1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Balun 'Eğitimdeki niteliksizliklerden dolayı çocuklarımızın geleceğiyle oynanmıştır'
Balun 'Eğitimdeki niteliksizliklerden dolayı çocuklarımızın geleceğiyle oynanmıştır'

Balun 'Eğitimdeki niteliksizliklerden dolayı çocuklarımızın geleceğiyle oynanmıştır'

Eğitim ve öğretimin döneminin sona ermesini değerlendiren Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun, eğitimin niteliksizliği ve düzensizliğinden dolayı çocuklarımızın geleceğiyle oynanmaya devam edildiğini söyledi.

A+A-
Eğitim –İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte 2015-2016 Eğitim-Öğretim döneminin sona ermesini değerlendirerek, “Eğitimde biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında da eğitimi niteliksizliğe ve düzensizliğe sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamıştır. İktidarının cumhuriyetimizin 90 yıllık eğitim birikimini yok sayarak uygulamaya koyduğu 4+4+4 düzenlemesi, dördüncü yılında yalnız eğitim açısından değil, içerdiği amaçlar ve yaratılmak istenen insan modeli yönünden de tam bir yıkım yasasına dönüşmüştür. Milli Eğitim Temel Kanunu ile belirlenen ve evrensel değerler olarak da kabul gören eğitimin bilimsel, çağdaş, ulusal, parasız, tarafsız, eleştirel, objektifliği gibi ilkeleri bir kenara bırakılarak, eğitim belli bir ideolojiye hizmet eder hale getirilmiştir. Resim, müzik gibi sanat derslerinin haftalık ders saatleri, Osmanlı döneminin bile gerisine düşürülmüş, sanat eğitimi okullarımızdan kapı dışarı edilmiştir. Bugün devletin okullarda dağıttığı kitaplar politik amaçlara hizmet eder hale gelmiştir. İçerik yönünden yetersiz, bilimsel olmaktan uzak ve yandaş firmalara hazırlatılan kitaplar, öğrencilere en temel bilgileri bile verebilecek nitelikte değildir. Müfredat programlarımızın genel amaçları içerisinde yer alan ve ulusal birliğimizin simgesi olan ulusal bayramlarımız, ya yasaklanmış ya da içeriği boşaltılıp başka günlerle perdelenmiştir. Başta öğretmen yetiştirme problemleri olmak üzere, personel istihdam sorunları, derslik açıkları, fiziki ortam yetersizlikleri, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, bilimsellikten, sanattan, spordan uzak programlar ve plansız uygulamalar sonucunda sorunlar katlanarak artmış, eğitim sistemimiz çökertilmiş, eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler mağdur edilmiştir. İktidarı 2015-2016 Eğitim Öğretim Yılında da eğitim sistemimizi bir yandan gericileştirme öte yandan da tam bir işletme mantığıyla ticarileştirme ve yerelleştirme çalışmalarını hızla sürdürmüştür. İl içi atama ve yer değiştirmeler yapıldı. Şimdi il dışı tayin başvuruları alınıyor. Ancak okullarımıza her hafta sıra dışı bir şekilde atama yoluyla yeni arkadaşların atandığı ve yer değiştirdiğini bilmekteyiz. Üstelik zaman zaman yapılan bu atamaların açık listelerin de yayınlanmayan okullar olduğu da görülmektedir. Atama yapılan bu okullar yayınlanan ihtiyaç listesinde gözükmemesine rağmen, atama yapılabiliyorsa daha başka açık gösterilmeyen ve ilerde muhtemelen yine atama makamında bulunanların kendilerine yakın gördükleri kimseleri rahatlıkla atayabilmeleri için saklı mı tutulmaktadır? Varsa bu yolla saklı tutulan başka açık okullar hangileridir? Gerçek açık listeleri yayınlanarak öğretmenlerimizin daha rahat bir şekilde yer değiştirme işlerini görmeleri sağlanacak mıdır? Son zamanlarda mahkeme kararlarını bile uygulamamakta direnen, ya da hileli bir şekilde uyguluyormuş gibi yaparak mahkeme kararlarını boşa düşüren müdürlüğünüz, öğretmenlerimizin yer değiştirmesindeki usulleri de değiştirerek keyfiyeti kurumumuza hâkim kılmaya mı çalışmaktadır?” dedi.

Okullaşma Oranı Düşmeye Devam Ediyor
Okullaşma oranının düştüğüne dikkat çeken Şükrü Balun, “Eğitimin temel sorunlarından biri olan okullaşma oranlarındaki yetersizlik çözülememiş bir sorun olarak ortada durmaktadır. MEB’in yayınladığı istatistiklere göre, ilkokul ve ortaokulda okullaşma oranlarında belirgin bir düşüş yaşanmıştır. Son yıllarda sermayenin kalifiye ve ucuz işgücü ihtiyacına bağlı olarak meslek liselerinin sayısında artış yaşanmıştır. Türkiye genelindeki toplam 10 bin 550 lisenin yaklaşık yarısı yani 4 bin 90’ı mesleki ve teknik lisedir. Özel meslek lisesi sayısı ise 419’a çıkarmıştır. 2011-2012 eğitim öğretim yılında 4 bin 348 olan öğrenci sayısı verilen teşviklerle 2014-2015’te 75 bin 890’a, bu yıl ise 99 bin 217’ye yükselmiştir. Bu okullarda okuyan öğrenciler daha öğrencilik yıllarından itibaren düşük ücretle işçi olarak çalıştırılmaktadır. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” sloganıyla sermayenin resmi kurumlarla düzenlediği kampanyalar, özel meslek lisesi açacak iş adamlarına öğrenci başına 5 bin lira teşvik verilmesi bütün bunlar ucuz, nitelikli çocuk işçiler yaratmak içindir. İmam hatip ortaokullarının yeniden açılması ve birçok genel lisenin imam hatip lisesine dönüştürülmesiyle, imam hatip okullarında inanılmaz bir artış yaşanmıştır.”

Açık Liselerde Öğrenci Sayısı Artmıştır
Açık liselerdeki öğrenci sayısının artığının üzerinde duran Şükrü Balun, “AKP hükümeti tarafından 4+4+4 düzenlemesi “zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması” girişimi olarak sunuldu. Oysa MEB’in 2015-2016 istatistikleri ortaöğretim çağındaki çocukların örgün eğitimden koparak açık liseye yönlendiğini ortaya koymuştur. İstatistiklere göre, mesleki açık öğretim lisesi de dâhil olmak üzere açık öğretim lisesinde okuyan toplam öğrenci sayısı 1.536.135’tir. Bu sayı geçen yıl 1.470.434 iken 4+4+4 düzenlemesi öncesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında ise 940 bin 268’di. 4+4+4 düzenlemesinin ardından açık lisede okuyan öğrenci sayısı yüzde 63,3 oranında artmıştır. Açık öğretim ortaokulunda kayıtlı 338 bin 75 öğrenci sayısını da dikkate aldığımızda, toplam 1 milyon 874 bin 210 öğrenci örgün eğitimden kopmuştur. 2014-2015 eğitim öğretim yılında ise 27 bin 921 okul, 10 bin 748 merkez okula taşınmaktayken, taşınan öğrenci sayısı ise 850 bin 405’ti. 2015-2015 eğitim öğretim yılında ise 43 bin 959 okul 11 bin 853 merkez okula taşınmaktadır. Taşınan öğrenci sayısı ise 808 bin 332’dir” diye konuştu.

Bütçede Yatırıma Yer Yoktur
Şükrü Balun bütçede yatırıma yer olmadığını ifade ederek, “Özel öğretimi özendirmek için özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen siyasi iktidar, “kaynak yok” bahanesiyle devlet okullarına, kamusal eğitime yeterli bütçe ayırmamıştır. AKP Hükümeti, bu yıl da sadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlayarak eğitim harcamalarının yükünü yine velilerin ve hayırsever vatandaşların sırtına yüklemiştir. 2015 yılında 62 milyar TL olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı sorunlarına rağmen 2016 yılı için 76 milyar TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar öngörülen 2016 yılı milli gelirinin yaklaşık yüzde 3,45’ine karşılık gelmektedir. OECD ülkelerinde milli gelirin ortalama yüzde 6’sı eğitime ayrılmaktadır. Bu haliyle Türkiye, 2016 yılında da milli eğitime ayırdığı bütçe açısından OECD ülkelerinin gerisinde kalmış, eğitime en az pay ayıran ülkeler arasında yer almaktan kendini kurtaramamıştır. Öngörülen milli eğitim bütçesiyle parasız, nitelikli ve herkese eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi mümkün değildir. Öğrencilere yönelik cinsel saldırılar ayyuka çıkmıştır. Ayyuka çıkan öğrencilere taciz olaylarının son örneği olarak kamuoyunda infiale neden olan Karaman’da yaşanan taciz olayı, Bakanlığa bağlı okullarda eğitim gören çocuklarımızın çeşitli dernek, vakıf ve özel kuruluşlara ait yurt, ev ve etüt merkezleri olarak faaliyet gösteren yerlerdeki güvenliğine dikkatlerin çekilmesi gerektiği gerçeğini gün yüzüne çıkarmıştır. Devletin öğrencilerini gözetmek konusundaki asli görevini özel kuruluşlara devretmesiyle birlikte bu alanlarda hiçbir denetimin olmaması affedilemez ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuran bir ihmalin varlığını ortaya çıkarmıştır.

Devlet, 18 milyondan fazla çocuğun eğitiminden, etik değerlere bağlı, onurlu, düzgün bir yaşam sürmesinden, sağlıklı, huzurlu, dengeli bir yaşam içerisinde çağdaş, insani ve evrensel değerlere bağlı yurttaşlar olarak yetiştirilmesinden sorumludur. Devlet, bu konuda gereken tedbirleri almak ve çocuklarımızı her türlü saldırıya karşı korumakla yükümlüdür.
Devlet, kendi sorumluluğu altındaki bu çocukların eğitimini, barınmasını, ihtiyaçlarını belirli amaçlara hizmet eden; çoğu dini esaslara göre eğitimi şekillendirmek isteyen, eğitimin bilimsel ve laik yapısını, karma eğitim anlayışını yok etmeye çalışan vakıf, dernek veya cemaatlerin eline terk edemez. Bunun yanında Milli Eğitim Bakanlığı Devre dışı bırakılmıştır.
Eğitim siyasal iktidarın egemen ideolojisinin önemli bir bileşeni haline getirilerek en fazla yıpratılan alan olmuştur. Çağdaşlaşmanın temeli olan eğitimi, kendi ideolojik amaçları doğrultusunda biçimlendirmeye çalışmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı ulusal eğitimden uzaklaşmıştır. AKP iktidarı, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 1 milyon TL aktarılarak yurtiçinde ve yurt dışında faaliyet gösterecek Maarif Vakfı kurulmasını planlanmaktadır. Merkezi İstanbul’da olacak Vakfın Mütevelli Heyeti’nin dördü Cumhurbaşkanı, üçü Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecektir. Milli Eğitim Bakanlığı iki, Dışişleri bir, Maliye Bakanlığı bir, Yükseköğretim Kurulu bir temsilci ile Vakfın Mütevelli Heyeti’nde temsil edileceklerdir. Mütevelli Heyetinin oluşumuna baktığımızda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kontrolünde olacaktır. Böylece Milli Eğitim Bakanlığı by-pass edilecek ve devletin denetiminden çıkarılacak olan eğitim sistemi doğrudan saraya bağlanacaktır. Bolu İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yapılan okul müdürleri toplantısında okullarda 10’uncu Yıl Marşı’nın çalınmaması talimatı veren Bolu İl Milli Eğitim Müdürü Yusuf Cengiz’i şiddetle kınıyoruz. İlimizde de aynı zihniyet vardır. Okullarımız da yapılan programlarda 10. Yıl Marşı’nın çalınmaması için her türlü engeli çıkarmaktadır.10. Yıl Marşı, Türk Ulusunun birliği, beraberliği, mücadele azmi ve bağımsızlığına düşkünlüğüyle, emperyalizme karşı yokluklar içinde verilen bağımsızlık savaşının sonucunda yeniden var olmanın coşkusu ve öyküsüdür.

Sonuç olarak eğitim sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunlar, 4+4+4 eğitim sisteminin uygulamaya konulmasının ardından bugün içinden çıkılamaz hale getirilmiştir. Bilim insanlarının ve eğitim örgütlerinin uyarıları dikkate alınmadan, yeterli hazırlık ve altyapı çalışmaları yapılmadan uygulamaya geçirilen 4+4+4 düzenlemesi eğitim sistemimizde yıkımın adı olmuştur. Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi niteliksizliğe, düzensizliğe ve kaosa sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir. Ülkenin geleceğini akıl, bilim ve sanatın değil, dogma, hurafe ve inançların belirleyeceği bir toplumsal yapının oluşumuna zemin oluşturacak 4+4+4 düzenlemesi, yetişecek kuşaklara, ülkemize ve ulusumuza daha fazla zarar vermeden kaldırılmalı; zorunlu ve kesintisiz 13 yıllık (1+12) bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim yapılması için hızla çalışmalar başlatılmalıdır” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.