1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Aynı Vatanda Farklı Düşüncelerin İnatlaşması
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Aynı Vatanda Farklı Düşüncelerin İnatlaşması

A+A-
Bugün genel bir değerlendirme ve özeleştiri yüklü bir konuya değinmek ve sizlerle bu konuyu mütalaa etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi uzun zamandır bu ülke sınırları içerisinde kardeşlik destanı yazmış etnik gruplar arasında yaşanan nahoş gelişmelerin temelinde ülkemiz üzerinde çirkin emelleri olan kesimlerin ortaya koyduğu çabalar yatmaktadır. Bildiğiniz gibi bir süredir Türkiye’de bütün değerler büyük bir akılsızlıkla, ahlaksızlıkla, sorumsuzlukla birer birer deformeye uğratıldı. Bunu ama içimizden ama dışımızdan birilerinin kaşıması sonrasında yaşamak zorunda kaldık ya da bırakıldık.
Bu ülkede artık ne dindarlık, ne vatanseverlik, ne laiklik, ne solculuk, ne Atatürkçülük, ne demokratlık umut veriyor! Bunların birçoğu birilerinin ağzında sakız olmaktan öte anlam taşımıyor. Herkes ağzına aldığı birkaç söylemle ya da eline aldığı birkaç oyuncakla kendi haklılığını savunuyor. Onun gözünde ötekinin bir anlam ifade etmediği açıktır. Tartışma kültürümüz bile kavgaya dönüştürüldü.
Biliyorsunuz ki bu güzel memlekette dindarların yaptıkları dindarlık… Atatürkçülerin yaptıkları Atatürkçülük… Vatanseverlerin yaptıkları vatanseverlik… Milliyetçilerin yaptıkları milliyetçilik… Solcuların yaptıkları solculuk kıymetsiz, işe yaramaz değerler haline geldi. Kılıçdaroğlu, geçen gün açıklamasında başkanlık sisteminin İslam’a aykırı olduğunu söyledi. Behey gafil! Sen bugüne kadar İslam’ın hangi noktasındaydın? Birde, karşındakileri bu konuda caymaya ikna etmek için İslam’ı kullanmaya cüret ediyorsun. Peki, bunu AK Partili bir yetkili, İslam’a uygun diyerek tevil etseydi senin tepkin ne olacaktı? Tabi sana serbest… AK Partili yapsaydı gürültü başlayacaktı. Din işleri, devlet işlerine karıştırılıyor diyerek feveran edecektiniz.  Aslında bu dayatmanın temelinde yatan etkenlere ulaşmak hiçte zor değil. Bildiğiniz gibi çeşitli badirelerden geçen ülkemiz, zamanında birçok oyunlara ve iğrenç tezgâhlara maruz bırakıldı. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Osmanlı’nın kendi özümüz olduğu gerçeği irrite edildi. Sanki cumhuriyetçi geçinen kesimlerin gözünde bu vatan tamamen onların tahakkümü altında olduğu bir gerçekmiş gibi lanse edildi. Geçmişe dair aslımızın özümüzün silindiği algısı yaratıldı. Nitekim sizler çok iyi biliyorsunuz. Osmanlıca alfabemiz Arap harflerinden oluşuyor gerekçesiyle saçma bir girişimle Latin alfabesine çevrildi. Bu durum ülkemizde öylesine bir yapı oluşturdu ki ne alaka denebilecek çok sayıda insanımız bu ülkede ötekileştirildi Ülkemizde ki dini değerlerin temeline dinamit koymaktan öte bir anlam içermeyen çok sayıda saçma uygulama insanımızın zihnine kazındı. Hâlbuki din ile devlet işlerinin ayrılması gibi saçma laiklik ilkesi o günün şartlarında yanlış anlaşıldığı için özgürce ama sadece dininin emri olduğu gerekçesiyle başörtüsünü takan kardeşlerimiz bu ülkenin gerçeğine rağmen tamamen dışlanarak ötekileştirildi. Sakallı insanlarımız aşağılandı. Tamamen dini amaçla koydukları sakalları sebebiyle aşağılanan bu insanlar üzerinden kirli oyunlarına devam ettiler. Sakal koyan insanlar bile gruplaştırıldı. Çenesinin üzerinde bir tutam sakalı olanlar uygar, ama İslami kriterlere göre sakal koyanlar ilkeldi. Uğraşmamız gereken daha hassas konular varken biz bunlarla uğraştığımız sıralarda ABD bu fırsatı anında değerlendirmek suretiyle dini kisve altında hareket eden ülke tarihimizin gelmiş geçmiş en tehlikeli örgütlerinden biri olan FETÖ örgütünü bize karşı silah, madde ve mühimmat desteğiyle beslemeye ve korumaya odaklandı. Günü geldiğinde bu vahşi örgüt kendi ülke vatandaşına karşı acımasız bir yakuza savaşçısına evrilecekti.  
Bu memlekette; “Vatanseverim” diye geçinenler öyle işler yaptılar ki vatanperverlik başlı başına suçun, katliamın, başkasına yaşam hakkı vermemenin adı oldu çıktı.  
Kendisini dindar olarak görenler öyle hatalar yaptılar ki dindarlık kaba sabalığın, nobranlığın, zevksizliğin, tahammülsüzlüğün adı oldu çıktı.
Bazı kesimlerin oyuncağı haline dönüştürülen laiklik, mensupları tarafından öylesine alabora edildi ki laiklik, başkasına yaşam hakkı vermeyen, inanca saldıran ve mensuplarını sindiren düşmanlık haline dönüştürüldü.
Tarihimizin en çok oynanan oyuncaklarından solcular, öyle işler yaptılar ki solcu geçinen çevreler ve siyasi partiler beceriksizliğin, ukalalığın, özelliklede kendi kültüründen ve değerlerinden kopuk olmanın timsali haline dönüştü.
Demokrasiyi sakız gibi çiğneyen çevrelerce demokratlık, gücü ele geçirmenin nişanesi olarak kullanıldığından sahtekârlığın ikiyüzlülüğün, beklentileri adına gemisini yüzdürmek için birilerinin seyri sefası oldu.
Bu işin sonunda ne mi oldu?  Türkiye’nin çivisi çıktı.   Halkları arasında müşterek değeri olmayan bir toplum olduk.
Şimdi gelelim! Bundan sonra çözüme giden yol ne olacak?
İlkesel değerlerimiz, dini inançlarımız art niyetli birileri tarafından dejenere edildi diyerek kafamızı kuma gömüp yata mı gideceğiz?
Dindarlığı meslek haline getiren ama yaşamında uygulamayan kaba,  tahammülsüz, ahlaksız insanların elinde kirlendi diye İslam kültürümüze, yaşamımıza, toplumsal ilişkilerimize kattığı o güzelim değerleri görmezden mi geleceğiz?
Bir soru size! Bozulan bütün değerlerimizi gözden çıkarırsak bu ülkede nasıl yaşayacağız? Sorunlarımızla baş etmek için ortak bir aklı nasıl tesis edeceğiz?
Bu noktada bilmemiz gereken şudur. Asli sorunumuz, ülkemizin başına bir felaket gelmesi değil, o felaketten alnının akıyla sıyrılabilecek ortak aklı bulmaktır.
Bu eksikten ötürü hiçbir sorunumuzu çözemiyoruz. Geçtiğimiz iki hafta öncesine kadar mecliste yaşanan anayasa değişiklik paketinde bile bilimsel değil, inatsal çatışmalar yaşadık. Mevzu sen ben davasına dönüştü. Benim dediğim olacak mantığına geldi. Cumhuriyete sahip çıktığını zannedenlerin kıt akıllarıyla mücadelesine dönüştü. Hiçbir noktasında anlayış yoktu. Bu durumda da düzelme maalesef halen yok. Daha da içinden çıkılmaz hale dönüşüyor.
Sorunlarımızın çözümü için dışarıya umut bağlamak akıl işi değil. Burası bizim vatanımız. Sorunlarımızı hep birlikte el ele verip kimsenin özgürlüğüne yan bakmadan çözmenin yolunu bulmalıyız.
 
Bu yazı toplam 171 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.