1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Avrupa, Terörle İmtihandan Zararlı Çıkmıştır
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Avrupa, Terörle İmtihandan Zararlı Çıkmıştır

A+A-
Kış aylarını iyiden iyiye iliklerimizde hissettiğimiz bu günlerde asrımızın en büyük kitlesel göç anlamının altına imza atan Suriyeli vatandaşların durumu açıkçası halen belirsizliğini koruyor. İnsana bir meta ya da bir metal gözüyle bakan anlayışın gerçek yüzünün ortaya çıkması açıkçası olması gereken bir durum idi. Hümanizm bağırtılarıyla insaniliği sadece ekran fantezisinden öte gitmeyen kanlı batı âleminin kendileri gibi halklarının da acımasız duruşu, gerçek insani boyutta olanların sadece İslam ümmeti olduğunu görmelerine şehadet ediyoruz. Olaya bu açıdan bakınca aslında iyi oluyor. Ama birde yollarda çoluk çocuğuyla rezil bir yaşam sürdüren ve geleceklerinden tamamen habersiz bir kitlenin günden güne artış göstermesi karşısında da yutkunmaktan öte bir şey yapamıyoruz. Örgütlerin cirit attığı Suriye topraklarından umudunu keserek diğerlerinin uhdesinde ki ülkelere sığınan milyonlarca Suriye halkının gelecekten beklentileri neredeyse sıfıra indirgenmiştir. Daha üzücü olanı da daha önce sıklıkla eleştirerek veryansın ettiğimiz bu kaçak göçmenler arasında ki genç kesimin vatanında kalıp çarpışmak yerine kurtuluşu kaçmakta bulduğuna dair endişelerimiz oldu. Bu konuda da kendilerine diyecek sözümüz kalmadığını görüyoruz. Suriye’de çarpışan çok sayıda kimisi etnik, kimisi sözde din adına, kimisi statükoyu koruma uğruna yaşanan gelişmelere bakıldığında da ortada kalan vatandaşın önüne sadece kaçış kapısı açılmaktadır. Vakti zamanında 70’li yılların sonlarında Beşşar’ın babası Hafız Esed döneminde yaşanan akla hayale gelmedik zulümler ve iç savaşlarla bitkin hale düşen halkın tek beklentisi kendi ülkesinde yaşayıp, rızkını temin ederek çoluk çocuğuna bir gelecek kapısı aralamak idi. Bugün gelinen noktada Suriye halkının hiçbir hedefi kalmamıştır. Sadece yaşayıp ve günü geldiğinde de ölüp gitmek gibi bir düşünceyle hiç değilse kalan ömrünü savaştan, barut kokan ortamlardan uzak evlatlarının maslahatı uğruna sarf ederek geçirmek ve günü geldiğinde de emaneti sahibine teslim etmekti.
Şu anda o emanetler Ege Denizinde, Avrupa’nın geri ülkelerinin sınırlarında bir hiç uğruna yok olup gidiyor.
O insanların Müslüman değil de Hristiyan olduğunu düşünürsek, tüm Avrupa bir olur ve o insanlara kucak açmanın derdi ve telaşına düşerdi. Ama zulme uğrayan kesimin İslam dinine mensup kesimler olması karşısında şoke olan ve ettiklerinin gelip kendi karşısında durması hiç hesaplarında olan bir beklenti değildi. Ama yaşanan zulüm döndü dolaştı kendi kapılarına dayandı.
Macaristan’ı ibretle takip ediyoruz.

Almanya’yı ibretle takip ediyoruz.

Hollanda’yı ibretle takip ediyoruz.

Ve daha nicelerini ibretle takip ediyor ve etmeye devam edeceğiz.
İslam ülkelerinin gözbebeği olan Türkiye’miz 2 milyondan fazla insana kucağını açarak ekmeğini paylaşma ve insanlığını gösterme ciddiyetini gösterebilmiştir. Ama yeri geldiğinde hümanizm çığlıkları atan Avrupa ülkelerinin başında ki yöneticiler yaklaşan tehdidin yeni farkına varabilmişlerdir.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, mültecileri Türkiye’de konuşlandırmanın tasasına düşmüşken, bazı Avrupa ülkeleri de pervasızca Türkiye’nin hudut kapılarını mültecilere açarak Avrupa’ya akmalarını eleştirecek kadar pervasız tutumlar içerisine girerek akıllarınca ülkemizi uluslararası arenada zor duruma düşürmeye çalışıyorlar. Tehdidin büyüklüğünü gören Bayan Merkel, yıllarıdır kapılarında bekletmekten haz duydukları Türkiye’mizi neredeyse sorgusuz sualsiz Avrupa Birliği’ne alma gardını bile açmışlardır. Şimdi de utanmadan Suriyeli göçmenlerden bir kısmını kendilerinin seçerek alacakları gibi bir safsatanın peşinde koşmaktadırlar. Ama Türkiye olarak ne önümüze açılan AB fırsatlarına ne de sağlanacak maddi desteklerle tüm Suriyeli göçmenlerin ülkemizde kalmalarını isteyecek kadar yüzsüzleşen batı âleminin yaptıkları asla yanlarına kar kalmayacaktır. Biz Suriye halkından bakımını yapabileceğimiz kadar olan kısmının kontrolünü üzerimize aldık. Bundan sonrası da Avrupa ülkelerinde kendilerine bir yaşam kurarak hayatlarını idame ettireceklerdir. Kısa bir zaman zarfında gittiğiniz tüm Avrupa ülkelerinde Suriyelilerin varlığı kaçınılmaz olmuştur. Hristiyan nüfusun güdükleşmesi karşısında endişeye kapılan batı âlemi çok korktuğu İslam gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalıp, olanlar karşısında eninde sonunda pes edecektir.
İşte Avrupa’nın korkusu budur. İslam dünyasının tüm dünya üzerinde odaklanarak günden güne etkinliklerini artırma endişesidir. Bu endişeleri de dönüp dolaşıp kendilerini bulacaktır. Bunda kaçış yoktur.
Türkiye olarak göçmenlerin Avrupa’ya geçiş isteklerine biz olumsuz bakamayız. Bölgede oluşan karışıklıktan herkes üzerine düşen çıngarı alacaktır.
Uzun yıllar boyunca ülkemizin doğusunda ki artık bitişe doğru hızla seyrederek kendi kendini bitiren PKK terörüne destek sağlayanların yaptıklarının rövanşını almalarına ramak kalmıştır. Bu asra hükmeden batı dünyasının bundan sonra yapacakları barışa katkıdır. Ama kendilerini bekleyen daha büyükçe bir tehditten söz edeyim. Bir zamanlar ülkemiz üzerinde ki çirkin çabaları için kullandıkları PKK gibi örgütler kendi başlarına bela olacaktır. Avrupa ektiğini biçecektir. Yakın tarihte terörün acı yüzüyle yüzleşmeye başlayacaklar. Ortadoğu’da kan kusturdukları ümmetin rövanşını oynayacaklar. Zulüm hiçbir zaman baki değildir. Zulmü sadece birileri görmez. Zulme destek olanların hepsi gün gelir o zulmün ateşinde boğulur giderler. Bundan sonrası batı âleminde karanlıktır.
Üzülerek ifade edeyim ama gerçek budur.

 
Bu yazı toplam 77 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.