1. YAZARLAR

  2. Kerim Candan

  3. Ben Halep’te İken!
Kerim Candan

Kerim Candan

Yazarın Tüm Yazıları >

Ben Halep’te İken!

A+A-

Bir vakitlerde adamın biri Halep’e gidip gelmiş. Sonradan her mecliste olur olmaz yerde “Ben Halep’te iken…” diye başladığı sözün ardı arkası kesilmez dinleyenleri bıktırırmış. Bir gün yine bir mecliste sohbet spor, koşudan ve uzun atlamadan açılmış. Bizimki yine duramamış: “Ben Halep’te iken sekiz arşın atlardım…” diye yüksekten bir palavra atmış. Sabır taşı çatlayan dostları:
“Haydi, oradan, nişangâhsız atıyorsun. Sekiz arşın atlamak nerede, sen nerede?”
“Doğru söylüyorum, atladım…” diye ısrar etmiş adam.
“Peki, efendim, öyle ise burada da atla ki görüp inanalım” demesinler mi?
Adam “Yok hayır, ben Halep’te atladım.” demiş. 
İçlerinden biri:
“Canım Halep orada ise arşın burada, atla da görelim ” diyerek adamı susturmuş…

Halep orada ise arşın burada  deyimi, büyük ya da olağanüstü işler başardığını söyleyenlere “hadi yap da görelim, yapabilecek misin?” manasında kullanılır. Böylelikle söylenen şeyin mekâna bağlı olmadığından hareketle de arşının burada olduğu söylenir. 
Bugün yazık ki dün rahatlıkla gidip gelebildiğimiz Halep, Şam, Bağdat ve diğerlerine gitmek için gayri Müslimlerce çizilmiş sanal sınırları geçip gitmek zorunda kalıyoruz. Bu her ne kadar acı verici olsa da halklar nezdinde bu sınırların bir anlamı olmamış olması tek tesellimizdir. Bu sınırları ancak demokratik olmayan Ortadoğu rejimlerinin Batı kuklası yönetimleri önemsiyor. Oysa “Sora sora bulunan Bağdat’a giderken yanlış hesabın ta yine Bağdat’tan döndüğü, yine 19. Yüzyıl döneminde suç işleyenlerin, ihanet edenler veya çeşitli muhalif kişilerin sürgüne gönderildiği Fizan, Libya’nın güneyinde, en uzakta yer alan bir karantina bölgesidir.
Yunus Emre “Gezdim Halep İle Şam’ı, Eyledim İlmi Talep” derken buraların önemli bir ilim merkezi olduğunu anlıyoruz. Bugün yazık ki her iki bölge de diğerleri de tarihi miraslarına ev sahipliği yapmaktan çok uzaktadır…
Halep’e kadar gidip geldikten sonra asıl maksadımıza gelelim. Aslında içinde bulunduğumuz koşullar hikâyedeki “Ben Halep’te iken” diye palavra atan kişiye benzer insanların çokluğudur. NATO ile yaşanan güncel sorunda, sözüm ona yöneticilerimiz, Atatürk’ü anmak yerine anlasaydı, bunları yaşamazdık diye yazılan bir sosyal medya paylaşımına gösterilen ilgi ve teveccüh bu satırları yazmaya sevk etti beni... Oysa Atatürk’ü iyi anladığını düşündükleri yöneticiler de benzer sorunları hep yaşadılar… Konu dağılsın da istemiyorum fakat yazıya başlarken gördüğüm bu paylaşım da yazıma bir yön vermiş oldu…
Anne babalar da çocukları ile iletişim kurarken Halep’e gidip gelen hikâye kahramanımız gibi davranmaktan vazgeçmelidir. Bugün her ihtiyacını karşıladığını düşünüp de çocuklarından potansiyellerinin üzerinde başarı bekleyen anne babaların sayısının azaldığını ümit etmek istiyorum. 
Anne babalar, sürekli kendi başarılarından ya da yaptıklarını anlatıp “Ben senin yaşında iken” diye “Ben Halep’te İken” der gibi iletişime başlamamalıdır. Ebeveynler çocuklarla konuştukları sözcük ve cümleleri seçerek kullanmalıdır. Bu konuşma şekli çocuk ve ergenlerle ciddi bir iletişim engeli oluşturmaktadır. “Ben Senin Yaşında İken” diye konuşmak yerine “Sen Benim Yaşımda Nerede Olmak İstiyorsun” diye soralım da bari bir kariyer planlaması yapmış olalım değil mi? Selam ve dua ile.

Bu yazı toplam 774 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.