1. YAZARLAR

  2. Mehmet BİNA

  3. BAYEZİD BİSTAMİ (K.S) HAZRETLERİ ‘’CENABI HAK BANA ŞU SEKİZ ŞEYİ İKRAM ETTİ!’’
Mehmet BİNA

Mehmet BİNA

Yazarın Tüm Yazıları >

BAYEZİD BİSTAMİ (K.S) HAZRETLERİ ‘’CENABI HAK BANA ŞU SEKİZ ŞEYİ İKRAM ETTİ!’’

A+A-

Bir kişi Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri’ne gelip:
“–Bu makamı ne ile elde ettin?” diye sormuştu. Hazret şu hikmetli cevabı verdi:
“–Şu makam iddiâsını bırak! Lâkin Cenâb-ı Hak bana şu sekiz şeyi ikram etti:
1) Kendimi gerilerde, halkı ise benden önde gördüm. [Tevâzû.]
2) O’nun kullarına olan şefkatimden ötürü, hepsinin yerine Cehennem’de yanmaya râzı oldum. [Sonsuz bir şefkat.]
3) Hayatta hedefim daima, bir mü‘minin gönlünü ferahlanadurmak oldu. [Diğergâmlık, îsâr, din kardeşini kendine tercih etme.]
4) Bugünden yarına hiçbir şey saklamadım. [İnfak, cömertlik, tevekkül.]
5) Allah Teâlâ’nın rahmetini kendimden çok insanlar için istedim. [Cenâb-ı Hakk’ın Rahmân sıfatının kulundaki zirve tecellisi.]
6) Mü’minleri sevindirmek ve gönüllerindeki gamı gidermek için bütün gücümle gayret ettim. [Yalnızların, kimsesizlerin ve matemlerin civârında bulunmak.]
7) Şefkatimden dolayı, karşılaştığım mü’minlere önce ben selâm verdim. [Selâm, din kardeşine duâ etmek, onun hakkında hayır dilemek, gönül almak ve muhabbet vesilesi.]
8) Kendi kendime; «Eğer Allah Teâlâ kıyamet günü beni affedip şefaat hakkı verirse, önce bana ezâ ve cefâ edenlere, sonra iyilik ve ikramda bulunanlara şefaat edeceğim.» diye karar verdim.” (Sehlegî, a.g.e, s. 88-89;
DÜNYA MALI ANLAYIŞINIZ
Biri, Hacı Bektaş Veli’ye
Pir'im, Sizin dünya malı
anlayışınız nedir? Diye sordu.
Hacı Bektaş Veli dedi ki;
Kimsenin ekmeğini yeme, kendi ekmeğini kimseden
esirgeme
Elin açık, gönlün açık, sofran açık olsun.
Ayıpları ört, sırları tut, öfkeni de yut, Hamd et...
ÖMER NASUHİ BİLMEN’İN MÜKEMMEL ZEKÂSI.
1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor.
Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
Ebû Hüreyre’den (r. a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:
- Toprak her insanı çürütür. Ancak kuyruk sokumu kemiği çürümez. İnsan ondan yaratılmıştır ve yeniden yaratılması da ondan olacaktır.

Bu yazı toplam 306 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar