1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. BAŞROL YİNE EKONOMİ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

BAŞROL YİNE EKONOMİ

A+A-

Daha önceleri de yazdım.
Benden önceki insanlar, yazarlarda hep söylemiştir.Gelen, gideni aratır sözü herhalde 2017 için çok net bir şekilde söylenebilir. İç ve dışta yapılan mücadeleler ortadadır. Türk ve Müslüman düşmanları  hep birlikte Türkiye’yi bölmek, parçalamak için adeta el birliği, fikir birliği etmiş durumdadır. Türkiye’nin güçlenmesi istenmiyor. Yöneticilerimizi yanılgıya uğratıyorlar ama, Türk Milletini yenilgiye geçmişte olduğu gibi bu  seferde  beceremeyecekler.Yeter ki, bölünmeyelim ve içimizdeki hainleri, satılmışları da, dışarıdaki dost gibi görüne düşmanlarımızı da iyi bilelim.
Savaşların artık top-tüfekten ziyade ekonomik değerler üzerinden yürütüldüğü bir dönemde yaşıyoruz.
Onun için güçlü olmak durumundayız. İsraftan kaçınmalıyız. Milli değerlerimize ve  Türkiye ekonomisine  katkı yapacak işlere destek, ekonomimizi zayıflatacak şeylerden kaçınmalıyız.  Türk Devletinin verdiği silahlı ve ekonomik mücadeleyi görmek durumundayız. Yapılanları iyi yada kötü  iç siyaset malzemesi yapmamalıyız.
Bugün  için ekonomi her şeyin önüne geçmiştir.
İssizlik artıyor, azalıyor.
Enflasyon büyüyor.Tahminler tutmuyor.
Asker sayısı ya da silah sayısı fazla olan değil, ekonomisi sağlam olan ülkeler bu zorlu yarışta ipi göğüslemeyi başarıyor. Bunu başaramayanlar ise hem çevrelerindeki ülkelere, hem de süper güç konumundaki ülkelere bağımlılıklarını her geçen gün daha da artırarak sürdürüyor.
Bu nedenle başta Doğu Akdeniz olmak üzere tartışmalı bölgelerde yürütülen petrol ve doğalgaz araştırmaları nedeniyle fırtınalar kopuyor. Arkasından da giderek su savaşları başlayabilecektir. Suyumuzun değerini de bilmek zorundayız.  Rahmetli Demirel’in dediği gibi,  öyle zamana doğru gidiyoruz ki, bir litre su, bir litre akaryakıt’a eşit olacaktır. Bunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.Bu fırtınalara karşı hazırlıksız olanlar ise ya batıyor ya da kendilerini çekip kurtaracak bir el için yalvarıyor.
Bir ülkeyi karıştırmak için dini ya da siyasi görüşler arasındaki farklılıkları suiistimal edenlerin nasıl işlere yol açtıklarını biliyoruz. Son örnek FETO olayı.
Ama artık bundan böyle daha zorlu bir süreç başlıyor. Belki de başa dönülüyor diyebiliriz. Artık ekonomik avantaj ve dezavantajların acımasızca kullanılacağı, çok daha can acıtılacak bir dönem başlıyor.Kemer sıkmalıyız. Paramızı ve kaynaklarımızı doğru yerlerde kullanmalıyız.
En canlı örneği İran... Uluslararası politikaya yön veren sayılı ülkelerden olan ve bölgede birçok ülke için tehdit arz eden İran'da kısa süre önce patlak veren öfke dalgası, çok farklı yerlere doğru yol alabilir.
Kaldı ki, İran bölgede sözde güçlü ve etkili ama, Türkiye’yi kendisine hep rakip olarak gördüğü için bizimle haklı konularda bile  ciddi şekilde hareket etmiyor.
Son 10 yıldır İran'da zaman zaman ciddi kıpırdanmalar yaşanıyor. Sokaklara dökülen kitleler, iktidardaki mevcut isimlere ateş püskürürken şiddet olayları da peşi sıra geliyor. İran'da bugün sokaklara dökülenler, hayat pahalılığından yana yakınırken yolsuzluk iddialarını da yüksek sesle haykırıyor.
Batı’da Yunanistan eğer  elinden gelse bizim zaaflarımızdan yararlanmak ve bizi yıpratmak istiyor.Türk Milletinin, Türk Askerinin kendilerine indirdiği şamarı ve  9 Eylül’ü unuttular galiba.
ABD'li yetkililerin açık açık 'dolandırıcı' dedikleri İran yönetiminin Avrupa Birliği ile nükleer müzakerelerde çok ciddi bir mesafe kat ettiği bir döneme denk geldi bu gösteriler. İran yönetimi, iddiaları yalanlarken ABD ve İsrail başta olmak üzere dış güçlerin ateşi körüklediğini  herkes görmekte ve bilmektedir.
söylüyor.
ABD Başkanı Trump'ın "Rejimin yolsuzluklarından ve ülkenin varlığını yurtdışında terörizme harcamasından bıkmış olan İran vatandaşlarının barışçıl protestolarıyla ilgili bilgiler geliyor. 
ABD Başkanı, alışılageldiği gibi İran yönetimini küresel terörün sponsorluğunu yapmakla suçlarken İranlılara da "Paralarınız terör örgütlerine akıyor. Uyanık olun" türünden bir mesaj veriyor.
İran, uzun süredir nükleer çalışmaları nedeniyle ağır yaptırımlarla karşı karşıya... ABD, bu konuda hiç geri vites yapmıyor ama, bir söyledikleri, bir söylediklerini de tutmuyor.  İran'ı daha da köşeye sıkıştırmak ve etkisiz hale getirmek için stratejileri uyguladı. 
Birçok İranlı, ülkelerinin enerjisinin Gazze ya da Lübnan gibi meselelere harcanmaktansa ekonomiyi düzeltmeye yönelik kullanılmasını istiyor. İranlı yöneticiler, bir yandan yaptırım sopası diğer yandan gösterilerle bıçak sırtı bir yolda ilerliyor. Bu süreçte atacakları adımlar, sadece ülkelerinin değil bölgenin de kaderini belirleyecek.
İşte 2018 içinde Ocak ayını bitirdik, Şubat ayının ortasına geldik.  TSK ve ÖSO Afrin de ilerliyor. Şehitlerimiz var. Daha bu “Zeytin dalı” harekatı kısa sürede bitecek gibi görünmüyor.  Dostlarımızda, düşmanlarımızda mert değil.  Dileğimiz odur ki, İçeride ve dışarıda Huzurun, mutluluğun hakim olacağı bir yıl olsun istiyoruz ama, zor görünüyor. Ekonomimiz bozuluyor. Direniyoruz. Seçim dönemine girmekteyiz.  Popülizm beklememeliyiz. Devlet ucuz halkçılık yapmamalıdır. 
 

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.