1. YAZARLAR

  2. Dursun Seyis

  3. BEKLENEN SONUÇ
Dursun Seyis

Dursun Seyis

Dursun Seyis
Yazarın Tüm Yazıları >

BEKLENEN SONUÇ

A+A-

Dün siyasette önemli bir gündü.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan yaklaşık 3 yıl aradan sonra 16 Nisan referandumun getirdiği sonuçla kurucusu olduğu AK Parti’nin başına geçti.
Türkiye’de yeni bir dönem başladı.
Bu dönemin adı ise  Partili Cumhurbaşkanlığı.

Köşe yazarlarının bugünkü gündeminde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AKPARTİ 'ye yeniden genel başkan seçilmesi partide bir ivme oluşacak.  Cumhurbaşkanı ve Parti Başkanlığı Erdoğan’ı daha çok yoracak. Genel Başkan Vekilliğine Başbakan  Binali Yıldırım’ın getirilmesi bir anlamda anlaştığı bir kimsenin olması  Erdoğan’a destektir.

Bir değişiklik olmaz ise seçimler 2019’da yapılacak.

Peki AK Parti ve Erdoğan’ı benim tespitlerime göre neler bekliyor. Beklentiler ise oldukça yüksek.

 İşte AKPARTİ’lilerin anlatımıyla, AKPARTİ ’de “zor günler” yaşatacak olan sorunlardan bazıları:

Halk oylamasında sonuç beklendiği  gibi olmadı. Üstelik toplumun bir kesiminde ve  özellikle de CHP ‘de meşruiyet tartışması var. YSK’nın kararları AKPARTİ  tabanında da soru işareti yarattı. Gerçekçi olmak gerekirse  “EVET”  küçük farkla  kazanılmasına rağmen güçlü olunamadı.

Ekonomide ipin ucu kaçtı. Bol keseden harcamalar yapıldı ama piyasalar rahat değil. Bol vaatlerle beklenti yükseltildi. Bütçe disiplini diye bir şey kalmadı. Piyasaları uluslararası finans kuruluşları yönetiyor. Sanayide sıkıntı büyük. Fabrikalar üretimde zorlanıyor.

Kim ne derse desin, referandum sonrası Konya başta olmak üzere AKPARTİ TEŞKİLATI tam bir felaket. 16 Nisan’da çoğu hareketsiz kaldı. Bunun birçok nedeni bulunuyor. Bazısı yorgun, bazısı güvensiz, bazısı inanmıyor. Bazı yöneticiler kişisel çıkar peşinde.

Evet  temizliği yapılıyor. Ancak adil davranılmadığı ve kurunun yanında yaşlarında yandığı bir gerçek.FETÖ bazı örgütlerde hala etkin. “Gizli FETÖ” ciddi sorun. Örgütlerin baştan ayağa yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Siyasiler açık olarak FETO’cu olanlara dokunmuyor veya göstermelik bu işler yapılıyor.

Belki bu sözümden Konyalı belediyeler rahatsız olabilir. Yine de birçok yere göre Konya belediyeleri  daha iyi gibi görünmektedir. Ancak  şehir ve ilçelerde belediyeler dökülüyor. Bunları  saymak istemiyorum.Bu tespiti bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaptı. 2010 yılı öncesindeki heyecan gitti. Herkes kendi çapında rant çabasında. Belediye Başkanları ve üst düzey belediye yöneticileri çok zenginleşti.

Yüzünü gerçeklere dönen belediyeler ve parti üst düzey yöneticileri 16 Nisan'da karanlığa mahkûm oldu! Ellerinde Recep Tayyip Erdoğan gibi sağlam bir zırh varken, milletin kalbine giden yolu tercih etmek yerine, sabahtan akşama kadar twitter da artistik pozlar verdiler.

Fotoğraflarını sosyal medyada sergileyip hizmet gibi sundular. İtimat kulelerini bir bir yıktılar. Bindikleri AK Parti gemisini halkın olmadığı güzergaha yönelttiler. Tayyip Erdoğan,

Binali Yıldırım ve iyi niyetle çalışan bakanlar, milletvekilleri, teşkilatlara rağmen, "EVET" kıyısına varamadılar.Mangalda kül bırakmayan kürekleriyle, Erdoğan'ın sermayesine yürüyorlar şimdi.

AKPARTİ’’de hemen hemen herkes, “Örgütün ve Türkiye’nin bu haliyle 2019 yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak  çok zor olduğunu düşünüyor.

Ve iktidar gözden düşmeye başlayınca, bunların önemli bir kesiminin de kopacağını endişesi var.Önce bir safları seçip, eskisi gibi sıklaştırmak gerek.

AKPARTİ  7 Haziran’dan bu yana ilk kez bir gerileme, bir durgunluk içinde defansif bir tutum takındı..  Bana göre bu ülkeye  güçlü iktidar, güçlü muhalefet gerekiyor. Bu gerçek olursa eğer, siyasetin panoraması baştan sona değişebilir.

AK Parti’deki değişimle yeni dönem başlayacak.AKParti  MYK ve MKYK'nın toplamlarında ele alınıp karara bağlanacak. Erdoğan 'in Başkanlığı yeni bir ivme kazandıracak. Belki AK Parti’nin ilk dönemdeki rüzgarı yeniden estirilecek. Türkiye’nin de buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ama, muhalefette kendisini sil baştan yenilemek zorundadır.

Dün itibariyle AK Parti vitrini yenilendi.Belki Bakanlar Kurulu da yakında revizyona uğrayacak. Reel politik için Avrupa sevdalısı olmak gerekmiyor . Dost ve düşmanı iyi tanımalıyız ve  yaklaşımımız buna göre  olmalı, hava atılmamalı, Donkişotluk yapılmamalıdır. Gücümüzün yetmeyeceği yerlerde mahalle kabadayısı edasıyla konuşulmamalıdır. Referandum sürecinde sözün endazesi biraz kaçmış olabilir. Ama uluslararası ilişkilerin matematiği bize gösteriyor ki, meydanlarda söylenenler meydanlarda kalmalı, ülkeler arası ilişkiler kesinlikle milli çıkarlar perspektifinde yürütülmelidir. Bunun için de öncelikle zihinlerimizde herkesi potansiyel düşman kategorisi içine yerleştiren şablonlar acilen gözden geçirilmelidir.

Türkiye’nin ihtiyacı; bütün dünya ile olan ilişkilerini milli çıkarları üzerine bina ederek ‘açık kapı’ diplomasisi ile dış politikasını zenginleştirmek, içeride ise toplumsal barışı güçlendirmektir. Umarım ki,  bu dönemde Erdoğan yukarıdaki aksaklıkları giderecek çalışmaları yapacaktır.

Bu yazı toplam 389 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.