1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kaçar

  3. “AYRIMCILIK”BİR IRKÇILIK MI?
Mehmet Kaçar

Mehmet Kaçar

Yazarın Tüm Yazıları >

“AYRIMCILIK”BİR IRKÇILIK MI?

A+A-

Ayrımcılık deyince, kapsayıcılığın zıddı olan bir kelime olduğunu görürüz. Yada diğer adıyla dışlama veya dışlanmada diyebiliriz. Ayrımcılık en basit şekli ile bir kişiye yada gruba benzer hal ve şartlarda ki diğer fertlerin farklı ve eşit olmayan bir muameleye maruz kalması şeklinde tanımlanabilir. 
Ayrımcılık pek çok alanda ortaya çıkabilen bir sosyal hastalıktır. Eğitim-öğretim bu alanların belki de ilk sırasında gelmektedir. Zuhur edecek ayrımcılığı erken teşhis etmek ve ayrımcılığı tedavi edici önlemleri erken almak, tüm eğitmenlerin, özellikle de sınıfında yabancı uyruklu öğrencisi bulunanların, öncelikli konularının en başında gelmelidir.
O zaman ayrımcılık denilen bu sosyal hastalık nasıl ortaya çıkar?
Bize göre adına ayrımcılık dediğimiz bu sosyal hastalık şu iki konudan ortaya çıkmaktadır: 
Doğrudan ayrımcılık; bir ferdin veya grubun farklılıkları(multi kulti) nedeniyle, açık bir şekilde eşit olmayan bir muameleye maruz kalmasıdır.
Tam burada farklılık gösteren davranış şekli ise açıkça alay etmekten, bu fert ve gruplara yönelik ayrımcılığı körüklemeyi hedefleyen nefret söylemleri ve küçük görme, küçümseme hallerini yaygınlaştırmaya kadar çok geniş bir daire içerisinde ki davranış bozukluklarını içerisine alır.
Bir okulda veya sınıfta bir öğrencinin etnik(ırki) kökeninden dolayı kötü muamele görmesi bir öğrenci ile Türkçe’sinin yetersizliğinden dolayı alay edilmesi eğitim ortamında yapılan ayrımcılığa en güzel örneği teşkil etmektedir.
Dolaylı ayrımcılık; bu çeşit içerisine giren bir ayrımcılığın fark edilmesi çok zor olduğu için, bazen eğitmenler tarafından fark edilmeyebilir. Bu tür bir ayrımcılık genelde imalar veya dolaylı ifadeler, laf çarptırmalar, alaycı veya küçük gören gözlerle bakarak küçük görmeler şeklinde ortaya çıkan ve insani olmayan bir davranış şeklidir.
Mesela “yok sayma, önemsememe, diğerlerinden daha aşağıda görme” bu çeşitten bir ayrımcılığın en belirgin vasıflarıdır. Okul ve sınıf ortamında eğitmenlerin, başarısız, çok yaramaz, çok tembel diye etiketlediği bir talebesine asla söz hakkı vermemesi, o talebe konuştuğunda, onu dinlemek veya anlamak için yeterince sabır ve çaba göstermemesi bu ayrımcılık türünün en belirgin misallerindendir.
Ayrımcılığın ortaya çıkmasını doğrudan etkileyen iki ana unsur ise ön yargı ve kalıp(klişe) yargıdır.
Ön yargı, Türk Dil Kurumu(TDK), Büyük Türkçe Sözlükte, “bir konuyu yeterince bilmeden varılmış kanı; önceden verilmiş yargı” ve “bireyde başka bireylere, toplumsal kümelere karşı sevgi yada düşmanlık duygusu uyanmasına yol açan, koşullanmış bir duygusal tutumu yansıtan yalın kat inanç, kanı, genelleme” biçiminde felsefi ve sosyolojik açılardan tanımlanmıştır. Mesela, bir bireyin belirli bir durumda nasıl davranacağına ilişkin kesin bir kanaatimizin olması durumu, o kişiye ön yargıyla yaklaştığımızın göstergesidir.
Kalıp(klişe) yargı; farklı sosyal sınıf ya da grupların özelliklerine ilişkin kaynaksız ve genellemeci inançlara denir. Mesela belli bir grubun “her” durumda nasıl davranacaklarına ilişkin yargılayıcı kanaatlerimizin olması, o grup hakkında kalıp(klişe) yargılarımızın olduğunun açık bir göstergesidir.
Kalıp(klişe) yargı; farklı sosyal sınıf ya da grupların özelliklerine ilişkin kaynaksız ve genellemeci inançlara denir. Mesela belli bir grubun “her” durumda nasıl davranacaklarına ilişkin yargılayıcı kanaatlerimizin olması, o grup hakkında kalıp(klişe) yargılarımızın olduğunun açık bir göstergesidir.
Ön yargı daha çok “tanılama ve niteleme” kalıp(klişe) yargı ise daha çok “sınıflama” içermektedir. Her ikisinin de ortaklaşa içerdikleri ise yargılama ve etkilemedir. Türkiye’de ki sığınmacılara karşı kişisel olarak bir ön yargı ve kalıp yargıya sahip miyiz? 
Eğer böyle bir düşünceye sahipsek, farklı bakış açıları ile hazırlanmış kaynaklara mı dayandığı ve ne oranda genellemeci olduğunu da sorgulamalıyız.
Fertler hangi nedenlerden dolayı ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar?
Ayrımcılık çeşitli nedenlerle ortaya çıkmaktadır ve çeşitli türleri bulunmaktadır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.
Etnik Köken Ayrımcılığı: Irk, renk, soy yada ulusal veya etnik kökene dayalı her çeşit ayırım, etnik köken ayrımcılığını ifade eder. Lisanımızda yerleşik ırkçı kalıplar(kara, gâvur vb.) veya okul ve sınıf ortamında farklı etnik kökenden gelen talebelere yapılan aşağılama ve tacizler, etnik kökene dayalı ayrımcılığa örnek olurlar.
Dini inanç ayrımcılığı: Toplumsal yaşamın herhangi bir alanında fertlerin inançlarından dolayı dışlanması ve engellenmesidir. Mesela baş örtülü bir kadının eğitim hakkının veya bir işte istihdam edilmesinin engellenmesi veya farklı dinlere yönelik hakaret anlamı içeren ifadeler dini inanç ayırımcılığına örnek verilebilir.
Cinsiyet ayırımcılığı: Toplumsal yaşamda kişilerin cinsiyetlerinden dolayı dışlanması yada engellenmesidir. Kadınların eğitim ve çalışma imkanlarından eşit olarak yararlanamaması veya toplumsal cinsiyet rollerinin kesin kalıplar(kadın işi, erkek işi) şeklinde belirlenmesi bunlara örnek olarak verilebilir.
Sosyo-ekonomik düzey: Kişinin toplumsal yaşamda sosyo-ekonomik düzeyinden dolayı diğerlerinden farklı muamele görmesini ifade eder. Mektepte fakir bir aileden gelen bir talebenin öğretmen veya mektep yöneticileri tarafından farklı muamele görmesi bu durma örnektir.
Engellilik veya özel gereksinimler: Bireylerin genetik bir takım sorunlar yada hayatlarının belirli bir dönemindeki hastalık veya kaza neticesindeki bedensel veya zihinsel olarak ortaya çıkan özel durumlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalma durumudur. Bir sınıfta kaynaştırma öğrencilerine yönelik olarak yapılan ayrımcılık dışlama veya ihmal edilme bu duruma örnek olarak verilebilir.
Ayırımcılık, eğitim ortamına nasıl yansımaktadır?
Eğitim kurumlarında eğitmen ve yöneticileri, aileleri ve talebeler, bir çok durumda farkında bile olmadan, sahip oldukları algılar, ön yargılar ve kalıp yargılar çerçevesinde talebelere farklı davranabilmektedirler. 
Bütün bu kişiler arasında en kritik olan şüphesiz eğitmenler ve bu duruma kayıtsız kalan yöneticilerdir. Eğitmen bir talebenin hayatında ki en önemli otoritelerden birisi ve ona rol model olduğu için, eğitmenin özellikle yabancı uyruklu talebelere karşı sınıf içi ve dışında ki tutumları çok önemlidir.
Eğitmenlerin sınıf içi ve dışında ki ayrımcı davranışlardan kaçınmaları için öncelikli bir eğitmenin potansiyel olarak hangi ayırımcı davranışları sergileyebileceğinin farkına varması gerekir. Şimdi okul ortamlarında eğitmenlerin ayırımcı davranışlarına örnekler verelim:
Potansiyellerini dikkate almadan bazı talebelerden diğerlerine göre düşük beklenti içerisinde olmak.
Bazı talebelere daha kolay ve zor görevler vermek, talebeyi ticari bir kaynak gibi görmek.
Talebelere ailelerin sosyo-ekonomik düzeylerine göre davranmak.
Cinsiyet ayırımcılığı yapmak. Mesela, sınıf içerisinde bazı görevleri sadece kız öğrencilere (temizlik vs.) vermek.
Özel gereksinime ihtiyacı olan veya engelli talebelere yapılan ayırımcılık.
Farklı kültürlerden gelen talebelere yapılan ayırımcılık.
Başarılı talebeleri kayırma ve özel ilgi gösterme.
Sınıf ve şubeler arası ayırımcılık.
Dinsel ve etnik ayırımcılık.
Tanıdık ve yakınlarını kayırma.
Köylü ve kentli diye ayırımcılık.
Şive ve lisan yönünden ayırımcılık.
Giyim-kuşam tarzı ile ayırımcılık.
Selam ve Dua İle!...
 

Bu yazı toplam 4339 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.