Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. Dr. Ahmet KAĞAN KARABULUT

Prof. dr. ahmet kağan karabulut
Yazarın Tüm Yazıları >

Babalar ve Oğulları

A+A-
Bundan yaklaşık beş hafta önce “babalar ve kızları” isimli bir yazı yazmıştım hatırlarsanız. Sonrasında kız babası olan dostlarımdan ve okurlarımdan güzel geri bildirimler oldu ama bazı dostlarımız neden erkek çocukları olanlarla ilgili, oğullarımızla ilgili yazmıyorsun diye serzenişte bulundular. Kız ya da erkek çocuğu, işin içinde evlat olduktan sonra hiç fark etmiyor ki. Gönlümüzde her birinin yeri değerli, aziz ve her birine bize emanet edilen bireyler gözüyle bakmak gerekiyor sanırım. Bizlere düşen de o emanetleri canımızdan aziz bilip korumak, kollamak, hayata hazırlamak, bunu yaparken de güzel ahlak sahibi, düzgün karakterli, dürüst ve emin kimseler olarak yetiştirmek olsa gerek.
Geçenlerde bir dost Hz. Ali’ye (ra) ithafen bir söz nakletti ve ben de paylaşmak isterim izninizle. Hz. Ali diyor ki “İyi bir damat, fazladan bir erkek evlat, iyi bir gelin, fazladan bir kız evlat demektir. Buna karşın kötü bir damat, kayıp bir kız, kötü bir gelin de kayıp bir erkek evlat demektir”. Bu vesile ile herkesin yavrusunun bahtı açık olsun ve iyilerle karşılaşsınlar diye niyaz etmek gerekiyor sanırım.
Oğullarımız da en az kızlarımız kadar önemli ve değerlidir elbette. Onlar ülkemizin ve neslimizin bekası için en önemli yapı taşları hükmündedirler. Her an her biri ile imtihan ediliyoruz aslında. Kimi zaman da evlatlarının hastalıkları ile sınanıyor ana babalar. Rabbimin en güzel lütuflarından biri olan oğlum 11 aylık bir bebekken menenjit geçirmişti örneğin. Yurt dışında İngiltere’de idik o zamanlar. On dört gün boyunca komada kalmıştı küçücük yavrumuz. O günlerde elimi açıp da Yaradan’ımıza şöyle yalvardığımı hatırlıyorum; “Ya Rabbi emanet senin, alırsan da senin, bize bağışlarsan da senin. Emanetini geri alırsan, bizi asla isyankârlardan bulmayacaksın. Hatta bize on bir ay bir erkek evladını sevdirdin diye, gene sana şükredenlerden olacağız, ama sevdiklerinin, sevdirdiklerinin hürmetine bağışla” diye dua edip gözyaşı dökmüştüm. Oğlum da ertesi gün gözlerini açmış ve hayata yeniden “merhaba” demişti. Tabii ki geçirdiği hastalıktan mütevellit bir takım hasarlar kaldı bedeninde. Kulaklarında ağır derecede işitme kaybına sebep olmuştu menenjit. Ama yardımcı cihazlarla duyuyor, anlıyor ve konuşabiliyor bugün çok şükür. O zor günlerde dua istediğim bir dostum şöyle yazmıştı cevabi mektubunda “Bir insan bir musibetle karşılaştığında Allah’ın (cc) elinden aldıkları ile geriye bıraktıklarını mukayese ederse, musibetin şiddeti hafifler” diyordu. Bu bizim gönüllerimize su serpen tek cümlelik irşad aynı zamanda teselli kaynağımız da oldu. Aklı yerinde idi, şükrettik, eli ayağı tutuyordu şükrettik, gözü görüyordu şükrettik. Tamam, bir kulağı tama yakın duymuyordu ama diğer kulağında geriye kalan %30 luk işitmeye şükrettik ki bugün bu kalan sayesinde işaret lisanı öğrenmek zorunda kalmadan konuşup anlaşabilmekte. Daha sonrasında da konuştuğu her bir kelime ve cümle için şükrettik ve hala da şükrediyoruz. Sonra baktık ki biz meğer sağlıklı çocuklarımız Rabbimize meğer ne kadar az şükretmişiz. Bir durup düşünelim dilerseniz, gerçekten de ne kadar az şükrdiyoruz bize verilenlere değil mi?
İşte dostlar, her an her birimizin sahip olamadıklarımıza hayıflanacağımıza sahip olduklarımıza, geriye bırakılanlara şükretmemiz gerekiyor. Zaten “sabır ve şükür” bizim ahlakî temellerimizin esasını oluşturmuyor mu? Rabbimiz defalarca “Allah sabredenlerle beraberdir” buyurmuyor mu? Yine defalarca nimetlerini hatırlatıp “O halde neden şükretmezsiniz?” buyurmuyor mu? Bu vesile ile sevgili oğluma yazdığım bir şiiri de hepimizin evlatları için dua hükmüne geçmesi temennisi ile sizlerle paylaşmak isterim;
Mustafa İhsan’ıma

Gönlümün ince sızısı,
Oğul, oğul, canım oğul,
Yüreğimin en nazlısı,
Yaram oğul, yârim oğul,

Merhamet sende çoğalır,
Şefkat sende coşar oğul,
Neşene hiç doyum olmaz,
Zaman sende koşar oğul…

Yüzün güzel, kalbin güzel,
Yusuf musun söyle oğul?
Huyun güzel, hâlin güzel,
Hakk’ın lütfu böyle oğul…

Sabır diğer adın oldu,
Devâlar Allah’tan oğul,
Gözün doldu, gönlün doldu,
Şifâlar Allah’tan oğul…

Yüzün her daim gülsün,
Gönlün her daim sevsin,
Acı, keder ve gözyaşı,
Kapından geçmesin oğul…

Mevlâ’m kendi dostlarıyla,
Sırdaş etsin seni oğul,
Kadir kıymet bilenlerle,
Yoldaş etsin seni oğul…

Rabbimden nice dileğim,
Bahtın açık olsun oğul,
Bu dünyada, ahirette,
Yüzün aydın olsun oğul…

Adı güzel Mustafa’msın,
Rabbimin bir “İhsan” ısın,
Seni veren Yaradan’a,
Baban kurban olsun oğul. Konya, 2012

Rabbim her birimizin evlatlarına sağlık, sıhhat ihsan eylesin. Her birini iyilerle karşılaştırsın ve iyilerden etsin, hepsinin bahtını açık eylesin, hepsinin her daim yâr ve yardımcısı olsun inşallah.

Bu yazı toplam 187 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.