1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Balun 'Yeni eğitim dönemi artan sorunlarla daha da ağırlaştı'
Balun 'Yeni eğitim dönemi artan sorunlarla daha da ağırlaştı'

Balun 'Yeni eğitim dönemi artan sorunlarla daha da ağırlaştı'

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun 2016-2017 Eğitim- Öğretim dönemini değerlendirerek, yeni eğitim-öğretim yılında, eğitim sisteminin, eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunlarının daha da ağırlaştığını söyledi.

A+A-
Her dönemde olduğu gibi eğitimin sorunlarının yeni dönemde de giderek ağırlaştığını belirten Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun; “2016-2017 Eğitim-Öğretim yılı, eğitim sistemimizin temel sorunlarına yönelik hiçbir veri araştırması yapılmadan, tamamen ideolojik bakış açısıyla gerçekleştirilen değişikliklerin gölgesinde başlamıştır. Yeni eğitim-öğretim dönemi eğitim sisteminin, eğitim ve bilim emekçilerinin yıllardır birikerek artan sorunlarının daha da ağırlaşmasının yanı sıra, 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL uygulamaları nedeniyle geçmiş yıllardan farklı bir durum da söz konusudur. Gerek ülkenin içinde bulunduğu durum, gerekse bundan doğrudan etkilenen eğitim sisteminin karşı karşıya olduğu çok sayıda sorunun varlığına rağmen, eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimi niteliksizliğe, düzensizliğe ve kaosa sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamaya devam etmektedir. Kamu hizmetlerinin piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda dönüşümünün en önemli basamaklarından biri olan eğitimde yeniden yapılandırma ve uygulamaları, hem Hükümet hem de MEB tarafından çıkarılan yasa ve yönetmelikler, OHAL’in ardından çıkarılan KHK’ler, eğitimde yaşanan sorunlara yenilerinin eklenmesine neden olmuştur. MEB tarafından son dönemde yapılan bazı değişiklikler ve uygulamalarla yüz binlerce öğrenci ve veli yine mağdur edilecektir” dedi.

Kamusal Eğitimin Niteliği Düşürülmüştür
Şükrü Balun kamusal eğitimin niteliğinin düşürüldüğüne dikkat çekerek; “Eğitimde piyasa merkezli işletmeci anlayışı yerleştirilmeye çalışılmış, özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atılarak kamusal eğitim alanı daraltılmıştır. AKP, kendi döneminde sayıları iki kat artan dershaneleri “paralelle mücadele” bahanesiyle özel okullara dönüşmeye zorlarken, devlet okullarına vermediği kaynağı, yandaş özel okullara peşkeş çekmiştir. Kamusal kaynaklar, eğitimin ticarileştirilmesi için özel sermayeye aktarılırken kamusal eğitimin niteliği düşürülmüştür. Darbe girişiminin ardından ise FETÖ operasyonları kapsamında kapatılan cemaat okullarının kamulaştırılması doğru olmakla beraber, imam hatip okullarına dönüştürülmesinin hiçbir pedagojik gerekçesi de yoktur. Darbe girişiminden sonra demokratik düzene karşı yapılacak her türlü girişimin, her türlü darbenin tereddütsüz karşısında olduğumuzu dile getirmiş, devletin içine sızan cemaat ve tarikatlar dâhil tüm paralel yapıların, devletin tüm kılcal damarlarından kökünün kazınmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştık. Milli Eğitim Bakanlığı, kadrolu öğretmen atamasından vazgeçmiş mülakata dayalı sözleşmeli öğretmen sistemini getirmiştir. Eğitim-İş, kamusal bir hak olan eğitimin niteliğini düşürecek sözleşmeli öğretmen uygulamasını yargıya taşımıştır. Diğer taraftan Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı sorunlarına rağmen 2016 yılı için 76 milyar TL olarak belirlenmiştir. OECD ülkelerinde milli gelirin ortalama yüzde 6’sı eğitime ayrılırken, Türkiye milli gelirin yaklaşık yüzde 3,45’ine karşılık gelen bu bütçeyle eğitime en az pay ayıran ülkeler arasında yer almaktan kendini kurtaramamıştır. Öngörülen milli eğitim bütçesiyle parasız, nitelikli ve herkese eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi mümkün değildir. Yeni eğitim öğretim yılı önceki yıllara göre giderek daha ağırlaşan sorunlarla başlarken, devletin resmi rakamları, gelir dağılımındaki bozulmanın yansıdığı eğitim harcamalarındaki büyük adaletsizliğin toplumu “eğitimsizliğe” doğru sürüklediğini ortaya koyuyor. Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde gelir dağılımı en adaletsiz ilk beş ülke arasında yer alırken, Avrupa Birliği ülkeleri ile karşılaştırıldığında ise ilk sırada geliyor. Gelir dağılımındaki bu adaletsizlik doğal tüketim harcamalarına da yansıyor. Toplam tüketim harcamalarında 6,5 kat olan fark, eğitim harcamalarına geldiğinde aradaki uçurum 15-16 kat artarak 78 kata kadar çıkıyor.”

En Fazla Yıpratılan Alan Eğitimdir
Ülkemizde en fazla yıpratılan alanın eğitim olduğunu da dile getiren Şükrü Balun, “İktidarın egemen ideolojisinin önemli bir bileşeni haline getirdiği eğitim en fazla yıpratılan alan olmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı ulusal eğitimden uzaklaşmıştır. Son yıllarda öğrencilere yönelik cinsel saldıralar ayyuka çıkmıştır. Bunun en son örneği Karaman’da yaşanan taciz olayıdır. Bakanlığa bağlı okullarda eğitim gören çocuklarımızın çeşitli dernek, vakıf gibi kuruluşlara ait yurtlardaki güvenliğe dikkatlerin çekilmesini gün yüzüne çıkarmıştır. Devletin öğrencilerini gözetmek konusundaki asli görevini özel kuruluşlara devretmesiyle birlikte bu alanlarda hiçbir denetimin olmaması affedilemez ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuran bir ihmalin varlığını ortaya çıkarmıştır. Devlet, 18 milyondan fazla çocuğun eğitiminden, etik değerlere bağlı, onurlu, düzgün bir yaşam sürmesinden, sağlıklı, huzurlu, dengeli bir yaşam içerisinde çağdaş, insani ve evrensel değerlere bağlı yurttaşlar olarak yetiştirilmesinden sorumludur. Devlet, bu konuda gereken tedbirleri almak ve çocuklarımızı her türlü saldırıya karşı korumakla yükümlüdür. Devlet, kendi sorumluluğu altındaki bu çocukların eğitimini, barınmasını, ihtiyaçlarını belirli amaçlara hizmet eden ve eğitimi şekillendirmek isteyen, eğitimin bilimsel ve laik yapısını, karma eğitim anlayışını yok etmeye çalışanlarla Cumhuriyet düşmanlarının eline terk edemez” diye konuştu.

KPSS’ de Mağduriyetler Yaratılmıştır
KPSS’ deki mağduriyetleri de hatırlatan Şükrü Balun bu konuda da şunları dile getirdi:
“Ankara 1. İdare Mahkemesi, usulsüzlük ve kopya iddiaları nedeniyle daha önce "Eğitim Bilimleri" bölümü iptal edilen 2010 KPSS'nin "Genel Yetenek ve Genel Kültür" kısmını da iptal etmiştir. Bu karar, sınavı hakkıyla kazanmış on binlerce masum insanın mağduriyetine yol açmıştır. Mevcut yargı kararı sonucu oluşacak kaosun masum insanları mağdur etmesi engellenmeli, sadece kopyacıların tespit edilerek cezalandırılması gerekmektedir.

Öte yandan böylesine önemli konularda yargı kararlarının bu kadar gecikmesi toplumun adalet sistemine olan güvenini zedelemektedir. Hiç kuşkusuz geciken adalet, yeni adaletsizlikleri beraberinde getiriyor. Eğitim-İş, on binlerce insanın ve ailesinin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda, yeni suiistimallerin oluşmaması için konuyu yakından takip etmektedir. Bakanlığın talimatı doğrultusunda 6 Eylülde verilmesi gereken eğitim öğretim ödeneği ile ek ders ücretleri hala verilememektedir. Ayrıca normal ortaokullarda sınıfların kalabalık olması da ayrı bir sorundur. Bu sorununda çözümünü bekliyoruz. Eğitim sisteminde yıllardır yaşanan sorunların aşılması, eğitimin eşit, parasız ve kamusal niteliğinin arttırılması ile mümkün olur. Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşaklar, akıl, bilim ve sanat ortamında verilen eğitim sistemiyle yetiştirilmelidir. Eğitim-İş olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bilimsel, laik ve demokratik eğitim mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.


 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.