1. YAZARLAR

  2. Lütfi AYHAN

  3. Başı Koruyan Koldur
Lütfi AYHAN

Lütfi AYHAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Başı Koruyan Koldur

A+A-
Devleti (toplumu) bir vücuda benzetirsek onun eli / kolu polistir. Bir insanın kolu olmazsa veya zayıf olursa hangi olumsuz sonuçlar doğarsa, bir devletin polisi zayıf olduğunda da aynı neticeler görünür. Gelişmiş devletlerin polislerine bakıyoruz suçlunun, zanlının, göstericinin karşısında ne kadar güçlü, ne kadar salahiyetli. Polis George, polis Hans; "Dur!" dediği anda zanlı Michel, zanlı artur, nasıl ellerini kaldırıp yere yapışıyor. En son Fransa'da gördük, Carli hepto meselesindeki zanlılar nasıl "armut gibi" avlandılar. Bu ülkelerdeki göstericiler, polis otosuna molotof atabiliyorlar mı? Hayır. O zanlı biliyor ki durmadığı zaman, ters bir hareket yaptığında polisin gücü (silahı) anında devreye girecek. Ya bizde? Gelişmiş ülkelerde göstericiler, bırakın polise yumruk atmayı, taşla, sopayla vurmayı, gösteri alanının dışında gösteri yapmayı hayal bile edemezler. Aynı durumlarda Bizim polislerin hali gerçekten içler acısı. ABD de, Avrupa ülkelerinde polisi gören, onun ikazını duyan zanlı, nümayişçi, normal vatandaş nasıl davranıyor bizde nasıl davranıyor?
En son İstanbul Üniversitesi önünde yapılan bir öğrenci nümayişini Televizyondan izlerken aynı manzara ile karşılaştım: Bir kaç güvenlik görevlisi, gösterici öğrenciler tarafından öyle hırpalandılar ki içim sızladı. Daha önce de defalarca göstericiler arasında kalan çaresiz, kanunlar tarafından eli kolu bağlanmış polisleri görmüştüm. O zamanlarda da aynı duyguları yaşamıştım: "Gücü, kuvveti yerinde olan koca bir aslan, "kanun halatları" ile elleri kolları bağlandığından bir kaç çakal tarafından hırplanıyor." Yazık oluyor devlete, yazık oluyor millete, yazık oluyor topluma, yazık oluyor polise, yazık oluyor geleceğimize. Hatta yazık oluyor hırsıza, anarşiste, göstericiye. Çünkü onlar da bu zafiyetten dolayı bu dünyada olmazsa bile ahiretteki cürümlerini çoğaltıyorlar. Aslanı çakala boğduran yapıya lanet olsun. Bu yapıyı bozacağı söylenen yeni iç güvenlik yasası da bir an önce kanunlaşsın. Aksi halde yani yetkileri az, zanlılar, göstericiler karşısında çaresiz bir polis manzarası herkesin zararına. Herkes derken devleti, milleti, toplumun her kesimini (zanlıları, anarşistleri, göstericileri...) kast ediyorum. Eğer bu ülkede birlikte, huzur içinde, adaletin hakim olduğu, ev sahiplerinin hırsızdan değil, hırsızların ev sahibinden korktuğu, kanunların zalimi mafyayı değil mazlumu ve normal vatandaşı koruduğu bir ortamda yaşayacaksak, kolumuzu (polisimizi) güçlendirelim. Güçlendirelim ki kolumuz, vücuda yönelecek, başımıza, gözümüze zarar verecek darbelerden bizleri (devleti milleti) korusun. Aksi halde 12 Eylülden önce yaşadığımız, son yıllarda yaşamaya devam ettiğimiz o çirkin, o korkutucu, o ürkütücü manzaraları yaşamaya devam edeceğiz: Yakılan polis araçları, ateşe verilen belediye otobüsleri, devlet binaları, dükkanlar evler, savaş alanına çevrilen sokaklar, yürünmez hale gelen kaldırımlar, linç edilen masumlar, yürünmez hale gelen meydanlar, polisten cesur hırsızlar, göstericiler... Bu manzaraların bir an önce son bulması, hakkın, adaletin hakim olması; masumun, mazlumun, devletin... En az zalim, en az anarşist, en az hırsız , en az kanun dışı örgütler kadar cesur olduğu bir ülkede yaşamak dilek ve temennisini hepimiz, her renkten, her kökenden, her inançtan insanlar olarak temenni etmeliyiz.
Huzurlu bir ülkede, adaletin hakim olduğu bir memlekette yaşamak dilek ve temennisi ile...
 
Bu yazı toplam 88 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.