1. YAZARLAR

  2. Zafer KARAKUŞ

  3. 'Barış İçin Savaş'
Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ

Zafer KARAKUŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

'Barış İçin Savaş'

A+A-
Türkiye’nin eski Türkiye olmaktan hızla uzaklaştığını sahadaki uygulamalarından anlamak artık zor değil.
Gerek iç politika da gerekse dış politikada bunu görmek mümkün.
Özellikle dış politikadaki son açıklamalar …
Sulh istiyorsanız savaş yapmayı da göze almalısınız.
Atatürk’ün “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi, bütün insanlığın barış ve huzur içinde yaşamasını amaçlar.
Ama Atatürkçü düşüncenin vazgeçilmez bir unsuru olan bu ilkenin temel amacı, yurt içinde ve yurt dışında sürekli barışın sağlanmasıdır.
Ancak bu anlayış “Her ne pahasına olursa olsun barış” demek değildir.
Kurtuluş Savaşı sırasında görüldüğü gibi, Türkiye’nin temel hedeflerine ulaştığında yani hakları kabul edildiğinde barışa razı olacağı görülmüştür ve barış için savaşılmıştır.

Demek ki barış için savaş zaruri olabilir.
Bu ilkeye göre, iç ve dış anlaşmazlıklar, her şeyden önce barışçı yollarla çözüme kavuşturulmaya çalışılmalıdır.
Bu olmuyor sa savaş kaçınılmazdır ve bugün içte ve dışta taaruz ederek bir savunma stratejisi bütün yollar denendikten sonra gündeme gelmiştir.
Ülkemizde sürdürülen terör mücadelelerinde her yol denendi.
Çözüm süreci de bu yollardan biri idi.
Olmadı.

Denedik, sonuç alamadık.

Artık taaruz ve ani bindirmelerle terör unsurları imha edilmeli anlayışına ulaştık.

Bu metotta denenmeli ki başarılı olunsun.

Ve barış gelsin.

Dış politikada da yıllardır sıfır sorunlu günler geride kaldı.
Barış için savaş, yeni bir strateji olarak gündemimizde.

Geçtiğimiz hafta sonunda Ankara'ya resmi ziyarette bulunan ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Ankara temaslarında Irak ile Türkiye arasındaki Başika krizi, Musul
operasyonu ve Suriye'deki gelişmelerin ele alındığı görüşmeleri ile ilgili açıklamalarında başlıca şu hususlara dikkat çekti:

-DEAŞ'ın özel bir önem verdiği Dabık'ın sizin desteklediğiniz ÖSO güçlerince kurtarılmasının önemli oduğunu,
-Türkiye’nin Suriye ve Irak’tan kaynaklanan milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaparak büyük yük taşıdığını,
-Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki gelişmelerle ilgilenmesi makul olduğunu,
-Hudut güvenliğinizin sağlanması için tedbir alınmasını,
-Türkiye'nin DEAŞ'a karşı icra edilecek operasyonlara katılmasının gerekliliğini,
-Türkiye ile bazen görüş ayrılıklarımız olabilse de, prensiplerde daima mutabık olunduğunu,
-Terörizmin her türlüsüne karşı çıkmak istediklerini,
-Aynı amaçlara nasıl ulaşılabileceği hususunda izlenecek yöntemlerde farklılıklarımız olduğunu ama iki yakın müttefik olarak her konunun üzerinde çalışarak bunları aşabileceklerini “ifade ederek ziyaretini anlamlı hale getirerek kamuoyunu bilgilendirdi.
Barış için bunlar güzel sözler.
Fakat, Carter ülkesine döner dönmez bu açıklamalarının tamamını kendi anladıkları pencereden bakarak yorumlayacak ve bizim anladıklarımız ile arasında bir farklılığın olduğuna şahit olacağız.
Barış için sus anlayışını telkin etmeye devam eden bir Amerika yine bilindik siyasetini uygulamayı sürdürecek.
Bir yandan da Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin ABD’den habersiz yapamayacağı açıklamalarda "Türklerin, Irak'a yönelik tutumları ve özellikle olayları tırmandırması konusunda iyimser değilim. Irak'ın egemenliğini ihlal etmeleri konusunda da ileri gitmemeleri için uyarıyoruz" , ’Türkiye iç sorunlarını dışarıya taşımak için Saddam Hüseyin’in politikasını benimsemiştir. Türk askerinin Irak topraklarında bulunmasına resmi olarak izin vermedik. Irak’ın egemenliğine saygı göstermelerini ve ülkenin kuzeyinden askerlerini derhal çekmesini talep ettik. Türk askerlerinin bölgede kalması, iki ülkenin tarihi ilişkilerine zarar verecektir” şeklinde konuşarak ABD’nin Türkiye’de başka Türkiye dışında başka politikalar takip ettiğini ispat ederek, nasıl bir ikircikli politikanın sahibi olduğunu gösterecek.
Bu durum Türkiye için barışçıl politikalara ulaşmanın savaşarak elde edilebileceği tezini doğrular bir rotaya oturacağın göstergesi olacaktır.
Yani “barış için savaş” anlayışını gelişmeler zorunlu kılacaktır.
Bunun ne kadar uygulanabilir olduğunu yarınlar gösterecektir. 
Bu yazı toplam 129 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.