1. YAZARLAR

  2. Ahmet Yıldız

  3. Baş taclarımız!
Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız

Ahmet Yıldız
Yazarın Tüm Yazıları >

Baş taclarımız!

A+A-
Daha önce yazmış olduğum hatıramı okuyucularımla tekrar paylaşma gereğini duydum. O gün bana telefon edip çocuklarını şikâyet eden amca hakkın rahmetine kavuştu.
Haydi, şimdi arayın bulun babanızı, arasanız da bulamazsınız artık yok. Onun için sağ iken anne ve babanızın kıymetini bilin.
Gelelim o günkü yazımıza;
Geçen gün telefonum çaldı. Arayan tanıdığımın babası;
--- Hacı Ahmet oğlum, benim oğlanla görüş beni doktora kontrole götürsün. Üç aydır uğramıyor. Deyince şok oldum.
Amcayı uzun yıllardır, ta esnaflıktan tanırdım. İyi müşterimdi.
Amca çok ağır hasta bakıma muhtaç, çocukları ise ilgilenmiyormuş.
Çok üzüldüm. Ne olur, oyundan oynaştan kendinizi alında anne ve babanızla ilgilenin.
Onlar bizim baş tacımız olmalıdır. Öyle ki, dünyaya gelişimizin vesilesi ana ve babamızdır.
Amcaya tamam, ben senin oğlunu bulur konuşurum. Dedim.
Nedense bazı insanlar annesinden, babasından, kardeşlerinden yaşadığı evden bile utanıyorlar.
Daha ötesi var. Babasının yaptığı işten, köyden, köylülükten utanırlar.
Kendini takdim ederken başka deyişle tanıtırken arkadaş çevresine farklı tanıtıyorlar.
Hâlbuki annemiz, babamız ister zengin olsun ister fakir, mesleği ne olursa olsun bizim baş tacımızdır.
Geçenlerde Ahmet Kalaycı Ağabey ile Konya Numune Hastanesine gittik. Emar çekiminden sonra Çumra’ya dönerken Çumra’dan telefon ettiler;
--- Çumra’da reçetede yazan bir ilacı bulmadık. Konya’da bir bakın! Hemen ilk nöbetçi eczaneye girdik; İlacın adını yazdığım kâğıdı uzattım. Eczacı;
--- Bu ilaç elimizde yok hemen depodan getirdelim. Buyurun oturun, bir şeyler için! Ben;
--- Ihlamur veya çiçek olursa içeriz! Eczacı;
--- Siz bana yabancı gelmiyorsunuz, nerelisiniz?
--- Çumralıyım. Ancak, annem, babam eskiden Çumra’ya bağlı olan şimdi Güneysınır’a bağlı olan Dorla şimdiki adı Aydoğmuş’dan gelmişler. Ben Çumra’da doğdum büyüdüm. Halen Çumra’da oturuyorum.
--- Ben de Dorlalıyım. Deyince;
--- Hemşeri çıktık. Peki, kimlerdensiniz?
--- Ben Sığır çobanı Abdurrahman’ın oğluyum. Sen kimlerden sin?
--- Çumra’da Dorlalı Eşref derlerdi. Köyde Nuri Efendin Eşref derlermiş.
--- İdris Hocayı, Rahmetli Nuri Ağabeyi biliyorum. Tamam, şimdi seni de hatırladım.
--- Çok memnun oldum hemşerim. Çumra’ya hasbelkader işin düşerse beklerim. Karşılıklı telefonlarımızı aldık.
Ben eczacı hemşerimi çok sevdim. Hani bizden önce yaşayan atalarımız “Palamut çıktığı kabuğu beğenmez” demişler. Hemşerimde öyle sakınca yok.
Eczacı hemşerim babasıyla anasıyla gurur duyarak kendini tanıtmasından dolayı bende hemşerimden gurur duydum.
Evlat atasını azarlatmamalı.
Atasını rahmet andırmalı.
Hayır hasenat kapısını daima açık tutmalıdır.
Ne mutlu böylesi evlatlara ve bu evladı yetiştiren ana, babaya!
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bir gün:
--- “Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün" dedi.
--- Kimin burnu sürtülsün ey Allah'ın Resulü?" diye sorulunca şu açıklamada bulundu:
--- Ebeveyninden her ikisinin veya sadece birinin yaşlılığına ulaştığı halde cennete giremeyenin." Müslim, Birr 9, (251); Tirmizî, Daavât 110 (3539). Rivayetin yukarıdaki metni, Müslim'deki metindir.
 
Bu yazı toplam 84 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.