1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. AVRUPA’DA İSLAM DÜŞMANLIĞI NAZİZİM VE IRKÇILIK
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

AVRUPA’DA İSLAM DÜŞMANLIĞI NAZİZİM VE IRKÇILIK

A+A-

1985’lerde Bulgaristan Krallığı, Komünist bir rejimle ve Varşova paktı içerisinde yönetiliyordu. Bu komünist rejim, Bulgaristan içerisinde yaşayan Müslüman Türklere karşı faşistlik yaparak, ırkçılık yapmıştı. Bulgaristan da yaşayan Müslüman Türk nüfusunun, ibadet etme haklarını yasaklayıp ibadethanelerini kapattılar. Müslüman çocukların sünnet olmalarını yasakladılar. Türkçe konuşmalarını ve Türkçe eğitim almalarını, Kuran okumalarını yasakladılar. Müslümanların İslami geleneklere göre düğün ve nişan merasimi yapmalarını da yasakladılar.
O zaman Türkiye de rahmetli Özal hükümeti kurmuş, sivil yönetime geçilmişti. Özal hükümeti Bulgar sınırını açtı ve Bulgaristan dan kaçabilen Müslüman Türk halkı Edirne de çadır kentlere yerleştirildiler. Bu hadisi Bulgaristan ırkçı rejiminin değişmesi için fitili ateşlemiş oldu.Bulgaristan kralı Jivkov devrildi. Yerine Avrupalıların istediği bir yönetim şekli kuruldu ve Bulgaristan daha sonraları AB üyesi yapıldı.
Avrupa ve özellikle de Almanya, Fransa ve İngiltere de bugün hala nazizim, nasyonal sosyalizim ve islam düşmanlığı hortlatılmaya çalışılıyor. Bu tür çalışmaların altında özellikle Avrupa da yaşayan Müslüman işçilerin kimliklerini korumaları yatmaktadır.
1960’lı yıllar da, zorunluluktan misafir işçi olarak aldıkları Müslümanların, 55-60 yıl geçmesine rağmen, hiç bir hakları verilmemiştir. Azınlık bile olamamıştırlar hala. 
1960-70’li yıllar da en ağır işlerde çalıştırılmışlar, kanser üreten kimya sanayinde ve en ağır ve pis işlerde ön saflarda hep bu misafir işçiler var. O yıllar da Hastahaneler de iyi bakılmadıkları için, pek çok Türk cenazesi Türkiye’ye gelmiştir. 
Almanya da yaşadığım yıllar da U-Bahn (yeraltı treni) denen toplu taşıma aracıyla yolculuk yaparken karşılaştığım bir olay var ki( yıl 1991), unutulacak cinsten değil.
Ben renk olarak sarıya yakın birisiyim. Bu renk tonu Almanlara yakın bir ton. Yani esmer değilim. Yanıma yaşlı bir Alman bayan oturmadı ve ayakta kaldı. Ayaktayken, biletin var mı? yabancılar pis kokar, kaçak mı yolculuk yapıyorsun gibi laflar sayıyor. Ben hiç sesimi çıkarmadan kitabımı okumaya devam ediyorum. Ben ayağa kalkıp gel otur dememe rağmen oraya oturmamakta direniyordu. Diğer istasyon da bilet kontrolcüsü geldi. O yaşlı bayanın bileti yoktu ve kaçak yolculuk yaptığı ortaya çıkmıştı. Trenden indirilirken, bu pis yabancılara ceza yazın diye bağırıyordu.
1990’lar da, yasa çıkmadan, baş örtüsü yasağına karşı mücadele vermiştim. Berlin Eğitim Senatörü Herr Böger, şöyle bir açıklama yapmıştı. Yasa yolda. Bugün yarın meclisten geçer. Okullar öğretmenler dini sembollerle derse giremeyecekler. Müslüman bayanlar da başörtüsü ile devlet okulların da çalışamayacak. Özel okullar da çalışabilirler. Türkiye ‘de de baş örtüsü yasağı var.” diyordu.
Yine 2000 li yıllar da, Almanya’da yasal yollardan ikamet eden Müslüman gençler memleketlerinden, evlendikleri zaman eşlerini Almanya ya giriş vizesi alabilmeleri için iyi derece de Almanca konuşma şartı getirdiler.
Alman vatandaşlığına geçebilmek için isteyenlerin, Alman milli marşını Alman gibi hissetmesi ve ezberden okumasının yanın da, Almancayı çok iyi konuşma ve çalışma şartı getirdiler. Oysa, iş piyasasında, Müslümanlar ,beşinci sırada iş bulma imkanına sahiptiler. Bu sıralamada beşinci sırada olmak demek yıllarca işçi bulma kurumunda sıra beklemek anlamına gelmekteydi.
alman Anayasasının(Bundesgezest) eğitim maddesinin 12. fıkrasına göre; Almanya ‘da ysal yollardan oturma iznine sahip olanların, evlatlarını inançları doğrultusunda eğitme imkanı vermesine rağmen, bu yasa her halükarda yok sayılmış bir yasa durmundadır.
Doktora gidecek, Türklerin, Almanca konuşup, dertlerini anlatmalarını, anlatamayanların doktor tarafından şikayet edilmesini istediler. İşte böyle bir Almanya var karşımızda.
Bunlar Türkiye’de özellikle, Alanya ve Antalya’da mülk sahibi oluyorlar. Alanya ve Antalya ‘da mülk sahibi olanlar, 6 ay Türkiye’de yaşıyorlar, diğer altı ayıda Almanya’da.
Bunlar, Antalya ve Alanya’nın en güzel yerlerinden ve en güzel imkanlarından faydalanıyorlar. Türk komşularından gerekli yakınlığı görüyorlar. Hiç kimse bunlara çekip gitsinler demiyor. Birlikte ve beraber yaşayalım diyerek gerekli samimiyeti gösteriyorlar.
Almanya da savaşı gören yaşlı kesim ve eski Doğu Almanya’da yaşayan sosyal nasyonalistlerin hala nazi fikirleri taşıdıkları ve bununda günümüz de Yahudi yerine Türkler’in olduğu saklanmaya bile gerek duyulmayan bir gerçek.Her geçen yıl nazi düşmanlığından 50-60 hadise meydana gelmekte. Yabancıların iş yerleri, ibadethaneleri kundaklanmakta ve kamalı haç çizilmektedir. Bu hadiselerin pek çoğu faile meçhule girmekte ve suçlular bir türlü yakalanamamaktadır.
Oysa, bizim dinimiz, özellikle de Medine İslam Devletin ‘de Efendimiz, ırkçılığın çanına ot tıkamış ve İslam devletlerinde Emeviler hariç ırkçılık yapılmamıştır.
 

Bu yazı toplam 578 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.