1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

  3. AVRUPA BİRLİĞİ VE BİZİM KONUMUMUZ
Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

AVRUPA BİRLİĞİ VE BİZİM KONUMUMUZ

A+A-

Avrupa Birliği denince akla ilk gelen fikir, Avrupa kıtasında toprakları bulunan devletlerarasında gerçekleştirilen bir birliğin varlığı veya bu çerçevede gerçekleştirilmek istenen bir birliktir.  

Aslında bu birliğin adının böyle konmuş olması da bunu, yani Avrupa devletlerinin birliğini gerçekleştirmektir. İşin dıştan görünüşü böyledir. Ancak bunun bir de içyüzü olmalıdır. Yani böyle bir kuruluşun ulaşmak ve elde etmek istediği hedef önemlidir.  

Biz biliyoruz ki, Avrupa kıtasında yer alan ülkeler her ne kadar farklı ırk ve devletlerden oluşsa da bu devletleri oluşturan insanların dini inançları temelde birdir. Çünkü böyle bir birliği oluşturmak isteyen devletlerin vatandaşları Hıristiyan dinine mensup kimselerdir.   

Bundan da anlaşılacağı üzere kurulan bu birliğin hedefi aynı dine mensup olup da farklı idare ve yönetime sahip olan devletlerarasında bir birliğin gerçekleştirilmesini sağlamaktır.

Nitekim bu durum birliğin her türlü davranışında görünmektedir. Hedef ise bu birliği oluşturan devletler arasında var olan manevi varlık korunarak maddi açıdan birlikte yükselmeyi sağlamaktır.

Bu durumu iyi anlayabilmek için bir an yirminci asrın başlarına dönerek o zamanda gelişen olaylara bir bakalım.

Bilindiği gibi yirminci asırda iki ayrı dünya savaşı oldu. Bu savaşların ilkinde iki gruba ayrılan devletlerden ittifak grubunu oluşturan İngiltere, Fransa ve Rusya itilâf grubunu oluşturan Almanya, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğunu mağlup etti.

Fakat işin gerçeği dört yıl boyunca devam eden bu savaş, yalnızca Osmanlı toprakları üzerinde cereyan ettiği gibi, topraklarını kaybeden tek ülke de o oldu.

Haydi, ittifak grubunu oluşturan devletlerin, görünüşe göre,  galip gelmeleri sebebiyle toprak kaybetmediklerini düşünelim; fakat bizimle birlik olan ve yenilen tarafta bulunan Almanya ve İtalya’ya baktığımızda da aynı şeyi görmekteyiz: Almanya yine eski Almanya ve İtalya da yine eski İtalya olarak varlığını sürdürmüş ve hâlen de sürdürmektedir.  

Bu durum bize her şeyi apaçık göstermiştir ki, yapılan bu savaş bir din savaşıdır ve Müslüman bir devletle dinleri ayrı olan devletlerin savaşıdır.

Gerçi şöyle düşünülüp değerlendirilebilir: Her ne kadar Birinci Dünya Savaşında karşılıklı savaşan Hıristiyan devletlerin her hangi bir toprak kayıpları olmasa da en azından maddi yönden kayıpları olduğu muhakkaktır.

Ancak maddi kayıplar her zaman telâfi edilebilir. Ancak toprak kayıplarının yeniden eski hâline dönüştürülmesi imkânsız görünmektedir. Tarih bu durumun böyle olduğunu her savaş sonrasında göstermiştir.

Özet olarak konuyu değerlendirmemiz gerekirse şöyle diyebiliriz: Bugün de apaçık görmekteyiz ki, ‘Avrupa Birliği’ Avrupa kıtasında yer alan ve aynı dine mensup insanların oluşturduğu farklı devletlerin bir araya gelmesinden oluşmuştur.

Bizim de her ne kadar Avrupa kıtasında topraklarımız bulunsa da temelde devletimizi oluşturan milletimizin dini onlardan ayrıdır.

Tarihi gelişmelere baktığımızda şunu görürüz: Müslümanlar her devirde kurdukları devletin karşısında buna engel olmak isteyen devletler görmüştür. Hem de bu devletlerin dinleri Hıristiyanlıktır.

Daha Avrupa topraklarına ulaşmamış iken Abbasilere karşı düzenlenen ve Avrupa kıtasından kalkıp Ortadoğu’ya uzanan haçlı seferlerinin gayesi bize her şeyi açıkça gösterir.

Bu da bizim Avrupa Birliğine gireceğimiz ümidinin boş olduğunu görmemizi sağlar. Yani bizimki bir hayalden ibarettir.

Bu yazı toplam 226 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.