1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Ateş Çemberinden Geçiyoruz
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Ateş Çemberinden Geçiyoruz

A+A-

Coğrafyamızın üzerinden bir silindir gibi geçen I. Dünya Harbinin üzerinden bir yüzyıl geçtikten sonra yeniden bir kaosun sancılarını yaşıyoruz. Bu coğrafyanın mirasına sahip bir ülke olarak, bölgemizde ve Ortadoğu’da yaşanan olumsuz gelişmelerden doğrudan etkilenen bir ülkeyiz.

İlk önce 2010 yılında Tunus'ta başlayan olaylar sonra Mısır, Yemen, Cezayir ve Ürdün'e sıçramıştır. Bu ayaklanmalar Tunus ve Mısır'da başarı göstermiş olup, çeyrek asırdır yönetimde olan Zeynel Abidin Bin Ali ile Hüsnü Mübarek'in görevlerini bırakmasıyla sonuçlanmıştır. Sonrasında Libya, Suriye ve Yemen’de cereyan eden toplumsal olaylar yönetimlerin sert ve yanlış tutumları neticesinde ve elbette Batı istihbarat örgütlerinin de kışkırtması ile kaos ve kargaşa bölge ülkelerinde egemen olmuştur. Mısır, Libya ve Suriye’de demokratik süreç büyük bir ivme kazansa da menfaatlerinin tehlikeye düşeceğini, Türkiye’nin nüfuz alanının genişlediğini gören Vahşi Batı, bu demokratik sürece sırtını çevirip darbecilere ve zalimlere destek vermeye başladılar.

Sırada İran mı var? Elbette son gelişmeler her ne kadar politikalarını kışkırtıcı ve yanlış bulsak da ABD’nin doğrudan saldırı düzenleyerek İranlı önemli isimleri öldürmesi yeni bir kaosun ayak sesleri olarak görülmeye başlandı. Doğal olarak Türkiye de bölgede sükunetin huzur bulması için taraflara sağduyu çağrısında bulundu. Bölgede hedeflenen şeyin, güçlü bölge ülkeleri değil dağınık ve çeşitli din, mezhep ve etnik bölgelere ayırarak zayıf devletçikler oluşturmaktır. İkinci adım ise kendileri ve çıkarları için tehdit olarak algıladıkları Türkiye’nin elini kolunu bağlamaktır. Hatta Gezi olayları, 15 Temmuz darbe girişimi de bu amaçla yapılmış girişimlerdir. Bunun yanında devletimizin birlik beraberliğimizi artıracak politikalar geliştirmesi PKK’yı bitirme noktasına getirmiştir. Yoksa Hendek terörü ile terörün yoğun olduğu bölgelerde de benzeri toplumsal olaylara zemin hazırlamak için kirli planları uygulamaya çalıştılar. Lakin bölge insanı fitneye geçit vermedi..

Asla vazgeçmeyecekler… Elbette biz de vazgeçmeyeceğiz… Onlar bu kirli planlarından ve ülkemizi terör devletlerinin ortasına hapsedip Akdeniz’deki zenginliklere çökmek için şer faaliyetlerine devam edeceklerdir. Türkiye de boş durmuyor, devletimiz Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtı ile bu planları yapanlara gereken cevabı vermiştir. Ardından gelen Libya ile deniz sınırı antlaşması ve Libya’ya asker gönderme tezkeresi ile Türkiye bölgede  “Ben de varım” dedi. Bu tezkere oylaması sonrasında manidar bir şekilde gelişen Bağdat’taki elçilik saldırısı ve İranlı önemli isimlerin bombalanarak öldürülmesi bölgenin ateş çemberinden geçmeye başladığını gösteriyor.

Bunları yazarken sosyal medyada Cumhurbaşkanımızın, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile telefon konuşmasında : "Şehit Süleymani'nin yokluğu derinden üzüyor. İran halkı, sizin ve Rehber'in öfkesinin farkındayım" ifadesini kullandığını yönünde paylaşımlar servis ediliyordu. Kasım Süleymani, görev yaptığı ülkelerde birçok kanlı olayın faili olarak görülüyordu. Bu nedenle sicili temiz bir isim değildi. Elbette cumhurbaşkanımızın taziyesi, devletlerarası ilişkinin gereğidir. Demiş de olabilir, dememiş de olabilir. Bu saldırıya yönelik bir tutumdur yoksa ölen kişinin eylemlerini tasvip edip onayladığı için değildir. Hemen ardından Twitter’da, @TRTWorldNow hesabında, cumhurbaşkanımızın başsağlığı dilediği ve şehit kelimesi kullanmadığı haberini okuyorum. Bu görüşmede Hasan Ruhani’nin, Erdoğan'a 'ABD'nin küstah eylemlerine birlikte karşı koyma' çağrısı yaptığı haberi ilişiyor gözüme… Aklıma hemen İran’ın, Irak ve Suriye’de terör operasyonu yapan Türkiye’yi ilk kınayan ülkelerden olduğu düşüyor…

Asıl yazmak istediğim konuda birkaç önemli hatırlatmada bulunmak istiyorum. Toplum olarak sürekli bir algı operasyonuna maruz bırakılıyoruz. “25 kuruş olan poşet ücretinin 30 kuruş olduğu” yalan haberi ile “Alevi şehidin cenazesine hiçbir yetkili katılmadı” haberlerine benzer bir sürü yalan haber sosyal medyada servis edilmektedir. İşin ilginç tarafı bilgi çağında, eğitimli insanların da bu algı operasyonlarına gönüllü figüranlığa soyunmalarıdır. Bu nedenle lütfen resmi makamlarca teyit edilmeyen hiçbir habere sazan gibi balıklamasına dalmayalım. Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 1087 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.