1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Batının Oyunu : Müslümanları Birbirine Kırdırmak
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Batının Oyunu : Müslümanları Birbirine Kırdırmak

A+A-
Olaylar ortaya çıktıkça gelişmeleri geniş açıdan tahlil ettikçe gerçekler ortaya çıkıyor. Öyle bir taktik anlayışları var ki aynı zamanda kendilerine muhalefet eden çevrelere yönelik asgari kayıplarla pastadan en büyük payı kapma yarışındalar. Aslında yapılan Ortadoğu üzerinde yüzyıllardır oynanan oyunların tekerrürüdür. Uykuda ısrar eden ve her fırsatta kendi dindaşlarını hain gibi görüp algılayan bir ümmeti çökertmenin taktiği onları birbirine düşürmektir.

Bugün gelinen noktada hedefin masum İslam ümmeti olduğu ortaya çıkmaktadır. Yaşanan gelişmeler sonrasında günde şehit edilen Müslümanların sayısı her geçen gün artarken gayrimüslim ülkelerde insanların yaşam standardını yükseltmeyi hedeflemekteler. Birkaç dandik patlama ve İslam ülkelerinin aksine ölen 100 – 150 kişi için veryansın ediyorlar. Kopardıkları gürültüler tüm dünyayı sarmakta ve okun ucu kendilerine dönen batılılar feveran etmekteler. İşte bizler burada İslam ümmeti olarak öldürülen tüm sade insanların masum olduğunu ve yeryüzünde yaşayan tüm halkların yaşam hakkı olduğunu yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim ışığında her daim haykırmaktayız.
Türkiye’mizde de gerçekten enteresan olaylar cereyan etmektedir. Kimi üzücü, kimi sevindirici bu olayları şöyle umumi olarak bir gözden geçirecek olursak, insan hakları noktasında adım atması gerekenler İslam ümmetinden ziyade etrafa demokrasi şirinliği gösteren batılılardır. .
Unutmayalım! güzel bir ülkemiz var. Bu ülkede çok sayıda etnik kökenler yaşadığı halde Osmanlı İmparatorluğunda başlayan ve halen yürütülen adalet mekanizması sayesinde sorunsuz bir hayat yaşanmaktalar. İnsanlarımızın bu uyumlu yapısı ve diğer dinlere mensup halklara da eşit davranması her ne hikmetse birilerini oldukça rahatsız etmekte ve ülkemizin hedefine giden yolda olmadık çirkef oyunlar oynayarak bu kararlı yürüyüşümüze son vermeyi amaç edinmektedirler. Bizler, her zaman içimizdeki farklı düşünce, farklı inanç, farklı anlayıştaki insanların hepsiyle barış içerisinde yaşamak istiyoruz. Farz edelim ki, ülke halkının büyük çoğunluğu Müslüman. Fakat Müslüman olmayan veya Müslüman olduğu halde farklı düşünenler elbette olacaktır. İşte bu, büyük ülke olmanın zaruri bir gereğidir. Hiçbir ülke yoktur ki, fertlerinin tümü Müslüman olsun, İslam dışı düşünceye sahip olmayan kimseler bulunmasın. Bu Fatih Sultan Mehmed zamanında da böyleydi, bugün de olması tabii ki normaldir.
Müslümanlar olarak hepimiz kardeşiz. Dindar olmayanlar da vatandaşımızdır. Onlarla da diyaloğa girer ve kardeşçe yaşamasını dinimizin bir gereği olarak biliriz. İhtiyaç hâsıl oldu mu dini tebliğimizi de yaparız. Hidayete ermesi konusunda yetki rabbimizdedir. Bu hususta kimseye baskı ve zorlama asla düşünmeyiz. Herkes inancının gereği neyse o doğrultuda yaşam sürme hakkına her zaman sahiptir.
İslam’ın ilk yıllarında elbette ki sahabenin içinde de farklı düşünenler ve davrananlar olmuştur. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz hiçbir zaman o farklı düşünenleri, farklı davrananları hemen birinci plana çıkarıp farklı düşünceleri sebebiyle ötekileştirmemiştir. Üzerine düşen tebliğ vazifesini yerine getirerek kalplere imani damla düşmesi noktasında rabbimize dua ve niyazda bulunmuştur.
Dinimiz İslam bir denizdir. Onun içerisinde Müslümanlar yaşarken, Müslüman gibi davranmayanların ve düşünmeyenlerin de yaşam hakkı vardır, dinimiz onlara da o yaşama hakkını vermiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), ikiyüzlü münafıkları bildiği halde teşhir etmemiş, onları her daim Müslümanların arasında muhafaza etmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında münafıklar yaşadığına göre ve onlarla idare edildiğine göre günümüzde de bizim gibi düşünmeyenler, bizim gibi inanmayanlar bulunabilir ve onlarında yaşam hakkı vardır. Ta ki ümmete zarar verecek fitnelere tevessül ettikleri takdirde gereği yapılır.
Günümüzün sorunlarından biri budur. Kendisinden olmayanı ötekileştirme yaklaşımı Müslümanlara ait bir uygulama değildir. Ama olur ya aralarından bazıları çıkıp ta İslam aleyhtarı çabalar sarf ederek dinimize zarar vermeyi hedef algılarsa ve dinimizi aşağılayıcı bir takım çabalara girerse onu da yaptığından döndürmek ümmetçe boynumuzun borcudur.
Daha çok Irak ve Suriye’de hortlatılan bir DAEŞ belası var. Bu belanın uygulamalarının dinimizle bir alakası olmadığı gibi diğer insanların dinimize bakış açılarında da ciddi hasar oluşturmakta ve ümmetin birliğini şu ya da bu yollarla hüsrana uğratmaktadır.
Biliyorsunuz, son günlerde bölgemize musallat edilen DAEŞ terör örgütünü Sünni İslam mensubu neferler gibi tanıtarak dinimize yönelik en büyük tehdidin oluşmasına sebebiyet vermektedirler. Şii İran ile Sünni İslam ülkeleri arasında son zamanlarda oluşturulmaya çalışılan havanın temelinde farklılıkları kullanmak suretiyle Müslümanlar arasında ikilik çıkarmak ve ümmeti birbirine kırdırmak gibi iğrenç bir amaç güdülmektedir.
İslam ümmetinin dikkat etmesi gereken en önemli konu, bugünlerde üzerlerinde oynanan oyunlara karşı tuzağa gelmemek ve küffar ordusuna yönelik dimdik ayakta kalabilmeyi sağlamaktır.


 
Bu yazı toplam 102 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.