1. YAZARLAR

  2. Zafer KARAKUŞ

  3. Aydın(!)Larımıza Dair
Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Aydın(!)Larımıza Dair

A+A-
Ülkemizin bugün içerisinde bulunduğu durumu halkımızdan daha iyi anlayıp, yorumlayan yok.
Aydınlarımız bu konuda karanlık çağdan çıkamadılar henüz.
Hele aydın diye dolaşan dalkavukların güncel meseleleri yorumlamaları tamamen düşmanca.
Ne yazık ki ‘kendine İsa olamayıp, başkasına mesih’ olmaya çalışanlar var.
Bunlar bulundukları mevzide “bir sıkımlık barut” larını atıp “kendileri için marsık üfürme” nin peşindeler.
Ve bunlar kendine Aydın denilmesinden hoşlanmaktalar.
Sözüm ona bu ekabir, kendini beğenmiş söz de aydın(!)lar gerçek aydınların da ayaklarını kaydırmak için nice Bizans oyunları içerisindeler bilmeyen yok.
Hatta Peyami Safa’nın tabiriyle “Kendine has hiçbir fikri olmayan, formül haline gelmiş işporta fikirleriyle düşünen ayaklı kütüphaneler” gibi gözüküp boş teneke gibi tangırdayarak yerlerini de hep belli etmekteler.
Çevremizi ve akıllarımızı kuşat(tırıl)maktalar her gün.
Bırakınız bir konuda topluma rehberlik etmeyi, iyiyi, güzeli, doğruyu; öğretip, araştırıp, bir buluş ortaya koymayı,üretilen maddi ve manevi değerlerle toplumu buluşturup, evrensel insani değerleri ( demokrasi, hukuk, insan hakkı vb.) toplumsal yapıya kazandırıp, kendi toplumunu daha ileri seviyelere taşımayı sağlamak yerine Erol Güngör’ün tanımıyla, laf cambazlığı yaparak, meyhane filozofu gibi etrafta arzı endam etmektedirler.
Beyaz yakalılar diye tanımlayacağımız fikir işçilerine dahil edilen bu kesim aslında hiç hak etmediği bir sıfatla da yan yana getirilmekten memnun iken, bunların cemaziyyel evveline vakıf olanlar bu güruhun sahtekar, intihalci, gammazcı, paranoya ve paragöz insanlar olduğunu da bilirler.
Son günlerde birçok televizyon ekranında gördüğümüz yeni yetme bu soytarıların sabun köpüğü gibi türemeleri ile sayıları sürekli artmakta, bir iki program sonunda uzman oluvermeleri ile kendilerini karanlıktan kurtaramazken topluma kargalık yaparak; aslında bir zihni tahribata neden olduklarını ve toplumdaki saf aklın bozulmasını sağlayan sabotajcı tipler olarak anıldıklarını unutmamak gerekir.
Bugün başımıza ne gelmiş ise, dün olduğu gibi yarın da bizim aydın (!) diye tanımladığımız cüce ve karanlık, ruhunu iblise satmış, tanrıları menfaatleri olan söz de aydın(!)larımızdan kaynaklanmaktadır demek yanlış olmasa gerektir.
Şükür ki milletimiz feraseti ile bunlara itibar etmemektedir.
Halkına yabancılaşmış bu suç şebekesi güya aydınlar, hiçbir meselede toplumun önünde gitmek yerine kendi yerini kaybetmemek için mevzilerinden bile çıkmamaktadırlar.
Bugün yaşadığımız sorunlarımıza çözüm üretmesini bugünkü aydın(!)larımızın büyük ekseriyetinden beklemenin ne kadar yanlış olduğunu maalesef görmekteyiz.
Her konuda çuvallayan, her dediği yanlış çıkan, susacağı ve konuşacağı yeri bilmeyen niceleri gördükçe karanlık çağdan kurtulmalarının da ne kadar zor olduğunu görmemek mümkün değil.
İyi ki halkımız aydın(!)larımız gibi meselelere bakmıyor.
Onları dikkate almıyor.
Hatta onların istediklerinin tam da tersini yaparak, onlar hiçbir işe yaramaz, sırtında bir kambur, kanında sülük olarak görüyor.
Milletin ne kadar temiz bir zekaya sahip olduğunu göremeyecek kadar yaptığı işin farkında olmayan bu zavallılar, gazete ve dergilerde köşe yazılarının nahoş ve sevimsiz üslupları ile halka akıl vermelerini görünce,” acaba şimdiye kadar Türk aydının fonksiyonunu yanlış mı algıladım ?” sorusunu aklıma getirmekten geri duramıyorum.
Derken merhum, gerçek bir aydın ve mütefekkir Cemil Meriç imdadıma yetişiyor. “Mağaradakiler” isimli eserinde Türk aydını konusunda “Türk aydını her mevsim bir başka meçhulün sevdalısı. Geçen asrın ortalarında ıslahatçıdır, sonra ihtilâlci olur, sonra inkilâpçı” ifadesi tam da aradığım karşılığa denk geliveriyor.
Hâsılı aydın (!) ahvali bizi ümitsizliğe kaptırmıyor. İnanıyor ve biliyoruz ki, bunlar karanlıkta durdukça halk kendi yolunu daha kolay bulacak ve aydın ihanetinden kendini koruyacaktır.
Allah milletimizi el ovuşturup, makam kapma sevdasında bulunan dalkavuk, hercai aydın(!)larımızdan korusun, gerçek aydınlarımıza da erdemli bir duruş nasip etsin.
Unutmayın, yarını ancak bugünden kurtarabiliriz.

 
Bu yazı toplam 209 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.