1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. BABA VE OĞUL
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

BABA VE OĞUL

A+A-

BABA....!!!!!!!!

Yaşlı bir baba…

Kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş…

Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş.

Babasının isteğini fark eden oğlu,

almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş…

Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş…

Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış…

Lokantadaki insanların bakışları da pürdikkat onların üzerindeymiş…

Aşağılayıcı bakışlar, alaycı tavırlar, surat ekşitmelerle arada bir yaşlı babaya bakıyorlarmış.

Bir süre sonra oğlu sabır ve itina ile lokmaları babasının ağzına koymaya başlamış…

Nihayet yemek bitmiş ve oğlu babasını alıp lavaboya götürmüş, elini-yüzünü iyice yıkamış, üstünü-başını silip temizlemiş, saçını-sakalını düzeltip taramış, gözlüklerini silip gözüne takmış, ardından da koluna girip dışarı çıkarmış…

Lokantada bulunanların hakaretamiz bakışları hâlâ onların üzerinde…

Hiçbir bakışı umursamayan çocuğun ise yüzünde hep tebessüm varmış, babası çok sevdiği yemekten yiyip lezzet aldığı için…

Yemek parasını ödeyip çıkıyorlardı ki, arkalardan yaşlı bir amca seslenmiş:

– Hey evlat, burada bir şey bıraktığını unutmadın mı?

Az düşündükten sonra çocuk cevap vermiş:

– Hayır, masada bir şey bıraktığımı sanmıyorum!

Yaşlı amca:

– Hayır evlat, yanılıyorsun. Sen burada çok değerli bir şey bırakıp gidiyorsun!

Şaşkınlık içinde:

– Ne bırakmışım ki amca?!

– Sen burada, her evlat için bir ders ve her baba için bir umut bırakıp da gidiyorsun!…

Tam bir sessizlik hâkim olmuştu salona…

Herkes yaptığından, düşündüğünden utanç duyuyordu…

Unutmuşlardı bir an, her sıkıntıda babalarına sığındıklarını:

– Baba! Şunu istiyorum.

– Baba! Bana şunu al.

– Baba! Şu okulda, şu üniversitede okumak istiyorum, şu kadar harç gerekiyor.

– Baba! Okul masrafları için şu kadar para lazım.

– Baba! Falan şehre gezmeye gitmek istiyorum, para ver.

– Baba! Doğum günümde bana ne aldın?

– Baba!…

– Baba!…

Ama bir defa olsun dememişlerdi sanki:

– Yanımdasın ya baba, benim için her şeye değer ve yeter!…

– Babam! Senin yanında olmak benim için bir dünyadır…

Hep sahip olmak istediklerimizden söylenip durduk, yokluklarımızdan sitem edip şikâyetçi olduk…

Ama belki de hiç sormadık ona:

– Baba! Senin benden bir isteğin var mı..?

Çoğumuza sormuşlardır kesin çocukluğumuzda, “Anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?” diye.

İlk başta “Her ikisini.” desek de az ısrar sonucu utanarak, sıkılarak kısık sesle, “Annemi.” diyorduk; buna rağmen baba içindeki acıyı bize hissettirmeden tebessüm ediyordu.

Kim bilir, belki de herkesin yanında utanıyordu…

Ama bir gün gelir de kayıp giderse elinden, aile fertlerinin güzel yaşaması için ne tür zahmetlere katlandığını işte o zaman anlarsın.

Cennet ayaklarının altında olmasa da…........

(Yukarıdaki anlatıyı bana Antalya’dan dostum olan, İnş. Mühendisi Nurettin Utku göndermiş, bende sizinle paylaşıyorum .)

NASRETTİN HOCA'YI NASIL BİLİRSİNİZ?

Nasreddin Hoca Eskişehir Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde doğmuş ve yaşamış bir güldürü ustasıdır.

Nasreddin Hoca fıkra ve düşündüren güldürüleri ile bizimle birlikte yaşayan yaklaşık 800 yıllık bir kültürdür.

Türk Halk Bilgesi Nasreddin Hoca, yıllar boyu geçmiş ve gelecek kuşakları birbiriyle kaynaştıran tüm insanlığa dostluk, barış ve hoşgörü mesajları veren önemli bir değerimizdir.

Ülkemizde ve ülke dışında Haziran ve Temmuz aylarında düzenlenen ulusal ve Uluslar arası festivallerle anılmaktadır.

Hoca Nasreddin bugünkü dünyamızda eksikliğini fazlasıyla duyduğumuz dostluk, barış ve hoşgörü elçisidir.Onun güldürü ustalığı ne yazık ki, bu üç insani özelliğinin önüne geçmiştir. Bence Nasreddin Hoca'ya bu evrensel özellikleri yönü ile bakılmalı.Festivallerde göle maya çalmasının dışında bu özellikleri öne çıkarılmalı.

+++

Yalan dünya dedikleri;

Gece "ağır"

Gündüz "sağır''

Kimine güllük gülistanlık,

Kimine ise kahır..

+++

Hayatın neler getireceği hiç belli olmaz...

Neleri götüreceği de..

Kıymetini bilin;

Nefesinizin, Elinizdekilerin,

Sevdiklerinizin ...

Bu yazı toplam 460 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.