1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Ayasofya’nın Dirilişinden Mescidi Aksa’ya
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Ayasofya’nın Dirilişinden Mescidi Aksa’ya

A+A-

Son yıllarda daha yüksek sesle dile getirilen Ayasofya meselesi, İstanbul’un fethi sonrası olduğu gibi camiye dönüştürülmesi tartışmaları hepimizde bir heyecan ve beklenti oluşturmuştu.

Nihayetinde geçtiğimiz cuma günü Danıştay’ın 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesiyle hukuki engel kaldırılmış oldu. Hemen ardından gelen birkaç saat içinde de cumhurbaşkanımızın Ayasofya’nın, büyük fatih Fatih Sultan Mehmet Han’ın vasiyeti gereği cami olması için Diyanet İşleri Başkanlığına devrini emreden kararı yayımlandı. Bu karar, toplumda büyük bir heyecan dalgası oluşturdu ve bütün müslüman gönüllerde bir karşılık buldu. Elbette bu karardan memnun olmayan Batı’ya endekslenmiş, ipotekli zihinlerden sinek vızıltısı itirazlar da oldu. Batı’dan gelen itirazlar da aynı sinek vızıltısından farklı değildi.

Benim esas üzerinde durmak istediğim konu ise sadece bir camii olmayan Ayasofya’nın dirilişine dair cumhurbaşkanımızın açıklamaları oldu. Gerçekten özellikle geleceğe dair büyük Türkiye vizyonu dikkatleri üzerine çekti. Ayasofya’nın camii oluşunu “Buhara’dan Endülüs’e medeniyetimizin bütün sembol şehirlerine verilen bir gönül selamıdır” diye açıklaması, Ayasofya’nın Dirilişi’nin sadece ülkemize değil gönül coğrafyamıza verilmiş bir selam olduğu anlaşılıyor. Gönül coğrafyası deyince Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar geniş bir coğrafyayı anlamıyorsanız yeniden tarih dersi okuyunuz.

Sadece bu da değil,  “Ayasofya’nın dirilişi, Mescidi Aksa’nın özgürlüğüne kavuşmasının habercisidir.” sözüyle de Siyonistlere “bekleyin, geleceğiz” dedi. Bu mesajdaki özgüven ve kararlılığın, Tel Aviv’de deprem etkisi yapıp salladığına, Filistinli müslüman gönüllerde  ise ferahlık ve umudu yeşerttiğine adım gibi eminimdir.

Siz de emin olunuz...

Devamında Erdoğan’ın Ayasofya dirilişini “dünyanın dört bir yanındaki müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir.” diye tanımlamasından, islam dünyasına yönelik büyük ideallerin kapıda bizi beklediğini anlıyoruz. Bu kapı, kendi medeniyet tasavvurumuzu bütün dünyada inşaa etmeye yönelik geleceğe dair önemli işaretleri içerir.

Birçok islam aliminin Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetinin aslına rücu ettirilmesine yönelik tavsiyelerini biliyoruz. Başta Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri olmak üzere bir çok alim de Ayasofya’nın ibadete açılması için talepte bulundular. Üstad Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri “Ayasofya açılmadan Türkiye felaha ermez..” diye buyurmuştu. Demokrat Parti iktidara geldiğinde Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin Merhum Başbakan Menderes’ten üç istekte bulunduğu söylenir: “Ezanı aslına döndür, Risale-i Nurları Devlet eliyle neşret ve Ayasofya’yı ibadete aç”.

Şehit başbakanımız Menderes, ezanı özgür bıraktı ama hainler şehit ettiler. Erdoğan’a da bu yıl 4. yılına girdiğimiz 15 Temmuz 2016’da darbe girişiminde bulundular. Allah’ın izniyle, milletimizin ferasetiyle hainler ve düşmanlar bu sefer başarılı olamadılar. Darbeci hainlere ve düşmanlara gereken cevaplar verildi, verilmeye devam edilecek. Elbette her şey bitmiş değil, yeni başlıyoruz.

Bu yazı toplam 1328 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.