|
SON DAKİKA
ÖZDEMİR YÖNETİME ADAY OLMAYACAK!
AK PARTİ'Lİ KILINÇ ÖLDÜRÜLDÜ!
İŞTE YENİ HTC DESİDE !
EVLİ MAHKUMLARA MÜJDE!
Ayşe’nin ardından
Mustafa GÜDEN maratoniletisim@gmail.com
Celalettin Boyalı ve Yusuf Gürbüz ısrarla Yeni Gazete’ye davet ettiklerinde, yeni çalışma arkadaşlarım olmuştu 1998’de. Bunlardan Mehmet ve Ahmet Arı kardeşlerle halen aynı ortamı paylaşıyoruz. Ben geldiğim günlerde Osman Dikilitaş askerlik görevini yapıyordu. Sonra aramıza döndü. Şimdilerde fırsat buldukça görüşüyoruz. Bir de Emin’imiz vardı, şimdi Osman ile aynı firmada çalışıyorlar. Genel Yayın Müdürümüz Osman’ın sevimli, sevecen babası Yalçın ağabeydi. Allah rahmet eylesin. Hemen yanındaki odada, örtüsünün içinde sürekli gülümseyen yüzüyle genç Yazı İşleri Müdürümüz Ayşe Bağrıaçık vardı. İlk defa karşılaşmış, yeni tanışmıştık. Gazetecilikte yeni ama heyecanlı ve arzuluydu. Farklı bir şeyler yapma, üretme peşindeydi. Röportaj konularında yardımlaştık. En çok da onun bize yardım etmesi gerekiyordu; çünkü Yeni Gazete, spor servisindeki hepimizin yabancısı olduğu bir bilgisayar sistemi ve programıyla çalışıyordu. Ayşe bu konudaki önemli yardımcılarımızdan biriydi. … Ilgın’da feci bir kaza olmuş, Ali Kayıkçı’nın genç evlatları Mehmet ve Yusuf aynı günün sabah ve akşamında vefat etmişlerdi. İlk gün Mehmet’i defnedip gazeteye döndüm, işimi yaptım. Aynı günün gecesinde Yusuf’u da kaybettik. Sabah yine Ilgın’daydık. Öğleden sonra ise sayfanın başında. Ayşe peşpeşe gelen iki acıya rağmen işimizi yapabilmemize hayret etmiş, bunu da paylaşmıştı bizimle. Birkaç ay sonra sıkıldım, bunaldım. Sayfaları Hüseyin Rahmi Gündüz’e emanet edip kendimi “üç gün dinlenmeye” sevk ettim. Aslında “istifa dilekçemi de” yazıp çekmeye bırakarak gitmiştim. Döndüğüm gün hala rahatlayamamıştım. Spor Servisindeki arkadaşlara kararımı açıklamaya hazırlanırken dilekçeyi de masanın üzerine çıkardım. Hüseyin’in gözünden kaçmadı. Sessizce okuduktan sonra “Ayşe söylemişti, haklı çıktı” dedi. “Neyi söyledi Ayşe?” dedim. “Siz gittiğiniz ilk gün göremeyince bana sordu. ‘Yorulmuş, birkaç gün dinlenecekmiş’ dedim. Ayşe ‘Eyvah, Mustafa ağabeyi kaybediyoruz’ dedi. Ben de ‘Yok öyle bir şey sadece dinlenecek’ deyince; “Mustafa abi peşpeşe iki yeğeninin cenazesinde bile işinin başına dönmüştü. Şimdi dinleniyorsa, gelmeyecek demektir’ demişti” diyerek Ayşe’nin benim ayrılma kararımı fark ettiğini anlattı. … Öngörüleri kuvvetliydi. Ayrılma kararıma en çok üzülenlerden biriydi. İş yerlerimiz ayrılsa da yollarımız ayrılmadı. En azından komşu mahallelerin çocuğu idik. Kurtuluş’tan geçerken kaç defa otobüs durağında karşılaştık, Allah bilir. … Ancak Corel’de her şeyi tam öğrenememiştim. Bir gün, yapacağım bir çalışma nedeniyle teknik yardıma ihtiyacım vardı. Ayşe’yi aradım. Çalıştığı dershanede buluştuk. Bana programı nasıl kullanacağımı anlattı. Son dersimi almıştım. Çok da işime yaradı. … Gazeteciliğin çileli ve yorucu ortamı Ayşe’ye iyi gelmemiş o da meslekten kopan arkadaşların arasına katılmıştı. Dershaneden sonra bir ara Selçuk Üniversitesi Basın Bürosunda görev yaptı ama uzun sürmedi. Sonra uzun bir süre görüşemedik. Bunda sanırım, benim 40 yıllık mahallemi terk etmemin ve artık taşranın çalışma saham olmasının etkisi büyüktü. Bir ara Salih Atalay ile karşılaştık. “Ayşe Bağrıaçık Dışişleri Bakanlığı’nda çalışıyormuş, çok sevindim” dedi. İlk defa duyuyordum, şaşırdım ama çok da sevindim. Sonra Yusuf Gürbüz “Hayır, Ayşe, Karaman Adliyesinde memur oldu” diyerek yanlış bilgimi düzeltti. … Birkaç ay önce gazetede Ayşe konusu geçince Yusuf Gürbüz, sadık bir dost olarak, “Adı geçmişken arayıp hatırını soralım” dedi. Aradık, “İstanbul’dayım, hastayım” derken ağladı. Ama hastalığını söylemedi. “Basit bir soğuk algınlığı” gibi algıladık. Vefat haberi gelinceye kadar da hastalığının ciddiyetini bilmiyorduk. Dost canlısı genç bir kardeşimiz, meslektaşımızı kaybetmiştik. … Ayşe’nin ölümü kadar, vasiyeti de derinden sarstı bizi. “Beni Karaman’a defnedin” demişti ailesine. Bu, 37 yıllık yaşantısında “kaderin kendisine gülümsediği şehre bir vefa” mıydı, yoksa 36 yılını geçirdiği “Konya’da hak ettiğini bulamamanın karşılığında bir ebedi terk ediş miydi” bilemem. Umarım, Karaman’a vefadır Ayşe’nin tercihi. Bu kaçıncı dost kaybettiğimiz, sayamadım. Bu vesile ile Ayşe ve ebedi âleme göçen tüm dostlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Yükleniyor...
|