1. YAZARLAR

  2. Serdar USMAN

  3. Batının Şer Gördüklerinde Hayr Var
Serdar USMAN

Serdar USMAN

Serdar USMAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Batının Şer Gördüklerinde Hayr Var

A+A-
Avrupa her zamanki şebekliğini oynamaya devam ediyor. Geçen hafta elinde ki Zekeriya Öz denen suçluyu Türkiye’ye iade etmeyeceğini açıklayan Almanya’nın yaklaşımını hep birlikte ibretle izledik. Avrupa Birliği ülkelerine göre Türkiye aleyhtarı faaliyette bulunan herkes dosttur. Zihinlerinin derinliklerinde yatan Türkiye düşmanlığında sınır tanımıyorlar. Ülkemizin düştüğü zor durum ve sıkıntılar için göbeklerini kaşıyarak büyük keyif alıyorlar. Nitekim yaşadığımız darbe girişiminde ki duruşları ile düşmanlıkta sınır tanımayacaklarına dair net mesajı da aldık. Bizim yöneticilerimizin AB ülkelerini kullanmaya dönük uzun yıllardır süren çabalarda da başarıya ulaşmış görünüyoruz. Bundan sonrası için Avrupa Birliği’nin Türkiye için anlamı ticarettir. Çeşitli konularda yapılan fikir alışverişidir. Ama kesinlikle AB üyeliği değildir. O halde hedeflediği noktaya ulaşmada emin adımlarla ilerleyen ülkemizin bundan sonrası için Avrupa stratejisi oralardan ülkemize yönelik gelebilecek tüm tehditler karşısında önlemini alabilmektir. İnsanlarımızın İslam dini üzerinde ki yok olup giden hassasiyetlerini daha canlı ve kalıcı yeşertebilmektir. Unutulan imani hassasiyetler üzerinde yeniden yeşertebilmektir. Ülkemizde ki dini hassasiyetlerin büyük oranda kaybedilmesinin temelinde de dış güçlerin büyük parmağı olduğunu anlayamamak açık ifadeyle tam saflıktır. Gençliğimizin benliğini kaybettiği bu günlerde daha da yoğun faaliyetler ve çalışmalarla pırlanta gibi bir neslin yürüyüşüne yol vermek gereklidir.
Üzülerek ifade etmek gerekirse bu bahsettiğim noktalarda ciddi kaybımız var. O kaybın telafisi de çok büyük önem arz ediyor. Yapmacık insani yapımız yüzünden her geçen gün insani ilişkilerinde körelmeye yüz tuttuğu gerçeğini birkaç avuntu ile geçiremeyiz. Hep bunu yaptık son günlerde maalesef. Olan biten karşısında tepkisizliğimizi basit yaklaşımlarla es geçtik. Ama kartopunun büyüyen bir çığ gibi ilerleyişine engel olamadık. AK Parti’nin bu konuda yaptığı girişimler müspet olsa da kısa vadede bu tehdidi bertaraf edeceğimiz zor görünüyor. Manevi uyanış noktasında yapılan ciddi girişimler oluyor. Örneğin İmam Hatip Liselerinin yeniden açılarak canlandırılması konusunda gösterine cühd, belki geleceğe dönük umutlarımızı yeşertiyor olabilir. Ama ailesinden destekli olmayan iman neferlerinin yeniden uyanışında olması gereken noktanın çok uzağında duruyor. Gençlerimizin zihnine yerleştirilen kapitalist mantığın boş olduğunu ve kalıcı ahiret hayatı için anlam ifade etmediğini çok iyi işlemek zorundayız. Başka çaremiz yok. Son günlerde artan suça dönük başlıkları bir düşünün. Ne kadar ürpertici bir noktaya ulaştığımızın farkında mısınız? Artış gösteren cinsel suçların mahiyetinde de korkunç gelişmeler oluyor. Daha 3 yaşında ki çocuğa tecavüz edebilecek kadar gözü dönmüş mantığı yaratan içinde olduğumuz bunalımın en açık göstergesidir. Dedesi yaşında bir adamı o ruh haline sokan gelişmelerin temeline inmek zorundayız. Yarın idam cezası gelir ve idam edilir biter. Ama bu girişim bataklığı kurutacak etkiyi gösterir mi? Maalesef işlenen suçlarda gözünün yaşına bakmadan enjekte edilen bir zehirle yaşamına son verilen ya da elektrikli sandalyede kızartılan veyahut ta gaz odasında soluduğu gazla yaşamına son verilen onca suçlunun cirit attığı Amerika’da bile bunca ağır cezaya rağmen artarak devam eden suç oranlarının temelinde manevi buhran olduğunu tespit etmek sanırım zor olmaz.
İdam cezası getirilmelidir. Suça giden tüm yolar iyice tıkanmalıdır. Uygulamada infazın tehiri bile söz konusu olmamalıdır. Sabit olan suç neticesinde infaz derhal uygulanmalıdır.
Beslediğimiz terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile Amerika’nın beslediği diğer terör elebaşı Fetullah Gülen’de yargılamaları sonucunda suçları sabit olunca idam derhal infaz edilmelidir. Türkiye, bağımsız bir ülke olduğu için hiç kimseye hesap vermek zorunda değildir. Tehdidi hissettiği anda gözünün yaşına basmadan suçluyu infaz eden Kuzey Kore lideri Kim’in ülkesine tıkları çıkmayan sözde batılı dostlarımızın (!) makatları yiyorsa Kim’e karşı net tavır koysunlar da bir göreyim.
O halde bizim her attığımız adımda hop oturup hop kalkan batılıların ülkemizin güvenliği noktasında kalkıştıkları tepki pozisyonları karşısında dik durmayı bilmeliyiz. Biz işimizi biliriz. Doğruyu batılılardan almaya ihtiyacımız yok.
Bugün Fransa’nın kıçı yanınca aldığı olağanüstü hal kararına ses etmeyenlerin Türkiye’de uzatılan OHAL karşısında ağızlarından salya akıtarak duruma müdahil olmaları oldukça manidardır.
Biz bu ülkede manevi kalkınmayı bir şekilde inşa etmek zorundayız. Yani suça giden yolları tıkamakla mükellefiz. Sonrasında da AB ülkeleri ile uzun yıllardır süregelen birlik görüşmelerine de idam cezasını getirerek son vermeliyiz. İkiyüzlü batı dünyası ile içiçe yaşamak bile beni ürpertiyor.
Türkiye’de manevi uyanış süreci başlatılacak. Birilerini mağdur eden cinayet ve cinsel suçlarda idam uygulanacaktır.
Unutmayalım! Batının aleyhimize gördüğü tüm gelişmeler aslında lehimize işlemektedir.
 
Bu yazı toplam 157 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.