Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Prof. Dr. Mustafa UZUNPOSTALCI

Mustafa Uzunpostalcı
Yazarın Tüm Yazıları >

Başkanlık Meselesi

A+A-
Başkanlık konusu bugün Türkiye’nin baş meselesi olarak karşımıza çıkmış bulunuyor. Aslında bu konu kendiliğinden değil, bazılarının durumdan vazife çıkarmak, daha doğrusu bir çıngar çıkarmak için zaman zaman gündeme getirmek ve hatta devamlı gündemde tutmak istedikleri bir meseledir.
Bilindiği gibi, bugün iktidarda bulunan parti, kendi döneminde süresi dolan Cumhurbaşkanının yerine kendi adayını seçmişti. Yani Abdullah Gül bu partinin Genel Başkanı olarak Başbakan iken, yeni bir Cumhurbaşkanı seçilecek olunca aday olmuş ve o günkü Meclis tarafından Cumhurbaşkanı seçilmişti.
Tabii olarak O’nun da günü dolunca yerine yeni bir Cumhurbaşkanı seçilmesi gerekti ve yeni seçilecek Cumhurbaşkanı Meclis tarafından değil de Millet tarafından seçilsin diye Anayasada gerekli değişiklik yapıldı ve bugünkü Cumhurbaşkanı seçildi.
Dikkat edilirse seçim milletin önüne getirildi ve başkanını milletin kendisi seçti.

Meclisin seçtiği Cumhurbaşkanının sorumluluğu Anayasaya göre ve yalnızca Vatana ihanetten olmak üzere Büyük Millet Meclisine karşı iken, bu defa bu sorumluluğun Millete karşı olması gerektiği tabii olarak gündeme geldi. Çünkü Anayasanın bu maddesi değiştirilmedi.
Diğer yönden bakıldığında Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen Cumhurbaşkanı’nın ne icraatta ve ne de yürütme noktasında her hangi bir katkısı da bulunmuyordu. Belki sadece bir temsil yetkisi bulunduğu söylenebilir.

Bu ise burada görevlendirilen kimsenin icraat noktasında askıya alınmış olması demekti. Fakat millet tarafından seçilmiş bulunan bugünkü Cumhurbaşkanımız bu durumun, haklı olarak, mantıklı olmadığını ve Millet tarafından seçilmiş bulunan bir Cumhurbaşkanının sorumluluğunun da kendisini seçenlere karşı olması gerektiğini ileri sürdü ve hem seçilip çıkarıldığı makamda eli boş olarak oturmaması ve hem de bilfiil icraata katılması gerektiğini ileri sürdü. İster istemez bu durumda icra organı iki başlı gibi görünmeye başladı.
Gerçi daha baştan ‘Ben, benden önce seçilmiş bulunan Cumhurbaşkanları gibi, sadece makamda oturacak değilim’ demişti. Bugünkü davranışları da bu söylemine, yani seçilmeden verdiği vaadine uygundur. Ancak bu durumu muhalefet kabul edememekte ve devamlı tenkit konusu yapmaktadır.
Üstelik Anayasada yapılması istenen gerekli değişikliğe de bir türlü yanaşmamaktadır. Üstelik bu yürütmeyi de devamlı tenkit etmektedir.
Bu konuyu devamlı tenkit eden ve değişikliğe de bir türlü yanaşmayan ana muhalefet partisi, kendisinin ilk kurucusu olan ve Cumhuriyetin ilk iki Cumhurbaşkanı olanların da kendi dönemlerinde aynı şekilde davrandıklarını, Milletin Meclisine milletin seçtikleri kimselerin gelmesi yerine kendi seçtikleri kimselerin mebus olduklarını unutmuş görünüyorlar. O doğru ise bu da doğrudur; bu yanlışsa o da yanlıştı diyemiyorlar ve olması gerekeni doğrulayacak olan Anayasa değişikliğine de bir türlü yanaşmıyorlar.
Hiç şüphesiz bunda bir yanlışlık olmalı.
 
Bu yazı toplam 122 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.