıyla da bilinen Cemal Bey, Kuvâ-yi Milliye’nin en büyük düşmanlarından birisi, İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin üyesi ve Hürriyet ve İtilâf Fırkası (partisi)’nin taraftarıydı. Nitekim Damat Ferit Paşa tarafından özellikle Konya’da milli faaliyetlerin gelişmemesi için Cemal Bey’in Konya’ya Vali olarak gönderildiği belirtilmektedir. Bu nedenle bu vali milli faaliyetlerin Konya’da taban bulmasına mani olmuş bir zattır. Konya’da Kuvâ-yi Milliye Teşkilatı ancak bu valinin şehri terk etmesinden sonra resmen kurulmuştur.

 2- Konya’nın diğer bir şanssızlığı da Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin ilk idarecilerinin bir kısmının kötü niyetli kişiler olmalarıydı. Bunlar kendilerine verilen yetki ve nüfuzu kötüye kullanmışlardı. Mesela Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına kurulan milli kuvvetlerin zabit ve efradları ile kendilerine çok yüksek maaş bağlamışlardı.

Ayrıca bazı subaylar Konya’da milli teşkilatı güçlendirme ve genişletme görevleriyle uğraşacakları yerde, ticaretle uğraşıyorlardı. Bu olaylar halkın dikkatini çekiyor ve tepkilere neden oluyordu. Halkın Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nden şikayetçi olması Heyet-i Temsiliye’ye kadar ulaşmıştı. Bunun üzerine bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından 12. Kolordu Kumandanı Fahreddin Bey’e (Altay) olayın araştırılması için bir telgraf gönderilmiştir.

 3- Konya’nın diğer bir şanssızlığı da bir Nakşibendi Şeyhi olan ve Konya halkı üzerinde derin bir tesiri bulunan Zeynel Abidin Hoca’nın Kuvâ-yi Milliye aleyhine cephe almasıdır. Milli Mücadele yılları boyunca bilhassa İngilizler ve sarayla yakın bir ilişki içerisinde olan Zeynel Abidin Hoca gerek Padişah Vahdettin’in ve gerekse muhaliflerin bir numaralı gözdesi durumuna gelmişti. Ona “bütün Konya’yı tek parmağının ucunda çeviren adam “gözüyle bakılıyordu. Bu şahıs eğer Kuvâ-yi Milliye lehine nüfuzunu koymuş olsaydı, muhakkak ki Konya’nın Milli Mücadele tarihindeki yeri bambaşka olurdu.

4- Bir diğer neden de şudur. Uzun zamandan beri düşman işgali görmemiş bulunan Konya ahalisi, özellikle eşraf tabir edilen ileri gelenleri Milli Mücadele çabalarına karşı ilgisiz ve hatta yer yer karşıydı. Bunda özellikle İtalyanların Konya’yı işgallerinde halka karşı takip ettikleri yumuşak ve uyutma siyasetinin de rolü büyüktür. Halk üzerinde derin etkisi bulunan bu eşrafın milli faaliyetlere karşı soğuk durması Konya’nın diğer bir şanssızlığı olmuştur.

 Saf ve cahil olan Konya halkı yukarıda bir kaç cümle ile temas ettiğimiz nedenlerden dolayı, her türlü propagandaya açık olmuş ve bizzat bu durumdan Kuvâ-yi Milliye aleyhtarları ve Milli Mücadele düşmanları istifade etmişlerdir. Bu yüzden Konya’da Milli Mücadele aleyhtarı hareketler ve isyanlar olmuştur. Nitekim Bozkır’da cereyan eden ve Bozkır isyanları olarak bilinen hadiseden sonra bu kez de 1.Konya Hadisesi olarak bilinen isyan hareketleri olmuştur.

Büyük Atatürk Konya’ya ve Konya halkına karşı her zaman sevgi ve muhabbet duyguları beslemiş ve Konya’ya sık sık ziyaretler yapmak suretiyle de bunu göstermiştir. Eğer gazetemizin yayımlarından olan Şeb-i Arus dergisini takip ettiyseniz, Atatürk bir ziyaretinde de geceyi Hz. Mevlana Türbesinde geçirmiştir. Konya’da Büyük Atatürk’ün emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun ilke ve prensiplerine sadık kalarak ve kalmayı sürdürerek ona olan sevgi ve bağlılıklarını ifade etmiştir..

Bu yazı toplam 199 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.