1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. AVRUPA BİRLİĞİ MACERASI
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

AVRUPA BİRLİĞİ MACERASI

A+A-

Birinci Cihan Harbinden mağlup olan tarafta yer aldığı için Avrupa, Asya ve Afrika sınırları içindeki topraklarını kaybederek çıkan Osmanlı İmparatorluğunun ardından kurdurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönünü Avrupa’ya çevirmiş bulunuyordu. Çünkü Avrupalıların yaşayışları ve sahip oldukları imkânlar göz kamaştıran nitelikte idi.

         Bu Dünya Harbinden önce de var olan ve savaşın başını çeken Avrupa Devletleri bu savaşta, daha önce sahip oldukları toprakları dâhil, bir şey kaybetmemişlerdi. Bu sebeple de durumları sanki ‘eski hamam eski tas’ niteliğinde idi.  Bundan dolayı da kısa sürede toparlanmış görünüyorlardı.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ise her şeyini kaybetmiş, üzerinden bir silindir geçmiş gibi ezilmiş olarak çıkmıştı.

Bundan dolayı da yeni kurulmuş bir devlet olarak her şeye muhtaçtı. Bu ihtiyacını karşılayabilmek için de yönünü Avrupa’ya çevirmiş bulunuyordu. Çünkü bizim yanımızda veya karşımızda yer alan Avrupa devletleri her türlü nimetin içinde idiler. Ayrıca gerek maddi olarak ve gerek yeni üretilen teknik açısından da göz kamaştıracak bir noktada görünüyorlardı.

Bu sebeple de biz her yönden Avrupalı olma, olabilme sevdasına düştük. Kılık kıyafetten tutun da en olmayacak noktalara varacak kadar, Avrupalı olabilmenin yollarını aradık. Kaybettiklerimizi kendi özümüzden sağlamak ve yeniden ayağa kalkabilmenin yollarını aramak yerine her şeyi ile hazır görünenleri alıp benimsemenin daha kolay ve uygun olduğunu ve böylece ulaşılacak yerin bizim için daha uygun olacağı düşüncesinden hareket ettik. Bunu sağlamanın peşine düştük.

Böylece her şeyimizi onları taklit ederek onlardan almaya başlamıştık. Onların kullanıp attıklarını bile kendimiz için uygun bularak neredeyse kaparak almaya çalıştık.

O zamana kadar bizde ne varsa neye sahip isek her şey ‘tu kaka!’ oldu. Fakat onların kullanıp da beğenmeyerek attıkları bile olsa bizim için baş tacı niteliği taşıyordu.

Bunun neticesinde onlar tarafından kurulan ittifakların içinde yer almak bile bizim için bulunmaz bir nimet olarak değerlendirilmekte idi. Onlarla aramızda en azından din ayrılığı sebebiyle oluşan örf ve âdet farkını bile gözetmedik. Bizlere neyin uygun ve yakışır olduğunu asla düşünmediğimiz gibi neyin yakışmayacağını da düşünmedik.

Askeri bir kuruluş olan NATO’ya üye olmak istedik ve bizi biraz da nazlanıyor tavrı ile içlerine aldılar. Ancak bunun en başta gelen sebebi bizi kendi aralarına alarak en azından askeri yönden kontrol altında tutabilecekleri ümidi idi. Nitekim bu durum günümüzde de aynen devam etmektedir.

Fakat Avrupa Birliği böyle değil. Çünkü o din birliğinden doğmuş bir ittifaktır. Çünkü bu bir Hıristiyan Birliğidir. İçlerine başkalarını almayacakları ta başından beri belli idi. Nitekim bizi de aralarına almaları için yapmış olduğumuz müracaatı gerçeği söyleyerek değil, fakat tavırları ile daima ihsas ettirmişlerdir.

Son durum da bunun son örneğidir. Bazı siyasetçilerimiz daha bizim müracaatımızın ilk yıllarında durumun böyle olduğunu açık bir şekilde söylemiş olmalarına rağmen biz gösterilen yumuşak davranış sebebiyle bu birliğe girebilmek için ısrarlı bir şekilde takipçisi olduk.

Fakat bizi aralarına almayacakları son kararla bir daha teyit edilmiş oldu.

Sebeplerini bir sonraki yazıya bırakalım.

 

 

Bu yazı toplam 246 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.