1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. Ayrılık Ve Boşanmalar
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

Ayrılık Ve Boşanmalar

A+A-
Türkiye nüfusu yaklaşık 76 milyon.
Konya’nın nüfusu ise yine yaklaşık 3 milyon.
Adliye koridorlarına bakıyorsunuz tıklım tıklım dolu.
Davacı- Davalı…
Konular öncelikli olarak alacak- verecek davası,
Sonra trafik kazaları ve aile mahkemeleri.
Boşanma, nafaka, velayet davaları…
Konya’da merkez adliye de 4-5 tane aile mahkemesi var.
Bu mahkemelerin önünde yine yaklaşık 2 bin, 3 bin dosya bulunuyor.
Mahkeme hakimleri ve diğer yardımcı personel cansiperane çalışmasına karşın dosyalar yığılmaya devam ediyor.
Şöyle bir bakıyorum da artık boşanmalar, sanki çorap, gömlek değiştirir gibi. Eşler ve özellikle de bayanlar kusura bakmasınlar ama, en küçük problemi çözmeden, bir çare aranmadan boşanmayı tercih ediyorlar. Rahmetli Anamın ablama verdiği nasihati hatırlarım.
“Kızım bu evden alınla çıkacak, akınla girecen”
Şimdi bu sözü bilen var mı ?
Varsa ne kadar uygulanıyor.
Efendim, şiddet…
Elbette kadına yapılan şiddete karşıyım.
Kadınlar, erkeklere birer emanettir.
Ama gelin görün ki, getirin o kadını…
Yine Anamın bir sözü kulaklarımda çınlar.
“ Erkeğin eline sopayı kadın verir.”
Ne demek isteğini siz düşünün.
Fikrin bittiği yerde kaba kuvvet başlar. Eşler işi bu noktaya getirmemeli ve bazen susmak en güzel cevaptır deyip, tartışmayı bir taraf ve bence de bayan bitirmeli. Erkek de buna uymalı ve uzatmamalıdır.
Evet boşanmak bir haktır ve eğer son çare ise insanlar ayrılmalıdır. Boşanma dinimizce de helaldir. Ancak Yüce Allah’ın en az sevdiği bir helaldir.
Türkiye geneline baktığımızda da boşanmalar üst düzeydedir. Bunun nedeni itaatsizlik, saygısızlık ve eşlerin bir birini anlayamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Evlilik müessesi fedakarlık müessesesidir. Eşler bir birlerini anlamalı ve küçük şeyleri büyütmeden birlikteliği devam ettirmelidirler. Ne yazık ki, hepimiz zaman zaman yanlışlara düşüyor, duygularımızın esiri olarak yuvalarımızı yıkıyoruz.
Atalarımız ne güzel söylemiş :
“Dişi kuş yapar yuvayı” diye…
Bayanlarımız basit olaylar nedeniyle ev içindeki küçük tatsızlıkları ailelerine taşımamalı ve ailelerde bu tür olaylara müdahil olmamalıdır.
Feministler kızmasın ama, kadın eşine namus ve edebine saldırı olmadığı sürece mutlak itaat etmelidir. Peygamber efendimize sorulan bir soruda :
“Eğer Allah’tan başka bir başka varlığı secde edilmesi gerekseydi, kadınların eşlerine secde etmesi gerekirdi” sözünü unutmayalım.
Buradan bir yere gelmek istiyorum.
Bizim gazetenin arka tarafındaki pencerenin önüne bir yaban güvercini yuva yapıp, yumurtladı ve yavrusunu çıkardı. Güvercin’in ne kadar duyarlı olduğunu pek çoğumuz biliriz. Ancak zavallı hayvancık, yavrusu ve yuvası uğruna adeta canını feda edecek kadar yuvasına bağlı. Bizler camı açıyoruz. Hava almak için ancak hayvancık yuvasını canı pahasına terk etmiyor.
İnsanlar bir düşünse ve örnek alsa acaba toplumun kanayan yarası boşanmalar bu ölçüde çok olur mu? Aileler parçalanır mı? Boşanmalara bakıyorum sudan bahaneler ve sevgisizlik, sadakatsizlik. Sonra insanlar pişman oluyor ama ne yazık ki iş işten geçiyor. Takdiri size bırakıyorum.
+++ +++
Temanın bir isteği var.
Yaz günlerinde sıkça çekirdekli meyve yiyoruz. Bunları çöpe atmayınız. Bu çekirdekleri bir poşette toplayınız ve kıra, yola gittiğinizde, yada bir piknik için şehir dışına çıktığınızda bu çekirdekleri toprağa gömme imkanınız varsa onları gömün, gömme fırsatınız yoksa fırlatın atın. Toprak onlara sahip çıkacak ve bir kısmı yeniden ağaç olacak. Bu davranış çevreye duyarsız kalmadığımızı ve çevre kirliliği de yaratmaz.

 
Bu yazı toplam 47 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.