1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. BAHAR VE DEĞERLERİMİZ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

BAHAR VE DEĞERLERİMİZ

A+A-

Daha öncede yazdım.

Her mevsimin ayrı güzellikleri vardır. Önemli olan bu güzellikleri görebilmek ve yaşayabilmekdir.

Cuma akşamı yakınlarımızın daveti üzerine, Eskil’e gittik. Burada muhkem bir ziyafetle karşılaştık. Kendilerine teşekkür ediyorum. Sohbetler yaptık. Daha sonra aynı gece Eskil’de bir yakınımı ziyaret ettik. Gecele diye ısrar ettiler, hatta silahla tehdit bile aldık.Ancak huyumu bildikleri için ısrarcı da olamadılar ve sabaha karşı Konya’ya döndük.

Hafta sonu Cuma ve Cumartesi Konya ve çevresine Allah’a şükürler olsun bereket yağdı. Pazar günü  çarşı-pazar kısmen de olsa şehir içindeki dinlenme ve piknik yerleri çıvıl cıvıldı. Alaadine baktım; gerek  insanlar, gerekse araç trafiğiyle dop doluydu.

Gerçeği söylemek gerekirse bizim işimizde, evimize yeterli zamanı ayıramıyoruz. Belki de ben ayıramıyorum bilemiyorum ama Cumartesi günü sabah biraz gecikmeli kalktım. Eşim ve kızımız Zeynep’e haydi size Sille’yi gezdireyim dedim ve çok mutlu oldular. Apar topar giyinip evden çıktık.

Sille’ye şöyle bir göz gezdirdik. Restore edilen  tarihi  Kilise’yi gezdik. Ziyaretçisi  oldukça fazla idi. Eşim tarihe meraklıdır o da daha bakmak istedi ve oradan bir cafeye girdik. Sabah kahvaltısı yaptık. Genellikle evimde sabah kahvaltısını yapmadığım için bu da bana ayrı bir haz verdi. Sille gerçekten bizim tarihi değerlerimizden. İlgili kurumlar ve Selçuklu Belediyesi, Büyükşehir burayı daha da güzelleştirebilir ve Konya’nın mistik havasına, kültürüne çok katkı yapıyor inancındayım.

Öğleye yakın gazeteme geldim. Kızım Zeynep’te benimle gelerek eşim eve döndü. Masama oturduğumda bir davetiye gördüm. Davetiye Ilgın Belediye Başkanlığı’ndan. Sonra Başkan Mehmet Karahan ile telefonla görüştüm. Ilgın’da Cumartesi akşamı sema gösterisi olduğunu ve beni de orada görmek istediğini söyledi. Daha öncede benzer bir etkinlik için davet edilmeme rağmen gidememiştim. İşlerimi toparlayıp akşam saatlerinde eşim ve kızımla Ilgın’a gittik. Termal ve kaplıcayı çok seven birisiyim. Konya ilçeleri içinde en çok gittiğim yerlerden birisi de Ilgın ve kaplıcalardır.

Ilgın’a dediğim gibi çok gider gelirim. Birçok Belediye Başkanı ile dostluğum olmuştur. Ancak şunu belirteyim son 10 yıl içinde Ilgın kabuğunu kırmıştır. Ekonomik değerleriyle  Ilgın Konya’da farklı bir konumdadır. Kömür var, tarım var, hayvancılık var, şeker fabrikası var ve en önemlisi de dünya çapında şifalı bir kaplıcası var. Biz buraların değerini iyi bilmeliyiz.

Ilgın kaplıcalarında daha önce Grand Otel olarak yapılıp, hizmete açılışını da DYP Eski Genel Başkanı Mehmet Ağar ile birlikte açmıştık.Otelin adı yeni dönemde restore edilerek Sahip  Ata Termal olmuş ve eskiye göre son derece güzel ve temiz bir hal almıştır. Hafta sonu olması nedeniyle otel hemen hemen doluydu. Ayrıca bu otelde Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Ilgın Belediye Başkanlığının ortaklaşa düzenledikleri sema gösterisine ilgi oldukça büyüktü. Herkes ilgiyle izlediler. İzleyenler içinde tabi ki ben ve ailemde vardı.

Yine tarihi Ilgın kaplıcaları baştan aşağı restore ediliyor. Gezdim şöyle bir baktım. Bahçesiyle, halk tipi kalınacak yerlere ve santral otel adıyla anılan otel ve villalar baştan aşağı elden geçiriliyor. Birkaç aya kadar, yani termal mevsimine kadar buranın yeni haliyle halkın hizmete açılacağı belirtildi.  Konyalı termali sever.

Ancak genel de özellikle termale Ya Pamukkale’ye, yada Afyon’a giderler. Elbette turizm açısından önemli . Elbette oralarda bizim yerlerimiz ve yaşaması gerekir. Ama burnumuzun dibindeki Ilgın kaplıcasının da kıymetini bilmemiz gerekir.

Aklıma geldi bir şey daha ilave etmemiz gerekir. Konya’mızın tarihi ve turistik yerlerinin yanı sıra yine Konya’mızın sanatta, ekonomi de, eğitimde, insan olarak önemli şahsiyetlerimiz üniversitelerimiz ve buralarda rektörlerimiz, bilim adamlarımız var. Bizim dönemimizde üniversite okuyabilmek için İstanbul, Ankara, İzmir’i mekan tutardık ve zor şartlarda okurduk. Şimdilerde bunları aştık çok şükür.

 Mesela bunlardan birisi de insanlarımız. Sanayi Odası Başkanı Memiş Kütükcü Konya sanayisinin gelişmesi için, Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk ve diğer isimler bulunuyor.

Geçmişte de Konya önemli şahsiyetler çıkarmıştır. Hz. Mevlana’dan bahsetmeyi zaten gerekli görmüyorum. O bizim  dışa açılan en büyük aydınlığımız. Şemsi Tebrizi, Konevi Hazretleri,Tavusbaba ve diğerleri. Burada hepsini yazsak yerimiz yetmez. Hacıveyszade…

İşte Konya’nın diğer bir ismi A. Kemal Başaran, Rahim Özkaymak eskilere gidersek, Himmet Ölçmen, Kara Mustafa, Süleyman Çınar, yaşayan efsaneler Mehmet Keçeciler, Vefa Tanır, biraz daha eskiye gidersek   başaralı Zade Mustafa Lütfi Efendi.
1900 yılların başında türbe önünde 66 odalı başaralı konaklarını ve kapı cami karşısında Konya’nın 66 odalı ilk otelini ve 33 dükkanlı başaralı çarşısını yaptıran kişi

1928 yılında İstanbul’dan tütün ihracatı yapan kişi.1917 yılında Konya’da Kuvayı milliye hareketinin ilk kurucularından kurtuluş savaşı öncesi orduya maddi olarak çok yardım etmiş.

Kurtuluş savaşında yaptığı maddi yardımların karşılığını ödemek için Atatürk savaş sonrası önce Ankara Kızılay’dan 500 dönüm arazi vermiş ama orası bataklık olduğu için ekilmez dikilmez diye almamış.

Atatürk’te Konya’ya yakın olsun o zaman ılgın şeker fabrikası önündeki 5000 dönüm araziyi meclis kararı ile üç yıl içerisinde yarısı bataklık olan bu araziyi kurutmak ve tarıma açmak şartıyla vermiş.
 

Atatürk’ün çok yakın arkadaşıymış ilk mecliste Konya milletvekili olmasını istemiş ama kabul etmemiş.
sebebi savaş sonrası fakir halktan toplanan paralardan 500 lira aylık alıyorsunuz bana göre haram demiş.

Kendisi medrese mezunu Hacıveyis hocanın çok yakın dostu ve arkadaşıymış.1955 yılında vefat etti Hacıveyis hoca üçler mezarlığına kadar cenazesini sırtında taşımış.Allah rahmet eylesin.

Yine ismi az duyulan, ancak Konya’nın değerlerinden birisi de Tatar Naci…

Böğrüdelik'in nâmıdeğer 75'lik delikanlısı Tatar Naci İdil,

Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Güçlü.


Sevgili başkanımla birlikte her hafta,  birkaç arkadaşla birlikte şehrimizin hoş sohbet büyüklerini ziyaret ediyor, onların Konya’ya dair hatıraları varsa onları dinliyor ve ellerini öperek hayır dualarını alıyor.
Böyle bir gelenek başlattığı için kıymetli başkanıma ve sevgili doktoruma teşekkürü bir borç biliyorum.

Gazeteci ve yazarlar, tarihe not düşen insanlardır.
Diğer insanlardan bizi ayıran farkımız budur.
Bilenlerle bilmeyenler hiç bir olur mu?..
Yazan ve düşünen insanlar olarak sizin bilmediğiniz şeyleri araştırıp, her çiçeğe konarak bal yapan arılar gibi oradan oraya koşuşturup duruyoruz.

 

Bazen “Konya’yı kimler yönetiyor?” diye kendi kendime soru sorduğum zamanlar da olmuyor değil.
Sahi, Konya’yı yönetenler kimler?..

Özbek Tatarlarının 1908'de Türkiye'ye geldikleri ve 1910'lu yıllarda Osmanlı döneminde Akşehir'e bağlı olan Reşadiye Köyü'ne yerleştiklerini kendisinden öğreniyoruz. Köyün adı sonradan "Böğrüdelik" olduğunu ve Rusya-Sibirya Türklerinin liderlerinden seyyah, yazar ve bilgin bir şahsiyet olan Abdürreşid İbrahim Efendi'nin de bu köyde kaldığını Naci Amca, bize hafızasında kaldığı kadarıyla dile getirdi. Bu arada Böğrüdelik Köyü'nden Çanakkale'ye 50 delikanlının gittiği ve 38 yiğidin şehit olduğunu da yeni bir bilgi olarak not defterime kaydettim..
 

Naci İdil amcanın, biricik eşiyle birlikte senelerden beri devam eden mutlu bir hayatı var. Naci amca bir ara  “Şu yaşıma geldim. Bir gün bana sen diye hitap etmedi” dedi.
Ömür dediğin işte bu…
Saygı dediğin işte bu…
Sevgi dediğin işte bu…

Konya’nın değerleri bunlar ve başka değerlerde var. Bunların kıymetini bilmeliyiz diyerek yazımı noktalıyorum.

 

 

Bu yazı toplam 242 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.