1. HABERLER

  2. KONYA

  3. Başkanlık Sistemi tarihimizde var
Başkanlık Sistemi tarihimizde var

Başkanlık Sistemi tarihimizde var

16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan referandumda ‘Evet’ oyu yüzde elliyi geçmesi halinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilecek.

A+A-

Türk tipi Başkanlık sisteminin tarihimizde örneği olup olmadığıyla ilgili tartışmalar sürerken, Prof. Dr. Arabacı, Türk tipi başkanlık sisteminin daha önce var olduğunu belirterek, İslam’dan önce kengeş meclisiyle başlayan sürecin, İslam sonra da farklı şekilde devam ettiğini söyledi.

img_1877.jpg

16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan referandumda ‘Evet’ oyu yüzde elliyi geçmesi halinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilecek. Geçilecek bu sistemle birlikte Türk tipi Başkanlık’ta yürürlüğe girecek. Siyasilerin tartışı önemli bir konu da Türk tipi başkanlık sisteminin Türk tarihinde olup olmadığı konusuydu. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Caner Arabacı, Türk tarihinde başkanlık sisteminin farklı şekillerde yürürlükte olduğunu belirtti. Türk tarihinin uzun yılları kapsadığını ve İslam öncesi ve sonrası diye ikiye ayrıldığını belirten Arabacı, her iki dönemde de tek başlı bir sistemin yürürlükte olduğunu vurguladı. İslam önce Türk devletlerinin liderlerini kengeş meclisinde seçtiklerini ifade eden Arabacı, “Toplumun ileri gelenleri bir araya geliyor diyelim ki boy beyleri bir keçe üzerine seçilen beyi oturtuyor, havaya kaldırıyor ve bu artık devlet başkanı oluyor. Yani kengeş meclisi İslam öncesi devlet başkanı belirleme şekline baktığımızda Türk tipi başkanlık şekli var. İslam öncesinde bu tür seçilen devlet başkanlarına toplum kut verildiğine de inanıyor. Kut verildiğine inanıldığı zaman, devlet başkanından beklentilerde biraz fazla oluyor” dedi.

KUT ANLAYIŞI VAR

İslam öncesi Türk devletlerinde toplumun seçilen devlet başkanına kut verildiğine inandığını ifade eden Arabacı, kut anlayışının olması nedeniyle devlet başkanlarından beklentilerin de yüksek olduğunu aktardı. Toplumun seçilen başkana itaat ederek uğrunda ölüme gittiğini hatırlatan Arabacı, sözlerine şöyle devam etti: “Zamanında kötülükler yanlışlar üst üste yenilgiler geldiği zaman toplum şöyle düşünüyor, ‘Kut bu adamdan alınmış, artık bizi temsil edemez.’ Devlet başkanlığı bizim uzak tarihimizde milletimiz sorumlu ve icracı devlet başkanı olarak görüyor. Devlet başkanını seçtiği ve belirlediği zaman ona itaat ediyor, onu başbuğ olarak görüyor, uğrunda ölüme gidiyor ama ondan da yüksek beklentilere giriyor. Devlet başkanı toplumun birliğinin sembolüdür, varlığının dirliğinin sembolüdür. Toplumun bu yönelişine layık olmak zorundadır. Layık olmazsa toplum ‘Kut bu adamdan alındı’ diye düşünür ve baştan indirilir.”

İSLAMDAN SONRA DA BAŞKANLIK VAR

İslam’dan sonra da buna kengeş meclisine benzer uygulamaların olduğuna vurgu yapan Arabacı, İslam’dan sonra da bunun İslamileşmiş şekliyle devam ettiğini belirtti. Göktürk ve Hun devrinde görülen kut inancının Osmanlı Devletinde farkı bir uygulamayla devam ettiğini aktaran Arabacı, şunları söyledi: “Mesela Kanuni’nin sıfatı, Zillullah-ı fi'l-arzeyn yani Allah'ın yeryüzünde dolaşan gölgesidir. Bu tabiri Göktürk devrinin Hun devrinin kut anlayışıyla bütünleştirebilirsiniz. Yeryüzünde Allah’ın gölgesi halk arasında nasıl tabir edilir? Baş, başa bağlıdır, baş padişaha bağlıdır, padişah Allah’a bağlıdır. Hedef, padişahın ayak bastığı yerlerdir. Devlet başkanı liderdir, önderdir. Onu takip edersiniz. Birliği orda sağlarsınız. Birlik noktalarının biri de sorumluluk yüklenmiş devlet başkanıdır.”

YETKİ VERİLMİŞ VE SORUMLU TUTULAN BİR SİSTEM

Divanlı bir sistem İslam öncesi kengeş sistemi gibi, Osmanlı devletinde de devam eder diyen Arabacı, “İşin özünde çok yetkilendirilmiş ama yaptıklarından sorumlu tutulan devlet başkanı ve onun altında yine yaptıklarından sorumlu olan bakanlar kurulu vardır” dedi. Cumhurbaşkanlık makamının darbe anayasasıyla yetkilendirilip sorumluluğu tutulmadığını hatırlatan Arabacı, şunları kaydetti: “Türkiye’nin son zamanlarda verilen örneği Ecevit-Sezer dönemi örneğidir. Halbuki biri çok deneyimli bir siyasetçi diğeri de anayasa mahkemesi başkanlığı yapmış bir hukukçu. Ama öyle bir ortam yaşanır ki başbakanın önüne anayasayı önüne atar ve Türkiye bir anda fakirleşme ve bunalıma girer. Kaynak burada sorumsuz bir Cumhurbaşkanı vardır. Tüm ülkeyi ateşe atıyorsunuz ve hiçbir şekilde sorumlu tutulmuyorsunuz. Bu nasıl bir rejim? Hâlbuki bütün üst düzey atamalarda ve yasa kabulünde imzası var. Sorumsuzsa niye o makamda oturuyor. Tıkanıklık çok açık. Darbe anayasasıyla yönetilmek kızartıcı bir durumdur.”

DEMOKRATİK TOPLUMLAR İÇERİĞİ TARTIŞIR

Özgür ve demokrat bir toplumsanız içerikle ilgili tartışacaksınız ifadelerini kullanan Arabacı, “Ayrılık ve aykırılıkları tartışacak ve olgunlaştıracaksınız” dedi. Arabacı, “Bunu siyasi kamplaşma konusu yapmak da bir küçüklük aslında. İçeriğe baktığınız da sorun belli zaten. 35 yıldır darbe anayasasıyla yönetiliyoruz ve değişikliklerle delik deşik olmuş bir anayasa. Bunu tartışmak bile ayıptır.

Mevcut iktidarı sevme veya aleyhtarı olmakla ilgili değerlendirmemek lazım. Mevcut yöneticilerin ömrü ne kadardır? Siyasi ömrü kaç yıldır? Yani sistem kurgulamak, doğru sistem geliştirmek en büyük ihtiyacımız. Siyasal olgunluk düzeyinin üste çıkması gerekiyor. Farklı görüşlerde olmak ve farklı partilere oy vermek anormal değil. Ama bu farklılıkları vatan ve devlet düşmanlarıyla işbirliğine dönüştürebilecek bir aşırılık bizim için felakettir. Vatan bizim. Farklılıkları aşındıracak, aza indirecek, doğrularda buluşacak siyasi olgunluğa ulaşmamız lazım. Çünkü her yer ortak değerlerimizle dolu. Başka Türkiye, başka bayrak, başka istiklal marşı yok. Bunları yıpratıp aşındıracak her türlü çabadan, sözden sakınmamız gerekiyor” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.